Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Düzce Postası Hava Durumu Düzce : 25.8
14.12.2018
Düzce Postası Android Uygulaması
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Aydın F. MARADİT

YA KELEŞ DOĞRUYU SÖYLÜYORSA!

10.4.2018 - 18:14:09

168 bin liralık bir daire parasının 18 metrekarelik iki tuvalete ödenmesi değil mesele.

 

Uydurma bir su perdesi için 320 bin lira verilmesi de değil.

 

Hiç çalışmadan maaş bağlanan bankamatik memurlarına ödenen halkın paraları da değil asıl mesele.

 

Peki, nedir kardeşim?

 

Turistik gezilerde harcanan on binlerce liralar mı?

 

Hayır!

 

Eski Düzce Lisesi’nin bahçesindeki havuza ödenen fahiş bedel?

 

Hayıır!

 

Bir saat kulesine üç kule parası ödenmesi?

 

Hayır hayır!

 

Türkiye'deki binlerce mimar dururken Amerika’da çizdirilen ve çöpe atılan milyonluk projeler?

 

Değiil..

 

Ankara’da bir apartman dairesinin Düzce Belediyesi Ofisi diye kiralanması.

 

O da değil.

 

Eski Başkan Mehmet Keleş’in, “Ben yapılacak işler için karar alırım, bunlara harcanan paralar azmış çokmuş bunları bilmem, bunlardan bana hesap sormayın” diye anlattığı fıkra gibi savunması mıdır peki asıl mesele?

 

Hiç biri değil!

 

Asıl mesele:

 

Say say bitmeyen bunca yağmaya karşı kamuoyundaki tepkilere rağmen…

 

Basından gelen eleştiri yağmuruna rağmen… 

 

İktidar ve muhalif partilerin itirazına aldırmadan… 

 

Ve Belediye’den alacağı olanların yardım çığlıkları altında bile…

 

İnsanların gözünün içine baka baka…

 

Bütün bu şaibeli işlerin sırıta sırıta yapılabilmesi.

 

Yenilerinin de sıraya konulmasıdır.

 

Bu bir vicdani çöküştür.

 

Korkusuzluktur.

 

Ve en korkuncu da nedir biliyor musunuz?

 

Bu yanlışların normal olduğunu düşünen insanların kendisidir.

 

Sizden korkulur arkadaş!

 

***

 

Mehmet Keleş, bundan önceki yazıma verdiği cevapta özetle diyor ki; “Bak ben belediye başkanı olarak sadece para bulurum, ne yapılacağına karar veririm ve yapılıp yapılmadığını kontrol ederim… Bana hesap soracaksan bundan sor. Paradan hesap sorma. Orda yokum ben.”

 

Şaka gibi değil mi?

 

Keleş satır arasında da bunu şöyle açıklıyor: “Şartnameyi mühendisler yazar. Kararı meclis verir. İhaleyi encümen veya ihale komisyonu yapar. Denetimi denetim elemanları yapar. Ödemeyi hesap işleri yapar. Kabulü iş bittiğinde kabul komisyonu..”

 

Yani demek istiyor ki, “Bak ben sorumlu değilim. Kafama göre, bir başıma iş yapmadım.” 

 

Sayın Keleş’e bu anlattıklarından iyi bir fıkra olabileceğini söyledim. Ve “Allah da seni güldürsün” dedim.

 

Siyasal Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi’nde okudum. Yani bu işin okulunda mezun oldum. Ayrıca kamuda görev de yaptım. Anlatmasına gerek yoktu. Yerel yönetimlerin nasıl çalıştığını bilirim.

 

Keleş’in dediklerinin aksine belediye bütçesinin doğru düzgün kullanılmasından, yani para işinden bir numaralı mesul kişi belediye başkanlarıdır. Çünkü icraat makamıdır.

 

Başkanın veya bir üyenin önerisi ile kararı belediye meclisleri alabilir. Ve icra makamı olan başkan da uygular. Ancak uygulama sırasında yanlışa düşmemelidir.

 

Önemli olan şudur:

 

Bir işin usulüne uygun yapılması, o işin mutlaka doğru olduğunun tek kanıtı değildir.

 

Yani şaibeli işlerin çoğu zaten usulüne uydurulur.

 

Hatta diyebiliriz ki, belki normal işlerde ufak tefek usul hataları olsa bile şaibeli işlerde hiç usul hatası yapmamaya özellikle dikkat edilir.

 

Ya da Mehmet Keleş  gerçekten doğruyu söylüyor ve maliyetlerden haberi yok !..

