Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Düzce Postası Hava Durumu Düzce : 25.8
10.12.2019
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
İlhami ATASEVER

Bayramlaşmaların ardından!

04.08.2014 - 09:05:37

HERKESİN malumu olduğu üzere Müslümanların bir yılda kutladıkları 2 dini bayram vardır. Bu bayramlardan bir tanesi “Ramazan”, diğeri ise “Kurban Bayramıdır.”

 

Bayramlarda her Müslüman diğer Müslüman kardeşinin bayramını tebrik eder.

 

Resmi kurumlarda bayramlaşma bir protokol dahilinde yapılır. Resmi kişiliği olan üst düzeydekiler bir arada, diğerleri bir arada, siviller bir arada! Neden bu ayrılık? Hiç olmazsa bayramlarda neden iç içe ve yan yana değil. Neden halkın içinde, insanların yanında değil? Halk Valisini, Milletvekilini, Belediye Başkanını, Cumhuriyet Başsavcısını, Alay komutanını neden yanında görmesin? Yeter artık bu ayrılık!

 

Valiliğin bayramlaşma törenine, Belediyenin bayramlaşma merasimine gidiyorsunuz üst kademedekiler yan yana, diğerleri yan yana!

 

Partilerin bayramlaşmasına gidiyorsunuz Milletvekilleri, Belediye Başkanları bir arada, diğerleri bir arada! Vali, Milletvekilleri, Belediye Başkanları, Cumhuriyet Başsavcısı, Alay Komutanı her biri salonun içinde ayrı ayrı yerlerde halk ile beraber, yan yana olsa ne olur?

 

Vali, Milletvekilleri, Belediye Başkanları, Cumhuriyet Başsavcısı, Alay komutanı, vali yardımcıları üst düzey protokol zaten her zaman görev icabı yan yana. Hiç olmazsa bayramlarda halkın içinde, yanında olsalar daha doğru olmaz mı?

 

AK PARTİNİN BAYRAMLAŞMASI!

 

AK Parti il ve ilçe teşkilatları bayramın 1. Günü Düzce Belediyesi Sosyal Tesislerinde Bayramlaşma yaptılar. Bayramlaşmaya çok sayıda partili katıldı. Herşey güzeldi. Fakat oturma düzeni pekiyi değildi. Konuşmacılar çok, konuşmaların bazıları uzun yapıldı. Sanki il divan toplantısı gibiydi. Ak Parti Gençlik Kolları Başkanı, Kadın Kolları Başkanı, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı, Önceki Dönem Milletvekili, Milletvekilleri, Belediye Başkanı, İl başkanı, arada yapılan slayt gösterileri vb.

 

Bayram 3 gün. Herkesin işi var, ziyaretleri var. Havalar sıcak. Günün mana ve önemi ile ilgili kısa kısa konuşmalar yapılsa, konuşmak isteyenlere de söz verilse daha doğru ve daha samimi olmaz mıydı?

 

İmam Hatip Lisesi Mezunlarının bayramlaşması!

 

Düzce İmam Hatip Lisesinden mezun olanlar her yıl pilav günü yaparlar ve her dini bayramda da bayramlaşma yaparlar. Düzce İmam Hatip Lisesi, mezun verdiği yıldan itibaren her yıl bayramlaşma yapar. Türkiye’nin neresinde olursa olsun mutlaka bu bayramlaşmaya katılırlar. Çok güzel bir gelenek!

 

Bayramlaşmanın yapılacağı mekan iyi seçilmeli. Sıcak havalarda özellikle açık hava seçilmelidir!

 

Son yıllarda yapılan bayramlaşmalar maalesef sönük geçmekte! Kuran-ı kerim okuma ile program başlıyor, Dernek başkanı konuşuyor, Milletvekillerine kısa bir konuşma yaptırılıyor program bitiyor. Bu doğru değil. O program sadece Milletvekillerinin konuşması gereken bir program haline getirilmemeli!  O program, o okuldan mezun olanlardan konuşmak isteyenlerin konuşacağı, kendisini tanıtacağı program haline getirilmelidir! Çünkü oraya gelenler birbirlerinin nerelerde çalıştığını, görev yaptığını bilmeleri gerekir. 1960 lı yıllardan beri mezun veren okuldan, Türkiye’nin birçok yerinde görev yapan çok sayıda insan var. Öleni, hasta olanı, emekli olanı, halen çalışanı var. Çeşitli yerlerde görev yapanları var. Mezun olan arkadaşların, kendi okulundan mezun olan ağabeylerinin veya kardeşlerinin nerelerde görev yaptığını bilmeleri hakları değil mi? Daha ziyade mezunların konuşması gereken bir program olması daha doğru olmaz mı?

 

Bayramlaşmaya gelen milletvekillerine tabiî ki söz verilir ama sadece milletvekillerine değil! Programın uzamasından endişe ediliyorsa program takdimi yapılırken konuşmak için söz alacak kişilerin konuşma süresi belirtilir, konuşma yapmak isteyen de bilir ki konuşmanın süresi bellidir. Süreyi aşmaz. Aşan olursa da uyarılır. Bu iş olur biter. Konuşma yapmak isteyen de zaten bunun şuurundadır. Bayramlaşmaya gelen insanlar zaten kendini bilen eğitimli insanlardır!

 

İmam Hatip Lisesi Mezunlar Derneği, bu okuldan mezun olanların nerelerde görev yaptıkları ile ilgi bir veri tabanı hazırlaması gerekir! Pilav günleri ve bayramlaşmaların daha verimli geçmesi için daha farklı şeyler yapmalıdır! Esen kalın.




