Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Düzce Postası Hava Durumu Düzce : 25.8
23.2.2019
Düzce Postası Android Uygulaması
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
A'dan Z'ye akciğer kanseri
Düzce Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Göksan Acar, akciğer kanseri hakkında bilgiler verdi.
Sağlık 2015.01.02 - 16:08:46

 

 

KANSER kelimesinin kökeni latincede yengeç demek olan CANCER kelimesinden gelmektedir.
Kanser kelimesinin kökeni Hipokrat (M.Ö. 460-370) olarak kabul edilir. Hipokrat yara oluşturan ve oluşturmayan tümörleri tarif etmek için carcinos ve karsinom terimlerini kullanmıştır. Hipokrat, kanseri, parmak gibi yayılan çıkıntılarının olmasından dolayı görüntüsünü yengece benzeterek carcinos olarak kullanmıştır.
Romalı hekim Celcus (M.Ö. 28-50) daha sonra Yunanca terimi Latinceye çevirerek cancer (yengeç) demiştir. Akciğer kanseri, akciğer dokularındaki hücrelerin kontrolsüz çoğaldığı bir hastalıktır.
Bu anormal hücreler sağlıklı, normal akciğer dokusu haline gelmek yerine bölünmeye devam eder ve tümör olarak adlandırılan yumru veya doku kitlelerini oluştururlar.
Tümörler akciğerin, kan akımı aracılığıyla tüm vücuda oksijen sağlamak olan başlıca fonksiyonunu engeller. Tümör bir noktada kalırsa ve sınırlı büyüme gösterirse, genellikle iyi huylu (benign) kabul edilir.
Daha tehlikeli veya kötü huylu (malign) tümörler, kanser hücreleri kan veya lenf sistemi yoluyla vücudun diğer bölümlerine göç ettiğinde oluşur.
Tümörün vücudun diğer bölümlerine yayılmasına metastaz(yayılma) adı verilir.
Yani bir tümörün doğrudan ilişkisi olmayan bir organ veya vücut parçasına taşınmasıdır metastaz. Akciğer kanseri, normal bir süreç olan hücrenin DNA hasarının düzeltilmesinin ve kendi kendini öldürmesinin bir gen mutasyonu tarafından engellenmesiyle meydana gelir.
Yani aslında vücutta sürekli programlı bir hücre ölümü yeniden yapımı ve tamiri vardır.
Ancak kanserojen madde dediğimiz bazı maddeler, genetik bozukluklar ve birçok dış etken bu programlı hücre ölümünü yöneten DNA ya hasar vererek hücrelerin düzensiz ve anormal çoğalmasına ve kitle oluşturmasına neden olur. Karsinojenler, DNA’nın hasar görmesinden ve kanserin ortaya çıkmasından doğrudan sorumlu olan maddelerdir. Tütün, asbest, arsenik, gama ve röntgen gibi ışınımlar, güneş ve otomobil egzoz gazlarındaki bileşenler karsinojenlere örnektir. Akciğer kanserlerinin yaklaşık %87’si sigara kullanımı ve tütün dumanındaki karsinojenlerin solunması ile ilgilidir. Pasif içicilik de hücreleri hasarlandırıp kanser oluşumuna neden olabilir. Sigaranın içerdiği kansere yol açabilen başlıca maddeler şöyle sıralanabilir:
Katran (zifir): Sigara dumanı içe çekildiğinde alınan katı parçacıkların toplamına katran ya da zifir denir. Katran çöktüğünde yapışkan, kahverengi bir kalıntı oluşturur. Kansere de yol açabilen birçok kimyasal maddenin bir karışımıdır. Dişlerde, ellerde ve akciğerlerde birikir.
Arsenik: Sigaradaki en tehlikeli maddelerden birisidir. Kansere yol açabildiği gibi kalp ve kan damarlarında harabiyete neden olabilir. Küçük miktarlardaki arsenik aylar, yıllar içinde vücutta birikerek yüksek düzeylere ulaşabilir. Benzen: Endüstriyel bir çözücü maddedir. Kansere ve özellikle de lösemiye (kan kanseri) yol açtığı iyi bilinmektedir. Lösemiye bağlı ölümlerin %10-50’sinin sigaraya bağlı olduğu düşünülmektedir.
Kadmiyum: Pil yapımında kullanılır. Kanserin yanı sıra böbrek ve damar çeperi harabiyetine yol açabildiği bilinmektedir. Ayrıca vücut hücrelerinin DNA’da oluşan hasarları tamir etmelerini de önleyebilmektedir.
Formaldehit: Bakterileri öldürmek, ölü vücutları bozulmadan saklamak ve başka kimyasal maddeleri üretmek için kullanılır. Akciğer ve solunum yolları hastalıklarına yol açtığı düşünülen en önemli zararlı maddedir. Kansere yol açtığı da bilinmektedir.