 

O halde Belediye’ye iş yapan birileri onu fena halde kazıklamış; yaptırdığı işlere iki, üç kat fiyat ödetmişler.

 

Tabi bu kazığın bedelini ödeyen de halk olmuş.   

 

Saygılarımla. 

 

...




Yorum Yazın

                                                           Yorumlar                                                            
Adama sorarlar: BİRADER SEN ORADA BOSTAN KORKULUĞU OLARAK MI OTURDUN BUNCA SENE diye... YÜCE ALLAHIM SEN BİZE UTANMA DUYGUSUNDAN NASİBİNİ ALMIŞ, YÜZÜ KIZARAN NAMUSLU YÖNETİCİLER NASİP EYLE...
DUA... - 11.4.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%81,82

Sn. Keleş, eğer bu şekilde bir cevap verecek seviyede ise veya olaylara bakış açısı bu ise Belediye Başkanlığına EHİL BİR İNSAN değilmiş zaten. YAZIK VE GEÇMİŞ OLSUN...Bir kurumda -ki ister kamu ister özel sektör- hele hele seçimle belirli bir süre için gelen belediye başkanı, elindeki kıt kamu kaynaklarını rantabl kullanıp, halka maksimum hizmet götürmek zorundadır. Yapılan ihaleden de, yapılan projeden de, yapılan işlerden ve bunların kalitesinden de sorumludur. Elbette bu işlerin hepsini tek başına başkan yapmayacaktır ama kuracağı ekiplerle ve kuracağı düzen ile bu işleri yapacaktır, yaptıracaktır...Sn. Keleş, eğer belediye kasasından bir memur elini atıp para çaldıysa bu durumdan doğrudan sorumlu olmayabilir. Memurun biri bireysel olarak şeytana uymuş ve para çalmış deriz ama yine de gerekli önlemleri almadığı ve doğru adamı seçmediği için eleştiri hakkımızı saklı tutarız. Ancak seçimle geldiği ve tepeden tırnağa tüm ekibini kendi seçtiği bir yerde tüm başarılardan ve başarısızlıklardan ve ihmal ve yolsuzluklardan, israflardan birinci derece sorumludur... Harcanan, israf edilen para Sn. Keleş in babasının parası değildir, kamu kaynağıdır, tüyü bitmemiş yetimin hakkıdır. Para bulurum demiş...Bulunan para borçtur ve faizi ile birlikte ödenecektir. Kendisi imam hatip mezunudur. İslam kaynaklı referanslara bizden daha vakıftır ama biz yine nacizane hatırlatalım : DİCLE KIYISINDA KAYBOLAN KOYUNUN DA SORUMLUSU : Hz. Ali anlatıyor: "Bir gün Ömer'i, binekli olarak ve telaş içinde, hızlı hızlı giderken gördüm; "Ya emire'l-müminin nereye gidiyorsun?" diye sordum. "Devlete ait develerden biri kaçmış, onu aramaya gidiyorum" diye cevap verdi. O zaman ben: "İnan ki, senden sonra bu milleti idare edecek olanlara ağır bir yük bırakıyorsun! Herkes senin yaptığını yapamaz!" dedim. Bunun üzerine şöyle konuştu: "Hz. Muhammed aleyhissalatü vesselamı, hak peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, Fırat kenarında bir oğlak kaybolsa (yahut bir kurt bir koyunu kapsa) korkarım ki kıyamet gününde onun bile hesabı Ömer'den sorulur!" "Kenar-ı Diclede bir kurt kapsa koyunu, Gelir de adl-i ilâhi Ömer'den sorar onu!"
HAK-HUKUK VE ADALET - 11.4.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%82,14

Düzcede bu kadar boşa harcanan paralar olmuş bir muhalefet partiside çıkmış yanlış yapıyorsunuz demişmiş yada demiştir bu davasını gündemde tutmuşmu hayır ondan sonra düzcede kim haklı kim haksız birbirine karışıyor atı alan üsküdara götürüyor olan düzcelinin boşa giden paralarıma oluyor düzceyi yönetenler düzceye deger katacak yatırım yapmazsalar boşa giden para çok olur çevre illere bakın bolu karabük bartın sakarya hatta Çorum gibi illerdeki belediye başkanlarımın yaptıkları yatırımlara birde düzceye bakın aradaki farkı göreceksiniz düzce kaybederken çevre iller gelişiyor
Ali İhsan Çelik - 11.4.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%75,00

  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive