Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Düzce Postası Hava Durumu Düzce : 25.8
21.05.2019
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Çocuklara terör olayları nasıl anlatılır?
Çocuk ve Ergen Psikiatristi-Psikoterapist Prof. Dr. Özgür Öner, terör olaylarının çocuklara nasıl anlatılması gerektiği hakkında bilgi vererek, "Önce çocuğunuzun duygularını kabul edin. Korkuyla başa çıkmanın en iyi yolu durumu kontrol...
Eğitim 2016.-1.2- - 16:08:39

 

Çocuk ve Ergen Psikiatristi-Psikoterapist Prof. Dr. Özgür Öner, terör olaylarının çocuklara nasıl anlatılması gerektiği hakkında bilgi vererek, "Önce çocuğunuzun duygularını kabul edin. Korkuyla başa çıkmanın en iyi yolu durumu kontrol etmek ve bilgi sahibi olmaktır. Çocuklar anne babalarına bakarak nasıl bir tutum alacaklarına karar verirler" dedi. Çocuk ve Ergen Psikiatristi-Psikoterapist Prof. Dr. Özgür Öner, çocukların terör olayları ve bunların basına yansımalarından etkilendiğini, bunun normal olduğunu, süreci anlatırken çocukların korkularını anlayıp kabul ederek yola çıkmak gerektiğini söyledi. "’Korkacak bir şey yok’ demeyin" Prof. Dr. Özgür Öner, "Pek çok şiddet olayı ile beraber yaşıyoruz. Yayın organlarında bu konularla ilgili haberler kesintisiz yer alıyor. Her olayda masum insanların ölümüne şahit oluyoruz. Çocuklar da bu durumdan elbette etkileniyor. Çocuklarınızın normale dönmesini hızlandırmak için duygularını kabul edin. Yetişkin olarak siz de sakin ve kararlı olun" diye konuştu. Prof. Dr. Özgür Öner korkmanın normal olduğunu, çocukların korkularını reddetmemek gerektiğini söyleyerek, "Korkmak normaldir. İnsanlar bombalar patlarken korkar. Bu nedenle, böyle durumlarda ’ne var korkacak’ demek anlamsızdır. Daha iyisi, sizin de duygunuzu ifade etmenizdir. Çocuğunuzun duygusunu kabul etmezseniz bu ona ek bir yük getirecektir. Önce çocuğunuzun duygularını kabul edin. Korkuyla başa çıkmanın en iyi yolu durumu kontrol etmek ve bilgi sahibi olmaktır. Örneğin, korkulacak bir durum olduğu zaman bilgi almaya çalışmak, güvenliği sağlamak, abartılı yorumlara kulak asmamak kaygıyı azaltır. Çocuklar anne babalarına bakarak nasıl bir tutum alacaklarına karar verirler" dedi. "Olaylar sonrasında çocukların herkesi kötü zannetmesi normaldir" "Yaşanan olaylar sonrasında çocukların herkesi kötü zannetmesi normaldir. Onların bu konudaki duygularını anlayarak hareket edin" diyen Prof. Dr. Özgür Öner, "Herkes kötü değildir. Hayatta hem kötü hem de iyi insanlar var ve birçok insan çoğu zaman iyi, bazen de kötü davranışlar gösterebilir. Bu çok önemli ve vurgulanması gereken bir sonuçtur. Yaşanan olaylardan sonra çocuklara en güçlü olduğun zaman bile adaletli olmalısın mesajını vermeliyiz" şeklinde konuştu. "Birlikte güçlüyüz" Prof. Dr. Özgür Öner, "Yaşanan olaylardan çıkarılacak ve çocuklara anlatılacak önemli sonuçlardan birinin de ‘birlikte ne kadar güçlü’ olduğumuz hissini vermektir. İnsanlar ve topluluklar güçlüdür. Aslında bu daha önce pek çok toplumsal olayda da gördüğümüz, bireyin gücünü gösteren bir şey. Buradan çıkaracak ve çocuklarımıza verilecek önemli dersler var. ’Güçsüz değiliz, bir arada olduğumuz ve inandığımız zaman pek çok