Polonyum-210: Radyoaktif bir elementtir. Solunum yollarında birikerek doğrudan çevredeki hücrelere radyasyon verebilir. Krom: Sigara dumanında bulunan hegzavalan krom çok toksiktir ve akciğer kanserine neden olabilir. Ayrıca, kansere yol açan diğer maddelerin DNA’ya daha sıkı tutunmalarına ve hasar vermelerine yol açabilir. Boya ve benzeri ürünlerin üretiminde kullanılır.
Polisiklik aromatik hidrokarbonlar: Kansere yol açabilen güçlü kimyasal maddelerin oluşturduğu bir gruptur. DNA hasarına yol açarlar ve hücrelerin kanserleşme sürecinde rol oynarlar.
Ayrıca sigara dumanında bazıları kansere yol açan nitrozaminler, akrolein, asetaldehit, hidrazin ve nikel, kurşun, kobalt ve berilyum gibi metaller de bulunmaktadır. Karbon monoksit: Renksiz ve kokusuz bir gazdır. Kanda oksijeni taşıyan kırmızı kan hücrelerinde oksijenin yerine yapışır. Bunun sonucunda kanın oksijen taşıma kapasitesi düşer ve dokulara ve organlara giden oksijen miktarı azalır. Ayrıca, solunum yollarında temizleme fonksiyonu gören tüycükleri öldürerek akciğerlerin toksinleri temizleme yeteneğini bozar.
Hidrojen siyanür: Zehirli bir gazdır. En büyük zararı kalp ve kan damarları üzerinde gösterir. Ayrıca, karbon monoksit gibi akciğerlerin zehirli maddeleri temizleme yeteneğini bozar. Nitrojen (azot) oksit: Egzoz ve sigara dumanında bulunan bir gazdır. Doğrudan akciğerlere zarar verir.
Amonyak: Amonyak güçlü ve rahatsız edici kokuya sahip bir gazdır, bazı tuvalet temizleme ürünlerinde kullanılır. Bazı çalışmalara göre amonyak nikotinin bağımlılık yapma etkisini güçlendirmektedir. Bu şekilde nikotin akciğere daha kolay girer ve kana daha hızlı ve kolay bir şekilde karışır.
Bunlar dışında sigara dumanı kükürt dioksit, hidrojen sülfit, piridin ve tolüen gibi daha birçok zehirli madde içerir. Mermer, metomorfizma olayı sonucunda kalker ve dolomitik kalkerlerin yeniden kristalleşmesiyle meydana gelmiş bileşimdir.
Bileşimlerinin %90-98'i CaCO3'ten (Kalsiyum karbonat) oluşmaktadır.
CaCO3 kristallerinden oluşan mermerlerde esas mineral “Kalsit” tir
Aynı zamanda az miktarda silis, silika, feldspat, demiroksit, mika, fluorin ve organik maddeler bulunabilir. Epidemiyolojik çalışmalar göstermiştir ki, silis tozuna maruz kalan işçilerin (1) Madenlerde, 
(2) Taşocakları ve Granitte, 
(3) Seramik, Çanak-Çömlek, Cam, Refrakter Tuğla üretiminde
ve 
(4) Dökümhanelerde kansere yakalanma riskleri daha yüksektir. Silika granit, kumtaşı, kireçtasşı ve mermerde bulunur. 
Silika da Akciğer Kanseri artması;
Kümülatif silis tozuna maruziyet,
Maruziyet süresi
Maruziyet yoğunluğunun fazlalığı
Radyografik olarak tanımlanmış silikozis
Silikozis’in başlangıç ve bitiş süresinin takibine bağlıdır. Kanser belirtileri oldukça çeşitlidir ve kanserin nereye yerleştiğine, nereye yayılmış olduğuna ve tümörün büyüklüğüne bağlıdır. Akciğer kanseri belirtilerinin ortaya çıkması yıllar sürebilir ve genellikle hastalık ileri evreye ulaştıktan sonra fark edilir. Akciğer kanserinin birçok semptomu göğsü ve hava yollarını etkiler. Bunlar:
-Geçmeyen veya şiddetli öksürük
-Göğüste, omuzda veya sırtta öksürükten kaynaklanan ağrı
-Alt solunum yollarından öksürükle çıkan mukusun (balgam) renginde değişiklikler
-Nefes almada ve yutmada zorluk
-Ses kısıklığı
-Nefes alırken hırıltılı sesler (stridor)
-Kronik bronşit veya pnömoni
-Öksürükten kan gelmesi veya balgamda kanAkciğer kanseri yayılırsa veya metastaz yaparsa, etkilenen yeni alanda ek semptomlar ortaya çıkabilir. Şişmiş veya büyümüş lenf bezleri yaygındır ve erken ortaya çıkması muhtemeldir. Kanser beyne yayılırsa hastalar baş dönmesi, baş ağrısı veya nöbetler yaşayabilir. Ayrıca, karaciğer büyüyebilir ve sarılığa neden olabilir ve kemikler ağrılı, gevrek ve kırık hale gelebilir. Kanserin böbreküstü bezleri etkileyerek hormon düzeylerinde değişikliklere neden olması da muhtemeldir. Akciğer kanseri hücreleri yayılıp vücudun enerjisini daha fazla kullandıkça diğer birçok rahatsızlıklarla ilişkili semptomların ortaya çıkması muhtemeldir. Bunlar:
-Ateş
-Halsizlik
-Açıklanmayan kilo kaybı
-Eklemlerde veya kemiklerde ağrı
-Beyin fonksiyonu ve bellek sorunları
-Boyun veya yüzde şişlik
-Genel güçsüzlük
-Kanama ya da pıhtılaşmalar
 
