Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Düzce Postası Hava Durumu Düzce : 25.8
17.12.2018
Düzce Postası Android Uygulaması
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
TURAN ŞAHİN

ALEM GİDER AYA BİZ GİDERİZ YAYA, PARDON ATLA GİDECEĞİZ

19.2.2018 - 09:14:39

Geçmişini unutan geleceğini bilemez.

 

Belediye Başkanımız Dursun Bey, "Atlı zabıta dönemine geçebiliriz" demiş.

 

Bana tam 70 yıl öncesi köy yaşantımı ve biraz da şehir yaşantımı hatırlattı.

 

***

 

Ben o zaman 12 yaşında idim. Benim köyüm Beçi Yörükler köyü, şimdiki Üniversite’nin olduğu yerdir.

 

Köyümüz dört bölümden oluşur. Biraz dağınıktır. İlk giriş Yörükler, devamında Beçi, daha ileri Orhan Gazi diye anılan yerleşim yeri var.

 

Burada bir çınar ağacı var, koruma altındadır. 700 senelik olduğu söylenir. Osmanlı zamanında Orhan Gazi o çınarın altında atları ile oturmuş, dinlenmiş. Orhan Gazi adını ordan almış. Bir de Üniversite’nin Konuralp tarafında Kışla diye anılan Hacı Ali Bey Mahallesi vardır. Hacı Ali Bey benim anne tarafından dedemdir.

 

Hacı Ali Bey’in 10 erkek, 8 kız olmak üzere 18 evladı vardı, şu anda 1 kızı sağdır. Gerisi hepsi rahmetli oldu.

 

Dedem o günlerde o civarda hatırı sayılır, söz sahibi biriydi. Şu anda Üniversite’nin olduğu yer ve civarı fazla yüksek olmayan, bir nevi ormandı. Adı da Güney Dağı idi. O zamanlar köyün nüfusu 500-600 idi, şimdi şehir oldu.

 

O günlerde her sene bir defa öküz arabaları ile Efteni hamamına giderdik. 3-4 araba olurduk, ailece sabah çıkar, bir gece hamamda kalır, ertesi gün dönerdik. Öküz arabaları ile çarşıdan geçerken, "Burası Düzce çarşısı" derlerdi. Çocukluk ya, şaşkın şaşkın bakardık. O anlarda aldığım sevinci, mutluluğu unutamam.

 

O günlerde köylerde yaşantı nasıldı derseniz. Köyde yol yok, elektrik yok, şehir suyu yok. O yokluklar içinde ne yoktu? Hiç birinde isyan vari şikayet yoktu.

 

1,5 metre kar yağar, yol kapanır, kar kendiliğinden eriyinceye kadar tünel gibi bir patika yoldan (7 yaşında) köyden Konuralp’e okula giderdik.

 

Okula giderken de okuldaki sobada yakmak için elimizle soba odunu götürürdük. Ayakkabılar delikti, o günün ayakkabısı da Ankara lastiği idi. Hele bir de cizlavet marka olursa iskarpin olurdu.

 

Gaz lambası altında tütün, demet yapılır, genç kızlar el işleri örgü örerlerdi. Gazı da muhtardan ölçülü alırdık. Bir seferinde gaz almaya ben de gittim. İki litrelik bir şişeyi dört kişi dolduruyordu, biri gaz tenekesini eğiyor, biri şişeyi tutuyor, biri huni’yi tutuyor, biri de yere damlamasın ziyan olmasın diye altına kap tutuyordu.

 

Ama şikayet yoktu. Hele demet bitimi son harmanda evlere helva gelir, bayram ziyareti gibi olurdu.

 

***

 

Gelelim şehire; 12-13 yaşında şehir ile tanıştım.

 

Şerefiye Mahallesi Akçakoca Caddesi yol kenarında babam yeni ev yapmıştı. Her gün evin önünden geçen ortaokul talebelerini seyrederdim. Ortaokul şimdiki yetiştirme yurdunda idi.

 

E-5 yoktu. Ara sıra çarşıya ekmek almaya giderdim. Büyük Cami karşısı PTT yanında fırın vardı, şimdiki İnanç Kırtasiye'nin olduğu yerde köy avlası ile çevrili bahçeli kahve vardı. Orada bir ay garsonluk yaptım.

 

Cami önünde otel vardı, kahve vardı, otobüs yazıhaneleri vardı. Rahmetli Kemal Demir’in muayenehanesi vardı. Beni çok muayene etti, “Koç gibisin” derdi.

 

Polis karakolu cami tuvaletinin arkasında idi, Kuyumcu Sami’nin karşısında halk eğitimi vardı, önünden devamlı su akardı.

 

O günlerde meşhur olan 3 otel, kahve vardı karşı karşıya; Yeşilyurt, Antep, Nalbantoğlu (Yeşilyurt bir ara lokanta oldu). Otobüsler önüne dizilirdi.

 

E-5 çarşı içinden geçiyordu, bir de Ömer’in Hanı vardı. “Bu nedir?” diye sordum, “Parası olmayanlar az para ile burada kalır” dediler.

 

Bir de Bolu yolunda sabahçı kahvesi vardı. Burada da parasızlar sabaha kadar sandalye üzerinde oturturlarmış, eğer uyurlarsa kahveci para istermiş.

 

O zamanlar taşımada kullanılan araçlar, tek atlı at arabaları idi.

 

Vatandaşları taksi gibi taşıyanlarsa faytonlardı. O faytonlarla Akçakoca’ya dahi gidenler olurdu.

 

Perşembe günleri ise köylerden gelen öküz arabaları ile çarşı dolardı. Gaziantep Caddesi zahire pazarı idi.

 

Ve nihayet mesleğim matbaacılığa, akrabam olan Düzce Postası’nda 1951’de başladım. Yokluklar, zorluklarla, mutluluk içinde askere kadar devam ettim, dönüşte kendim iş yeri açtım.

 

İşte benim görüşüm, bildiğim kadar Düzce’nin geçmişteki yaşantısı.

 

Ne kadar güzel söylenmiş söz; PARA İLE SAADET OLMAZ.

 

Allah Rasulu Sevgili Peygamberimiz, "İnsan oğluna bir vadi dolusu altın versen  bir daha yok mu der" demiş.

 

Sevgili Peygamberimize birisi sormuş, “Ben 10 riyal yevmiye alıyorum, yetmiyor.” Allah resulü, “Sen 7,5 riyal al” demiş. Bir müddet sonra yine, “Ya Resulallah yetiyor, ama artmıyor” demiş. Bu sefer “Sen 5 riyal al” demiş, bir müddet sonra “Ya Resulallah yetiyor hem de artıyor” demiş.

 

Şimdi ne anladık bu iki cümleden. Bence;

 

Birincisi; şükür, sabır ve kanaati, yok olan bir insanı, onu toprak doyurur.

 

İkincisi; Allah’a inanan, resulünün yolunda giden, şükür, sabır, kanaat sahibi olan, biri bin edebilen insanın, Allah bereketini artırır.

 

Allah Rasulü'nun hakkında söz ederken onun söylemediklerini söylemek büyük günahtır. Ben hocalardan, vaizlerden duyduklarımı yazıyorum, eksik fazla varsa rabbim beni bağışlasın.

 

***

 

Gelelim atlı zabıtaya, herkesin inancına görüşüne saygım var, ancak at arabasından, öküz arabasından kurtulmuşken, atın dışkısı-fışkısı ile uğraşmayalım, mevcut düzene sağlıklı devam edelim.

 

Allah devletimize ve ordumuza güç kuvvet versin.

 




Yorum Yazın
  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive