Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Düzce Postası Hava Durumu Düzce : 25.8
21.09.2019
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Prof.Dr.Celal ERBAY

Huzur evinde, huzura erenler…

06.11.2014 - 08:22:05

SEVGİLİ dostlar; hani bizim kültürümüzün üretip dillendirdiği, güzel bir sözümüz vardır; ”düşmez kalmaz bir Allah…!” diye.Doğrudur diyip,tasdik edecek halimiz yok, bu mana yüklü kısa ve öz cümleleri, tabir caizse asırlar söylemiştir bunları.

 

Dolayısıyla bu tür sözlerin diğer bir adı da ”Kelam-ı Kibar”dır. Bunları kimin söylediği belli değildir. Her kuşağın, düşünce, idrak ve beyan sahibi her neslin bu üretim ve güzellikte payları vardır. Bu sebeple, bu türdeki sözlerin bilhassa şiir halinde, bizlere intikal edenlerin altında, kimin söylediğini bilmiyorum anlamında,”La edri” mahlası düşülür.

 

İşte ben, bu geçtiğimiz Cumartesi günü, Hilmi Çilingir huzurevi ziyaretimde bu sözün, asırların dillendirdiği bu “Kelam-ı Kibar’ın ifade ettiği mananın beşeri realiteye uygun, yüzde yüz doğru olduğunu bir kere daha gördüm.

 

Önceden programımı ona göre ayarlamıştım. Cumartesi günü öğle yemeğinde, Hilmi Çilingir Huzurevi sakinleri ile beraber olmak istemiştim. Zira yemek vaktinde, hepsi orada olurlar, yemekhaneye inerler, ben de bundan yararlanarak her birinin hal ve hatırını sorar, kendilerinden bilgi alır, yapmamız gereken bir şey varsa, biz de geciktirmeden onu yerine getiririz, diye.

 

 

HUZUR EVİNDE ARAYIP DA BULAMADIKLARIM!

 

Benim geçmişte huzurevine ilgimi arttıran, orayla yakından ilgilenmemi gerçekleştiren bir olay vardı… O olay bağlamıştı beni oraya. Sanki Hilmi Çilingir huzur evi benim için bir Yurt, bir büyüğümü, dostumu bağrına basan, onu şefkat kanatlarının altına alan VATAN KUCAĞI idi. 2008 yıllarıydı, Düzce’nin bilhassa yaşlı kesiminin yakından tanıdığı, klasik Düzce terbiyesinin, o tarihî Düzce sosyal yapısının, insan unsurunun canlı temsilcisi, mümtaz şahsiyet örneği, herkesin “haza beyefendi” dediği Talat Ardahan, artık seksenini devirmişti. Hiç evlenmemiş, hayatı boyunca kendini toplum yararına, insanlığın hayrına, komşu, akraba ve yaranın hizmetine, huzur ve mutluluğuna adamış bir dava adamı idi. Ama yaşı icabı onda da, tahammül azalmış, güç zayıflamıştı. Bizzat kendisi hizmete, ilgiye muhtaç duruma düşmüştü.

 

İşte bir kere daha “Düşmez kalkmaz bir tek Allah” gerçeği karşımıza çıkmıştı... Bazı dostlarımın hatırlatmasıyla Ardahan amcayı Hilmi Çilingir Huzurevi’ne yerleştirmiştik. Vekilliğim esnasında ve Vekilliğim sonrası her zaman Talat amcanın ziyaretine gider, hem onun, hem diğer sakinlerin, hem de görevlilerin hal ve hatırlarını sorar, notlarımı alır ve oranın gerçekten huzurlu bir diyar olması için gereken dikkat ve özeni gösterirdim.

 

Fakat, herkes için olduğu gibi, takvimlerden kopan her bir yaprak, O’nu da biraz daha güçsüzleştirmiş ve nihayet 2013 23 Eylül Pazartesi günü Talat amca Cedidiye’den sevdiklerinin omuzlarında, bizleri mahzun koyup Hak’ka yürümüştü. Allah rahmet eylesin. Her gittiğimde gözün ve gönlüm hep arardı onu. Ama ne göz aradığını bulabilir, ne de gönül huzura erebilirdi. Bu gittiğimde de gözüm hep aradı onu, ama giden bir daha geri gelmiyordu. Onun bize yadigar bıraktığı arkadaşları ile yetinip, onlarla dertleşip, hasret gidermenin dışında başvuracak başka imkanımız kalmamıştı.