TANI
Yaygın görüntüleme teknikleri göğüs röntgeni, bronkoskopi (bir ucunda kamera bulunan ince bir tüp ile hava yollarının incelenmesi), bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ve pozitron emisyon tomografisi (PET) taramalarını içerir. Hekimler fiziksel muayene, göğüs muayenesi ve balgamdaki kanın analizini de gerçekleştirmektedirler. Bu prosedürlerin tamamı tümörün nerede bulunduğunu ve başka hangi organların bu tümörden etkilenmiş olabileceğini saptayacak şekilde tasarlanmıştır. Akciğer kanseri tedavileri kanserin tipine, kanserin evresine (ne kadar yayıldığına), yaşa, sağlık durumuna ve ek kişisel özelliklere bağlıdır. Kanser için genellikle tek bir tedavi olmadığından hastalar bazen bir tedavi kombinasyonu ve palyatif bakım alırlar. Başlıca akciğer kanseri tedavileri ameliyat, kemoterapi ve/veya ışın tedavisidir. Ancak immünoterapi, hormon tedavisi ve gen tedavisi alanlarında yeni gelişmeler de olmaktadır. Yukarıdaki tanı teknikleri ile kanser hücrelerinin çıkarılması ve bunlara mikroskop altında bakılması akciğer kanseri tanısı koymak için tek kesin yoldur. Bu prosedür biyopsi olarak adlandırılır. Patolog, biyopsi ile kanserin küçük hücreli akciğer kanseri mi yoksa küçük hücreli dışı akciğer kanserinin alt tiplerinden biri mi olduğunu belirleyecektir.
 