şeyi başarabiliriz.’" derken, çocuklara bunun anlatılması gerektiğinin de altını çizdi. İnsanların başına kötü şeyler gelebileceğine ama toparlanabileceklerine dikkat çeken Prof. Dr. Öner, "Önemli olan devamlı kendi kendine ne kadar şanssız olduğunu söylemek değil, elinden gelenin en iyisini yapmaktır" dedi. "Çocuk konuşmak istemiyorsa ısrarcı olmayın" "Çocuklar için bugünleri anlamak, yeniden toparlanmak kolay olmayabilir. Kimi çocuk konuşarak aklındakileri, duygularını ifade ederken kimileri tamamen sessizliğe bürünebilir" diyen Prof. Dr. Özgür Öner, "Bu konuyu çocukla konuşurken öncelikle kendiniz sakin ve kontrollü olun. Çocukların yaptığımız yorumları inandırıcı bulması için, kendi aranızda konuşurken, televizyon seyrederken aşırı yorumlarda bulunmaktan kaçının ve model oluşturun. Çocuklarla iletişim kurarken uygun yöntemler kullanmak gerekir, bu nedenle okul öncesi çocuklarla oyun oynarken, resim yaparken ilişki kurmak çok daha kolaydır. Her çocukla mutlaka bu olayları ayrıntılı bir şekilde konuşmak gerekmez; olayların öncesinde daha endişeli bir yapıya sahip olan, çok fazla veya rahatsız edici televizyon veya internet görüntülerine maruz kalan çocukların etkilenme olasılığı daha fazladır. Eğer çocuk sürekli bu konuya takılmışsa, çocukla bu konuda soru sorduğu sürece konuşmak uygun olacaktır. Burada belirleyici olan, anne babanın olay üzerindeki kontrolü, kendi psikolojik durumları ve olayı farklı boyutlarıyla görebilme becerileridir" ifadelerini kaydetti. "Çocukların oyunlarına dikkat edin" Çocukların oyunlarına da dikkat edilmesi gerektiğini vurulayan Prof. Dr. Öner, "Bazı çocuklar travmatik olayları oyunlarında yansıtabilirler. Burada aileler oyuna katıldıklarında oyunu daha olumlu bir şekilde sürdürmeye, oyundaki olaylar üzerinde kontrol sağlamaya ve olumlu bir şekilde oyunu sonlandırmaya, oyunun sonunda ’iyilerin’ kazanması, insanların birbirine yardımcı olması, ’kötülerin’ uygun cezalara çarptırılması gibi konulara dikkat etmelidirler" dedi. Bu belirtilere dikkat Anne ve babalara uyarılarda bulunan Prof. Dr. Özgür Öner, "Travmatik olayların çocukların üzerindeki etkisini belirleyen en önemli faktör, çocuğun kendisinin ve sevdiklerinin olaylardan hangi ölçüde direkt olarak etkilendikleridir. Eğer çocuğun kendisi veya bir yakını yaralandıysa, bir yakınını kaybettiyse, kendisi şiddet olaylarına bizzat şahit olduysa veya yoğun bir korku yaşadıysa daha ciddi şekilde etkilenecektir. Daha önceden psikolojik sorunları olan çocuklar daha da fazla etkilenirler. Aile bütünlüğü bozulan, aile içinde özellikle de anneleri tarafından abartılı yorumlara maruz kalan çocuklarda kaygı belirtileri daha fazla görülecektir" dedi. Prof. Dr. Özgür Öner, yaşananlara ek olarak sürecin doğru yönetilememesinin bazı çocuklarda psikolojik sorunlara da yol açabileceğini söyledi. Prof. Dr. Öner, uykuya geçmede zorluk, sık kabuslar, aşırı kaygı, önceden yapabildiklerini yapamama, sokağa kendisi çıkmama, ayrı yatamama gibi belirtiler varsa çocuklar için psikolojik destek alınmasının da düşünülmesi gerektiğinin altını çizdi.

Haberi Yazdır
Yorum Yazın
  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive
Emlak8