Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Metin Köseer yazdı...
Köşe Yazıları 1.07.2020 - 17:35:55

YAŞAMIMIZ boyunca birçok olaylarla karşı karşıya kaldık. Birçok afetlere maruz kaldık. Birçok tehlikeler atlattık. Yine birçok olaylara şahit olduk. İnsanların yaşamları boyunca daha neler olacak bilmiyoruz.

Depremler, savaşlar, hastalıklar gördük. Haksızlıklar yaşadık, yalanlar söyledik, iftiralar attık, canlara kıydık, kazalar yaşadık ya da şahit olduk. Çok sevdiğimiz insanları kaybettik, kimimiz zengin kimimiz fakir olduk, kimimiz doymak nedir bilmedi, kimimiz şükretti.

Kıskançlıklar yaşadık, kandırdık, dolandırdık, bazen insanları bir kalemde sildik attık. Bazen ucuz malları pahalı sattık, kul hakkı yedik, komşu hakkı yedik diye diye günler, haftalar, aylar, yıllar geldi geçti.

Devamlı ileri gidiyoruz, geri dönüşümüz yok. İstesek te geri dönemiyoruz. Dünya kadar malımız mülkümüz olsa da geri dönemiyoruz.

İnsanoğlunda bir tuhaflık var. Gençlik aldı başını gidiyor. Saygı sevgi kalmadı, çıkarcılık, menfaatçilik, para ön sıraya geçti.

Gezmeyi, lüks içinde yaşamayı hayal ediyoruz. En pahalı elbiseleri giymek, en pahalı takıları takmak, en pahalı telefonları kullanmak, en pahalı otomobillere binmeyi hayal ediyoruz.

En lüks otellerde tatil yapmayı, en lezzetli yemekleri yemeyi istiyoruz. İnsanlara hava atmak, tepeden bakmak istiyoruz.  Evimizde hizmetçiler olsun istiyoruz, öyle özenti içindeyiz ki, öyle hayallerimiz var ki sormayın.

Canımız ne isterse onu yapalım havası var. Yatacağım, gezeceğim saat belli olmasın, bugün canım şunu istiyor, yarın şuraya gideyim diye hayal kuruyoruz.

Paramız olsa da olmasa da hayal içinde yaşıyoruz. İnsanoğlu çok değişti, artık tuhaflaşmaya başladık. Herkes bir yol bulmuş devam ediyor.

Yaşlanmayalım, hasta olmayalım, afetler olmasın, yağmur yağmasın, kafam rahat olsun, sorun istemiyorum, annem babam bana karışmasın, sıkıntı çıkarmasınlar diye yaşıyoruz.

 Artık nostalji takılmayı seviyoruz. Evlenip te emir altına gireceğimize ya da evlenip te ayak bağı olacağına yalnız yaşamak daha güzel diyoruz. Kendi kararlarımızı kendimiz vermek istiyoruz.

Dedim ya insanlar da bir tuhaflık başladı. Aynı kişi ile yaşamak, aynı kişileri görmek insanları sıkmaya başladı. Herhalde buna hızlı yaşamak deniyor. Yani hiç ölmeyecek, hiç hasta olmayacak, hiç zevklerden ödün vermeyecek bir yaşam istiyoruz.

Kimsenin bize karşı öcü gibi bakmasını istemiyoruz. Vücudumuzun her yerine dövme yaptırıyoruz. Vallahi ne olduğunu bilen yok sadece özenti var. Mesela erkekler küpe takıyor niye?

 Rahmetli Cem Karaca’nın bir şarkısı vardı. Bindik alamete gidiyoruz kıyamete diye. Her sözün bir gerçeği olduğu yıllar geçse de ortaya çıkıyor.

Mevlam insanoğluna ne istiyorsa vermiş. Canımızın istediği her şeyi buluyor ve alıyoruz. Kışın karpuz yazın portakal bulabiliyoruz.

Tüm imkânlara sahibiz arkadaşlar, istediğimiz her şeyi yapabiliyoruz. Bizleri üzen tek şey var. Örf ve adetlerimizi unutmaya başladık. Bizleri büyüten, yediren, içiren, okutan anne ve babalarımızı beğenmez olduk.

Artık özgürüz kelimesini kullanıyoruz. Kimseye hesap vermem diyoruz. Ne yazık ki eskiden anne ve babalar bizleri yönetirken şimdi çocuklar bizleri yönetiyor. En acısı da bu oluyor.

Anne ve babaların görevi torun bakmak oldu. Anne ve babalar çocukları evlendirinceye kadar hayatlarından bir şey anlamıyorlar. Tam hayatlarını yaşayacakları zaman ortaya torunlar çıkıyor.

Ve böylece bir insan hayatı yaşayamadan son buluyor.

Ne garip dünya değil mi? Yıllarca gezdik, tozduk, yaşadık ama virüs hastalığı yüzünden 2-3 ayımızı evlerde geçiremedik. Sıkıntıya gelemedik, bunalımlara girdik, psikolojimiz bozuldu.

Ne garip değil mi? Ne hasta olmak istemiyoruz ne de hastalığı kabul edemiyoruz. Çılgınca yaşıyoruz ama yine de doymuyoruz. Hala fantezi arıyoruz, değişiklikler arıyoruz, çılgınlıklar arıyoruz. Bize ters gelen yaşam gençliğe normal geliyor. Daha fazla derinlere girmeden yazımızı burada noktalayalım. Allah aşkına bizlere ne oldu?

Dedim ya insanlarda bir tuhaflık var. Allah sonumuzu hayreylesin.

Esenkalın…

 

 

Haberi Yazdır
Yorum Yazın

                                                           Yorumlar                                                            
Eğitim şart öğretim değil ama eğitim!!!sınav sınav sınav diye diye eğitimi unuttuk ondan
Ece - 3.07.2020

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive
Emlak8