Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Düzce Postası Hava Durumu Düzce : 25.8
19.7.2018
Düzce Postası Android Uygulaması
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Prof.Dr.Celal Erbay

ANKARA NOTLARI

12.4.2018 - 09:15:32

Sevgili dostlar, geçtiğimiz Salı Ankara’da idim. İki haftada bir Salı günleri gruba iştirak ediyor, hem sıla-i rahim mahiyetinde hasret gideriyor, dostlarla muhabbet tazeliyor, hem de gündemin yansımalarının hatta yarınlara yönelik belirleyici yönlendirmelerin ve gidişatın seyri hakkında malumat sahibi oluyorum. Tabi ki bunun birkaç türden yararını görüyorum… Öncelikle haftada bir siz değerli dostlarımla bu köşede buluşarak, beni hem bedenen,  hem zihnen ve ruhen, hemde olayların yorumu ve yarınlara etkisi açısından izahını yapıp sizleri aydınlatabilmem için benim zinde olmam zorunlu ve gereklidir. 

 

Birde şuanda deruhte ettiğim bir görev var, idareciliğin ötesinde Dekanı bulunduğum Hukuk Fakültesinde Hukuk sosyolojisi dersi okutuyorum. Dolayısıyla Ankara, TBMM, Gurup Toplantıları, tabiri caiz ise hukuk sosyolojisi dersinin laboratuarıdır. Nasıl ki tıp eğitimi açısından öğrenciler için klinik ve hasta müşahedeleri olmazsa-olmaz niteliğinde zorunludur, aynı şekilde hukuk sosyolojisi açısından da sosyal olay ve olguların formel, normatif kalıplara büründüğü Meclis çatısı  ve Gurup Toplantıları da aynı ölçüde pratikliğe de sahiptir. Bizde hem  hasret gidermek hem de arz ettiğim hususlarda pratik sonuçlara ulaşabilmek için Meclis gurubumuzla irtibatımızı devam ettiriyoruz.

 

Birde şu hususu sizinle paylaşmak isterim; bizim Vekilliğimiz hukuken sona erdi, ama fiilen sona ermedi. Gelen vatandaşı geri çevirmemiz mümkün mü? Hayır! adam bir ümitle sana gelmiş.Elinden ne gelirse onu yapacaksın… Hele benim vatandaşa, siz hemşehrilerime “yok” demem, sizi geri çevirmem mümkün mü?” Asla…

 

Son günlere ait 1-2 örnek vereyim, mesela:  Bir hemşehrim 9 Nisan Pazartesi günü  Düzce'den Fakülte’ye geldi, hasret giderdik, meramını arzetti, notunu tuttum grup toplantısında aldığımız notu ilgili Bakana takdim ettim. Yine bir dostum ilgili Bakana mutlaka arzedilmesi gereken bir hususu Pazartesi günü telefonla ricaen bildirdiler, onu da ilgili Bakana not olarak verdim. Yine bir öğretmen hemşehrim karşılaştığı mağduriyetin giderilmesi için yardımcı olmamı istedi, onun notunu da ilgili Müsteşara ilettim.

 

 Bu arada Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Başbakanımıza dualarımı tefhim ederek onların mütebessim bakış ve teşekkürlerine mazhar oldum ve huzur buldum. Herhalde bütün bunlar için Ankara'ya gitmeye değer.

 

 

“BİZ ASKERLERİMİZLE DOĞDUK, ASKERİMİZLE YÜRÜYORUZ!”

 

 

Sevgili dostlar, bildiğiniz gibi geçtiğimiz hafta sonu değil, bir önceki hafta sonu bir grup sanatçımız ve bazı eski sporcumuz askerlerimize moral vermek üzere Hatay’a gitmiş, cepheye inmiş, Afrin harekatına yönelik desteklerini fiilen ortaya koyarak, Türk Ordusuna olan minnet ve bağlılıklarını bizzat askerimizle paylaşmış, o kahraman yiğitlerin şehit olan arkadaşlarının hüznünü birlikte yüreklerinde hissetmiş ve onlara rahmet okumuşlardı. Nitekim birgün sonra da Sanatkarlar Sayın Cumhurbaşkanımız ile birlikte Kırıkhan sınır karakolunu ziyaret etmişler ve Başkomutanlık üniforması içinde Sayın Cumhurbaşkanımız, yanında halka mal olmuş Sanatkarlar olduğu halde askerlere hitaben, yapmış olduğu konuşmayla Milletimizin birlik ve beraberliği yolunda yüreğimize su serperek dosta ümit sunmuş, bu devletin bekasını bu vatanın bütünlüğünü, bu milletin birliğini kendi geleceği için tehlike olarak gören Dahilî ve haricî düşmanlara ise korku salmıştı.

 

Gel gör ki, Sayın Kılıçdaroğlu bundan son derece rahatsız olmuş ve askerimize destek için cepheye giden sanatkarlarımızı kınamış ve hatta onlara karşı hakarete varan beyanlarda bulunmuştu. Elbette ki kötü söz sahibinindir. “Şecaat arzedeken merd-i Kıpti sirkatin söyler” demişler. Dolayısıyla bu milletin ister sanatkar ister vasıfsız bir ferdi olsun, milletin ordusuyla bütünleşmesinden rahatsızlık duyması, ancak ve ancak PKK’yı, PYD’yi ve YPG’yi memnun eder, sevindirir.

 

Nitekim, Kılıçdaroğlu bunu anlamış olacak ki, Hatay’a gideceğini açıklamış. Sayın Cumhurbaşkanımız da “Hayırdır yahu, günaydın… Postalın eksikse postal gönderelim. Olur ya, parka falan eksikse onu da gönderelim” ifadeleriyle bir hafta önce askerine moral vermek için sınıra kadar giden sanatkarları kınayan hatta hakarete varacak derecede beyanlarını abartan bir ana muhalefet liderindeki dönekliği çağrıştıracak bu değişime vurgu yapmış ve Sayın Kılıçdaroğlu’nun meşhur “Adalet Yürüyüşü”nde PKK’nın siyasi uzantılarıyla kolkola yürüyüşünü hatırlatırcasına “Bu ülkede biz askerimizle doğduk, ASKERİMİZLE YÜRÜRÜZ” diyerek milletimizin hissiyatına tercüman olmuş, ŞÜHEDA’nın ruhaniyetini teskin etmişti.

 

 

GUTA’DA, DUMA’DA NELER OLUYOR?

 

 

Sevgili dostlar, ister baba Esad, ister oğul Esad olsun, bunların her ikisi de sabıkalıdır… Baba Esad kendi zamanında Hama Humus’da Sünni Müslüman kesimi, kimyasal silah kullanarak tabir caizse helak etmişti. Oğlu da aynı… Armut dibine düşer… Dürzî anlayışın kendi dışındaki inanç ve kabullenişlere hayat hakkı tanıması mümkün mü? Asla… Katlettiği insanların sayısı milyonlara ulaştı. Yalnız Doğu Guta’da geçtiğimiz ay öldürülen sivillerin sayısı 1000’nin üzerinde... Peki iddia edildiği gibi kimyasal silah kullanılmış mıdır? Hiç şüpheniz olmasın… Peki kim kullandı? İşte o meçhul… Suriye mi, Rusya mı yoksa Türkiye’yi Suriye masasından def etmek için ABD gizli örgütü CIA mı?

 

Her kafadan bir ses çıkıyor… Bilinen şu ki; BM Güvenlik Konseyinde Rusya, ABD’nin karar önergesine geçit vermedi, ABD’de Rusya’nın teklif ettiği karar önergesine geçit vermedi.. Peki Ankara olaya nasıl bakıyor? Ankara, endişeli ve itiyatlı… Bir kere Rus Dışişleri Bakanının Afrine yönelik “Türkiye Afrin’in gözetim ve güvenliğini Esad’a teslim etmeli” mealindeki açıklaması Türkiye’nin sinir ucuna dokundu ve Sayın Cumhurbaşkanımız “Afrini kime ne zaman teslim edeceğimizi biz gayet iyi biliriz… Onun, ne zaman olacağına da biz karar veririz, Lavron değil…” şeklindeki açıklamalarıyla tepkisini ortaya koydular.