 

 

DOST VE TANIDIK EKSİK OLMUYOR!

 

Yanımda Kaynaşlı-Şimşir muhtarı Recep Gül olduğu halde 1 Kasım Cumartesi günü saat 12.00 civarında huzurevine geldik. Tahmin ettiğim gibi yatalak olanları hariç bütün sakinler yemekhanede idiler.

 

Teker teker her birini dolaştım, hal ve hatırlarını sordum, huzur ve sağlıklarının ziyadesine dualar ettim. Dolaşma bitince her birini görecek şekilde baş tarafa oturdum ve yemek esnasında seyrettim onları.

 

Çok sakin ve güven içinde hissediyorlardı kendilerini. İsteyenler ilave yemek alabiliyor, çekinmeden meramını görevlilere arz edip arzusunu gerçekleştirebiliyorlardı. Görevlilerin, yemek esnasında onlara göstermiş olduğu anlayış, ilgi ve samimi davranış çok duygulandırmıştı beni. Sanki anne babalarının isteklerini yerine getiriyor ve onlarla ilgileniyorlardı. Bunu görmek ve bu manzaraya şahit olmak beni çok duygulandırmıştı.

 

Beni sevindiren diğer bir husus da, orada bazı tanıdıklarıma rastlamış olmamdı. Benim Yığılca Bekirler köyünden bir Hüseyin amcam vardı. Tanışmamız şöyle olmuştu; Vekilliğim esnasında beni ziyaret için Meclise gelmiş, fakat ben Düzce’de olduğum için görüşemeden geri dönmüştü. Ben de bunun üzerine bizzat Yığılca Bekirler köyüne giderek kendisini köyünde ziyaret etmiş, ayranlarını içmiştim. Şimdi, Hüseyin amca huzurevinde kalıyordu. Klasik halk kültürüne vakıf haliyle, dillendirdiği şiirleri ve seslendirdiği manileriyle huzurevinin neş’e kaynağı olmuştu. Ona, burada rastlamakla çok sevinmiştim.

 

Üstelik elinden her iş geliyor, becerikli, boş durmuyordu. Yün takke örüp satıyordu. Çam sakızı misali harçlığını da çıkarıyordu. Artık burası onun evi, yuvası, huzur kaynağı olmuştu. İşte bu manzara, mutlu etmişti beni. Yine “halk günü” uygulamalarından, yakından tanıdığım, kendisiyle görüşüp, problemlerini gidermeye çalıştığım Düzce Merkez Cami-i Kebir Mahallesi’nden Fevai amcaya da orada rastladım. O da, teyzenin rahmete gidişinden sonra sarsılmış, huzur evinin şefkat ve merhamet kanatlarının altına girerek mutluluğa ermişti.

 

Yine Şimşirli karakter ve şahsiyet örneği Pala Cemal ağabeyin komşuları Mehmet Bayrak, İsa Gül amca ve eşi Firdevs teyzeye de orada rastladık. Onlar da huzurevinin hizmet sunduğu, şefkat ve sevgi ortamında mutlu kıldığı kişiler arasındaydılar.

 

 

TOPLU SOHBET ve ÇAY FASLI

 

Yemek sonrası görevli personelin organizesiyle, huzurevi sakinleriyle salonda bir araya geldik ve karşılıklı sohbete koyulduk. Kimi Düzce’nin merkezinden veya merkez köylerinden, kimi ilçelerinden, kimi de Düzce dışındaki civar illerden gelmiş, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının ilgili birimleri tarafından, belli kurallar doğrultusunda yerleştirilmişlerdi buraya. Her birinin, ama uzun ama kısa bir macerası vardı. Fakat müşterek olan yanları, hepsinin de şefkate, merhamete, sevgi ve ilgiye olan susamışlıkları ve hasretleri idi. Başta söylediğim gibi, düşmez kalkmaz bir Allah idi… Rabbim bizleri himayesine alsın,ummadığımız durumlarla bizi karşı karşıya koymasın.

 

Sohbet esnasında şunu tespit ettim; sakinlerin her biri nazik, saygılı beyefendi şahsiyetlerdi. Onlardan her zaman sabırlı ve metin olmalarını istedim. “İnsanoğlunun başına her şey gelebilir, her şey bizim içindir” dedim. Şu hususun üzerinde de ısrarla durdum; belki yakınlarınızdan beklediğiniz ilgiyi yeterince görememiş olabilirsiniz. Kendisinden beklenti içinde olduğunuz yakınınız, şayet sizi ihmal ettiyse, kaybeden siz değil, onlar olmuştur. Şunu hiç unutmayın, Yaradan bizi birbirimizle imtihan etmektedir. Yakınına, komşusuna, çevresine karşı ilgisiz kalan, sevgisini, şefkatini ve merhametini onlardan esirgeyen ve bu doğrultuda üzerine düşeni yapmayan şahıs, kendisi kaybeder, başkası değil.