Yorum Yazın

                                                           Yorumlar                                                            
İshak Beyin Osmanlı hakkındaki görüş ve yorumlarına katılmıyorum.Osmanlıda kim halkı dikkate almış ki.YALOVA KAYMAKAMI MİSALİ.....Yok kılık değiştirip halkın arasına girmişler de falan filan,İstanbulda akşama kadar gezseniz bütün anadolu hakkında ne gerçek kanaatiniz oluşabilir ki.Bunların hepsi rejim propagandaları,zaten osmanlı paşaları evliya değil mi?hepsi cennetlik değil mi?Saray entrikaları,fırıldaklarından bahs edilmiyor.Hele kardeşlerini katliyamdan geçiren padişahları anlatmıyorum.SONUÇ OLARAK T.C YÖNETİMİ İLE OSMANLI YÖNETİMİ HALK KONUSUNDA KIYASLANAMAZ T.C HERZAMAN ÜSTÜN OLMUŞTUR.Bakın babası çok istemesine rağmen oğlunu partisinin başına getirebildi mi?Asla!!!! bunu Tayyib ERDOĞAN bile yapamaz ama Osmanlıda öylemiydi?
Fırat TOPDEMİR - 04.08.2014

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%53,29

SAYIN HOCAM, AĞZINA SAĞLIK.BU KONU YÖNETİMİN HEDEFİNE UYMUYOR,ANCAK KİMSE CESARET EDİP DİLE GETİREMİYOR.CESARETİNİZDEN DOLAYI TEBRİKLER,KÖRLER SAĞIRLAR BİR.. A.. SÖZÜ YAŞANIYOR O.Ç.
O.Ç - 04.08.2014

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%44,52

Osmanlı İmparatorluğunun geçmişte yaşamış ve Osmanlı halkını yönetmiş padişahlarının yönetim tarzı incelendiğinde, halktan kopuk bugünkü anlamı ile protokol yönetimi şeklini tercih ederek halkı yöneten padişahlar, yönetimde pek uzun süre kalamamışlar, ya isyanla yada amiyane tabirle başka alicengiz oyunları ile iktidardan uzaklaşmışlardır.Ama halkla birlikte, halkla içiçe, halk gibi yaşayan padişahlar da bayağı hatırı sayılır uzun bir süre iktidarda kalmışlardır.Padişah iktidarda kendi kalmamış, halk padişahı iktidarda tutmuştur.Yani halk benimserse ömür boyu iktarda tutar, benimsemez ise de akşam kral onur öğlen isyan vs. iktidardan indirir.Bu bir yönetim anlayışıdır.Kişiye göre bu algı değişmemelidir.Ciddi bir yönetici olmak demek, topluma sert bakan, asık suratlı, hiç tebessüm etmeyen yönetici anlamına gelmez.Ciddi yönetici de tebessüm edebilir,halkla selamlaşır,hal hatır sorar, bu onun ciddiyetine zarar vermez, aksine daha saygılı kılar.Yönetici işinde, hitabında, davranışında ciddi olabilir, ancak bunu surat asarak, hiç tebessüm etmiyerek halkla arasına mesafe koyarak yerine getirerek yaparsa, bunun anlamı ciddiyetten ziyade yönettiği toplumla arasına duvar örmek denir ki, yönetici ile halkı arasında oluşan bu duvar zaten başlamadan herşeyi bitirir. Maazallah intihar gibi bişey olur.Ama bazı yöneticiler bunun intihar olduğunun bilincine bile varmaz adeta marifetmiş gibi yapar ki daha başlamadan sonlarını hazırlarlar.Osmanlı bunun en güzel örneği.Bir Kanuni Sultan Süleyman, Bir Fatih Sultan Mehmet nasıl iktidarda uzun süre kalmışlar.Cevap, halk gibi halkla birlikte yaşamışlar,yeri gelmiş padişah gibi, yeri gelmiş tebdili kıyafetle halkın arasına karışıp halkın yaşam tarzını bizzat takip etmiş ona göre yönetim anlaşını dizayn etmiş ve halk gibi yaşamışlar da ondan.Halkla kopuk yaşayan padişahlar da kısa miadlı padişah olmuşlar vesselam.Halk varsa halkın padişahı olur, halk telef olmuş, yokolmuş sa olmıyan halkın da padişahı olmaz.Bu manada padişahlar da kendilerini var kılacak halka da hürmette saygıda gereğini yapmışlar ve karşılığını da uzun süre iktidarda kalarak almışlardır.Kendilerinden çok halkın ne istediğini, eksiklerinin neler olduğunu tespit edip ona göre bir yönetim tarzı oluşturmuşlar.Padişahın ne istediğinden çok halkın ne istediği konusuna yoğunlaşarak halktan fazla konuşmamışlar, hep halkı konuşturup dinlemişler, yönetimlerindeki eksiklikleri de bu konuşmalardan çıkan fikre göre pozitif yönde yeniden şekillendirmişler,hatta kendileri bazen hiç konuşmamışlardır.Siz hiç tedavi için doktora gelen hastaya, derdini sormadan, doktorun kendi fikir ve düşüncelerine göre ilaç yazıp hastayı evine gönderdiğini.Böyle bişey olur mu.Peki bu hasta şifa bulur mu? Hayır Hayır.O zaman hastayı dinliyecez, bol bol konuşturacaz, ve bu konuşmalar sonucunda kendi ilmi ve tıbbi melekelerimizi de ekleyip hastayı tedavi edeceğiz.Yoksa heryerde her platformda hastadan çok konuşan doktorlarla tedaviden sonuç alınamaz, sadece hastayı tedavi ettiğimizi zannederiz.Oysaki hasta iyileşeceğine daha da kötüleşir komaya girer, Allah muhafaza ölür bile.Saygılarımla.
İshak AK - 04.08.2014

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,97

  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive
Emlak8