NASIL ÖNLENEBİLİR?
Belirli davranışlarla yakından bağlantılı olan kanserler önlenmesi en kolay olanlardır. Örneğin, tütün veya alkol kullanmamayı seçmek başta akciğer, gırtlak, ağız ve karaciğer olmak üzere çeşitli kanser tiplerinin riskini belirgin biçimde azaltır. Şu anda tütün kullanıyor olsanız bile, kullanımı bırakmak kansere yakalanma olasılığınızı büyük oranda azaltır. Akciğer kanserinden kaçınmak için alabileceğiniz en önemli önlem sigarayı bırakmaktır. Sigarayı bırakmak özofagus, pankreas, larinks ve mesane kanseri dahil olmak üzere diğer çeşitli kanser tiplerinin riskini de azaltır. Sigarayı bırakırsanız düşük kan basıncı, kan dolaşımında iyileşme ve akciğer kapasitesinde artış gibi ek faydalar elde edersiniz.
Ancak, tütün dumanına maruz kalmak akciğer kanseri için tek risk faktörü değildir. Asbest, radon, silika ve pasif olarak sigara dumanı ile temas eden kişiler için de akciğer kanseri geliştirme riski yüksektir. Ek olarak, ailede karsinojenlere maruz kalmadan akciğer kanseri geliştirmiş bir kişinin bulunması hastalığı geliştirmek için genetik yatkınlığınız olduğu anlamına gelebilir ve genel riskinizi artırır. Kanseri en erken evrede saptamak için tarama teknikleri tasarlanmıştır, böylece birçok tedavi seçeneği kullanılabilecek ve sağkalım oranları artırılacak ve yüksek oranda invaziv prosedürler önlenebilecektir. Çoğu akciğer kanseri hastalığın geç evrelerinde, yayıldıktan sonra ve tedavisi daha zor iken saptanır. Akciğer kanseri için sağkalımı iyileştiren veya lokalize hastalığı saptayan onaylanmış tarama testleri mevcut olmasa da ümit verici araştırmalar yapılmaktadır. Taramayı savunanlar belirli yüksek risk gruplarının taranmasını önermektedir. Bu tanım, sigara kullanımı, önceki akciğer tümörleri veya kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) hikayesi bulunan 60 yaş ve üzeri kişileri kapsar. Olası akciğer kanseri tarama testleri balgam hücrelerinin analizini, bronşların fiberoptik muayenesini (bronkoskopi) ve düşük doz spiral BT taramalarını içerir.
Haberi Yazdır
Yorum Yazın

                                                           Yorumlar                                                            
Doktor Bey, Yazinizi büyük begeni ve heycanla okudum.Herkesin anlayacagi bir uslupla yazmissiniz.Sagolun,varolun.Bende de Ocak 2008 de Akciger kanseri bulundu.Simdi tanriya sükürler cok iyiyim.Ve " Haydi kansere bir tokat da sen at ! cagrisiyla Akcakocada her sene Sükür yemegi veriyor,karinca kaderince hemsehrilerimi karinca kaderince sizlerden ögrendiklerime hemsehrilerimi uyariyorum.Tabii sag olursam bu sene de sükür yemegi verecegim.Uzak degiliz.Sayet gelir bizi aydinlatrma lütfunda bulunursaniz cok seviniriz.
Aydin Akin - 02.01.2015

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%48,19

  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
    
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive