Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Düzce Postası Hava Durumu Düzce : 25.8
22.11.2019
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Celal Erbay Yazdı...
Köşe Yazıları 20.06.2019 - 10:50:42

Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul;

Görmedim, gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer;

Ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul!

Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

Evet sevgili dostlar bu şehr-i mübarek, bu aziz diyar bizlere başta Eba Eyyubi’l-Ensariler olmak üzere ecdad yadigarı kutlu bir vatan parçasıdır. Onu sevmek, ona giden yolların alternatifini çoğaltıp ona kavuşmayı kolaylaştırmak, onu güzelleştirmek bir ibadettir. O, bir tarihin subut belgelerini sergileyen büyük bir vitrindir. Onun varlığından, güzelliğinden, misyonundan, ona sahip olmanın önem ve değerinden haberdardı en son Nebi, Örnek İnsan…  “İstanbul mutlaka fethedilecektir” demiştir ve o feth-i mübini gerçekleştirecek olan orduyu ve onun genç komutanını “onu fetheden asker ne güzel asker, onu fetheden komutan ne güzel komutandır” diye övmüştü.

Öyle zannediyorum ki O’nun payesini belirlemeye yönelik en güzel tarifi Lale Devri’nin büyük şairi Nedim yapmıştı. Şöyle diyordu Nedim: ‘‘Bu şehr-i İstanbul ki bir sengi(taşı) bütün acem mülkine bedeldir.’’ Hani akik, yakut gibi kıymetli taşlar olur ya işte aynen onlar gibi İstanbul’un herhangi bir köşesinde kenara itilmiş sıradan bir taşı bile bütün acem mülküne bedeldir diyor Nedim… Bir de o dönemde acem mülkü denilince kastedilen Osmanlı toprakları dışındaki bütün bir dünya idi.

İşte sevgili dostlar bunun içindir ki, bütün dünyanın gözü İstanbul’dadır. Bu yalnız bugün böyle değil, dün de bu böyleydi. Onun için çok dikkatli olmak mecburiyetindeyiz. İstanbul’la ilgili bir karar verirken geçmişle bugünü birlikte göz önünde bulundurup ona göre reyimizi belirlemek mecburiyetindeyiz. Yalnız bizim medeniyetimiz için değil, geçmişten bu güne kadar bütün medeniyetlerin kalıntılarının en belirgin izleri İstanbul’dadır. Örnekleyecek olursak bizim açımızdan Yerebatan Camii ve onun içindeki Sahabi Kabirleri, Eyüp Sultandaki başta Eba Eyyubi’l Ensari olmak üzere Sahabi Kabirleri ve devam eden dönemlerde her bir Devlet Başkanı’nın adına inşa edilen Selatin Camileri ve civarında medfun bulunan zevatın kabirleri ve kitabeleri… Aynı şekilde bizden önceki dönemi yansıtan, o medeniyet ve kabullenişlerin izlerini taşıyan yapılarda var… Mesela Fener Rum Patrikhanesi ve Heybeli Ada’daki bizden önceki döneme ait kiliseler gibi.

 

PEKİ, BUNUN GÜNÜMÜZE YANSIMASI NASIL OLMAKTADIR;

 

Öncelikle şu hususu gayet iyi bilmeliyiz; artık günümüzün yönetim tarzlarında şehirleri sevk ve idare eden, şehirlerin fizik boyutta şekillenmesine istikamet veren birimler Belediye Başkanlıkları ve nihai yetki sahibi olarak da Belediye Başkanları’dır. Şehirler hangi medeniyetin ince çizgileri yönünde şekillenecek, hangi medeniyetin ruh yapısıyla bütünleşip o beldeyi o şehri yavaş yavaş o medeniyete has ve özgü kılacak, işte buna karar verecek olanlar belediyeler ve onun nihai doruk noktası olan Belediye Başkanlarıdır.

Hiç unutmuyorum 1994 yılında Sayın Cumhurbaşkanımız İstanbul Belediye Başkanı seçildiğinde Batı ve bilhassa Yunanistan çok endişelenmiş ve büyük bir hüzne kapılmışlardı. Endişelerinin sebebini itiraf edip, sonucu bekleyip göreceğiz diye üstü kapalı tehditte bile bulunmuşlardı… Endişeleri neydi biliyor musunuz? Aynen şöyle ifade ediyorlardı: ‘‘Şimdi bu adam bir de Ayasofya’yı Camiye çevirirse! İşte biz bu güne kadarki bütün kazanımlarımızı kaybederiz!’’ Nitekim Erdoğan’ın seçilememesi için kendilerine özgü metodlarıyla bütün elinden gelenleri ardlarına koymadılar… Ama Rabbim dilerse sular büklüm büklüm bükülür, Sakarya’nın sırtına bütün bir Türk Tarihi vurulur. Hâlbuki Ayasofya’nın Camiye çevrilmeye ihtiyacı yoktu… Ayasofya zaten cami idi. Ecdad 1453’de Kostantiniyyeyi fethetmiş, önce adını koymuş, ona İstanbul demiş, beldenin fiziki sembolünü camiye dönüştürerek tabir caizse feth-i mübini tamamlamıştı. Kısaca kâinatın Şahit Örneği, o mümtaz Şahsiyet tarafından övülmüş olan Fethin Kahramanı Fatih Sultan Mehmet Han gerekeni yapmış ve Ayasofya’yı ibadete açarak kendinden sonra gelecek evlatlarına herhangi bir iş bırakmamıştı. Ama Batı her fırsatta organize davranışlarıyla vaktiyle elde etmiş oldukları kazanımlarının devamlılığını temin etmek için kendi lehine yapması gerekeni her zaman yapıyordu. 

Önümüzdeki Pazar İstanbul’da seçim var. Beş yıl süreyle İstanbul’un Şehr-i Emini belirlenecek. Bütün Batı Blok’u, arkalarında en büyük destekçileri ABD olduğu halde yerli işbirlikçilerinin gayreti ile 1994’de millet iradesine kaptırdıkları İstanbul Belediye Başkanlığını geri almak istiyorlar. Bizde istiyoruz ki İstanbul’u bir Şehr-i Emin’e teslim edelim ki; O Şehr-i Emin, tarihi sorunluluk içinde kaldığımız yerden yoluna devam edip İstanbul’u daha güzel noktalara taşısın, onu daha da azizi kılsın.

Ama karşı taraf dış bağlantılarının destek ve teşvikiyle olayları çarpıtarak, tamamen demagog bir anlayış ve metotla, dinleyenlere “dilin kemiği yok” dedirtircesine söz ve ithamlarıyla sonuç almak istiyor. Hedefleri 25 seneden bu yana bu milletin ruh ve mana çizgileri yönünde şekillenmeye başlayan İstanbul’un milletimizi ruh yapısına dönük, millileşme sürecini durdurmak ve tam aksi bir istikametle şehrin, kendi öz çizgilerinden uzaklaşarak kozmopolit Batı anlayışının belirleyeceği çizgi ve motifler doğrultusunda şekillenmesini hızlandırmak.

Dostlar şimdi soruyorum sizlere; biz bu ikilemin neresinde yer alacağız? Elbette İstanbul’un fizik yapısını milletimizin, ruh ve manasıyla bütünleştirip, bu mübarek diyarı Bu Aziz İstanbul’u Yahya Kemal’in Aziz İstanbul’unun ötesine taşıyacak, onu ilelebet Müslüman Türk yurdu kılacak oluşumun yanında, o birlikteliğin içinde olacağız Kimseyi itham etmiyorum ama, Kostantiniyye’nin İstanbullaşmasından, İstanbul’un İslambollaşmasından rahatsız olan bir dış güçler birliği var. Bunlar, sosyal medya vasıtasıyla da çok etkinler. Dış güçler demeti olarak karşımıza çıkan bu güruh kendi başlarına müstakilen seçime girip İstanbul Belediye Başkanlığına talip olamazlardı. Mutlaka Kendilerine yerli bir Partner bulacaklardı. Nitekim buldular da; Ana muhalefet başta olmak üzere biri açıktan diğeri kapalı olarak ilan etmiş oldukları irade beyanlarıyla üç partiden oluşan ve adı Millet İttifakı olan siyası yapının adayı CHP’li İmamoğlu hem dış hem de iç ittifakın Belediye Başkan adayı  olarak karşımıza çıkıyordu… Hedefleri İstanbul’u geri almaktı. İçtekileri bilmem ama dış güruhun asıl amacı 1453’ün acısı içerisinde rövanş almak ve kendilerine yönelik alt yapının oluşumuna zemin hazırlamaktır.

İşte bu manzara içinde Pazar günü İstanbul’da sandık başına gideceğiz. Bu basit bir belediye başkanı seçimi değil, tarihin istikametini belirleme ve milletimizin geleceğine yönelik kurulan tuzakları fark edip bağımsızlığımızı ibra etme seçimidir.

Aziz dostlar ona göre, basit hesapları, kırgınlıkları bir kenara itip ruhumuzu aklımıza hâkim kılarak kararımızı verelim ve İstanbul’umuzun Aziz İstanbul olarak ilelebet kalmasına katkı sunalım.

Kalın sağlıcakla sevgili dostlar…

Haberi Yazdır
Yorum Yazın
  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive
Emlak8