 

Allah Devletimize zeval vermesin. Hükümetimiz en gelişmiş Sosyal Devlet telakkisiyle hareket ederek, hem de dünyadaki uygulamaları geride bırakacak tarzda, tesis etmiş olduğu huzur evleri vasıtasıyla şefkat, merhamet, sevgi ve ilgi hasreti içinde ki bu insanlarımıza, sıcak aş, sıcak yuva ve sosyal psikolojinin gerektirdiği bütün hizmetleri sunmak suretiyle onların şefkat ve yuva hasretini dindirmekte ve onların hayata olan küskünlüklerini ümit ve sevgiye dönüştürmektedir.

 

Nitekim gerek huzurevindeki hizmetlerden ve gerekse idareden ve hizmet üreten elemanlardan memnun olup olmadıklarımı sorduğumda, istisnasız hepsi “Allah devletimize, hükümetimize zeval vermesin. Yetkililer ve hizmet sunan kişiler sanki bir aile yakınımızmış gibi bizimle ilgileniyorlar, gerekeni yapıyorlar, Allah kendilerinden razı olsun” şeklinde cevap verdiler.

 

Sakinlerin bu memnuniyeti karşısında, onlar adına yetkililere ve hizmet elemanlarına teşekkürlerimi teyiden sundum.

 

Bilhassa bayan hizmetlilere özel olarak ”huzurevi sakinlerine yönelik sergilemiş olduğunuz şefkat ve ilgi sebebiyle sizleri kutluyorum. Sizler yapmış olduğunuz işin karşılığında her ne kadar belli bir ücret alıyorsanız da, bilesiniz ki; bu yaptığınız hizmet, bu garip insanlara gösterdiğiniz ilgi ve şefkat aynı zamanda bir ibadettir. Sizin asıl ücretinizi Rahman ve Rahim olan Allah verecektir. Sizleri kutluyorum” diyerek kendilerini tebrik ettim.

 

Artık ayrılma vakti gelmişti. Teker teker kendilerini kucakladım, tam “Allah’a ısmarladık, sahibiniz ve haminiz daim Allah olsun” deyip ayrılacaktım ki; bir ses duydum. Başımı kaldırıp baktığımda, Kaynaşlı-Şimşir’den Pala Cemal’in komşusu Mehmet Bayrak, tembihatta bulunuyordu bana; ”Ne olur ayda bir gelin, bizi ziyaret edin, sakın unutmayın bizleri.” Çok duygulanmıştım. Bir ara durakladım, kendimi toparladım. Haklıydı Mehmet Bayrak, gönlü canlı ve aktif kılan, sevgi ve şefkat akülerinin bu tür ziyaretlerle sık sık doldurulmasını istiyordu.

 

Ben de cevap vermiştim Mehmet Bayrak kardeşime; “Söz veriyorum, daha sık ziyaretinizde bulunacağım. Zira sizi ziyaretle ben de kendime geliyor, sizden aldığım enerjiyle gönlümü yeniliyor, ruhumu yüceltiyorum.” Biz her zaman birbirimize muhtacız. Biz birbirimizi sevdikçe, birbirimizle ziyaretleşip kucaklaştıkça, hem madde, hem manada büyüyeceğiz, irileşeceğiz. Bizim diriliğimiz, iriliğimize, dolayısıyla bir ve beraberliğimize bağlıdır.

 

Gelin dostlar bir olalım, iri olalım, diri olalım,

 

Kalın sağlıcakla…




Yorum Yazın

                                                           Yorumlar                                                            
Sizi tebrik ediyorum,Yığılcalı hemşerini köyünde bulmanızdan tutun Kaynaşlıdan Mehmet BAYRAK adlı şahsa vedanıza kadar asalet ve sadakat taşıyorsunuz .Dar ve zor günlerin adamı. halkın en kolay ulaşabildiği vekilimizdin .Allah sizden razı olsun selamlar..Hasan KUDAL
HASAN KUDAL - 06.11.2014

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%46,13

  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive
Emlak8