 

Ankara’da şöyle bir yorum da göz önünde bulunduruluyor… Türkiye’nin Rusya ve İran’la yaklaşması, son Ankara buluşmasıyla, Suriye’deki savaşın, karşılıklı dengelerin de göz önünde bulundurularak sulhen sona erdirilme temayülünün belirmesi ve bu üç liderin dünya kamuoyu önüne elele vererek, üç elin bir ele dönüşmüş haliyle ekranda çıkması, üstelik bir ay sonra Tahran’da buluşacaklarının açıklanması, ABD ile AB’yi çok rahatsız etti… Deniliyor ki ABD ile AB, bu üçlü ittifakı parçalamak, Türkiye’yi onların yanından koparmak, bilhassa Fransa ve  İngiltere'nin  Suriye masasındaki etkinliklerini arttırmak  ve  bölgede Türkiye  ile İran’ın elini zayıflatmak için CIA tarafından düzenlenmiş bir tezgahtır.

 

Öyledir veya değildir, bugün yarın ortaya çıkar. Boşuna dememişler “Karamanın koyunu sonra çıkar oyunu” biz de bekleyip göreceğiz, ama devlet her ihtimali göz önünde bulundurarak tedbirini alacaktır. Nitekim bizim gerek Kuzey Irak’ta gerek Kuzey Suriye’de ve gerekse yurt içinde terörist eşkiyaya karşı harekatımız devam ediyor. Zeytin Dalı Harekatını kapsamında etkisiz hale getirilen terörist sayısı 4071 Kuzey Irak’ta etkisiz hale getirilen terörist sayısı 347, yurt içinde etkisiz hale getirilen terörist sayısı ise ’dir. Bu tepki bütün bir milletin tepkisidir. Millet adına cephede Devlet, gerekeni yapıyor ve millet ile olan bütünlüğünü pekiştirerek üst seviyelere taşıyor. Artık bunu dost düşman, anlamayan kalmadı.

 

 

MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATINI TEBRİK EDİYORUM

 

Gizli haber alma örgütü bir ülkenin sırlarını toplayıp muhafaza eder. Devletinin bekası ve bütünlüğünün teminine yönelik ilgili birimlerine arındırılmış ayne’l yakın bilgi ve sonuç alıcı formüller üreten birimlerdir. Bizdeki bunun kısaltılmış adı MİT’tir. MİT, geçtiğimiz günlerde önemli sonuçlara imza attı. Bu yüce devleti başkalarına peşkeş çekmek için yıllarca Allah rızasının arkasına sığınarak Milletin kanını emen, oluşturduğu alternatif ve paralel eğitim kurumlarıyla gençliğimizi ve üretken beyinlerimizi ele geçirmeye çalışan, bu doğrultuda yavaş yavaş kendisine bağlamış olduğu, iradesi ipotekli güruhuyla devletin ordusunu, polisini, yargısını, eğitim kurumlarını zaptetmeye çalışan ve 15 Temmuz harekâtıyla  250 vatan evladının canını alan FETÖ mensubu 6 zanlıyı Kosova’da, 3 zanlıyı da Gabon’da paketleyip Türkiye’de yargıya teslim etti. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi nereye kaçarlarsa kaçsınlar Devlet kovalayacaktır onları.

 

 

ÇOCUK İSTİSMARINA ÜST CEZA SINIRI GELİYOR!

 

Bu hususta ilerideki haftalarda daha geniş olarak meseleyi ele alacağım. Şimdilik şu kadarını söyliyeyim, bizim ülkemizde, bizim kültür ve inanç ortamımızda çocukların suistimali ve onlara yönelik dillendirmeye haya ettiğim çirkin davranışlar, en ağır şekilde cezalandırılacaktır.

 

Bu doğrultuda gereken yasal düzenleme yoluna girmiştir. İnşallah mecliste oy birliği ile kanunlaşacaktır… Subuta eren, niteklikli suçlara 40 yıla kadar ceza verilecek. Bazı şartların varlığı halinde ise ceza müebbet hapse de dönüşebilecektir.

 

Çocuklarımız Rabbimizin bize lütfettiği göz aydınlıklarımızdır. Devlet, aile, okul-öğretmen üçlüsü el ele vererek onları en iyi şekilde yetiştirmek bizim için öncelikli ve başkasına asla devredilemeyecek temel görevimizdir. Bu yolda hepinize başarılar dilerim… Kalın sağlıcakla sevgili dostlar.

 

 

                                                                                                 

 




Yorum Yazın

                                                           Yorumlar                                                            
Hocam çok şükürler olsun imanlı gençler yetişiyor ve askeriyle, vatandaşıyla, sanatçılarıyla devletimizle el ele ülkemize yardımcı olmaya çalışıyoruz. İmansız bir eğitim kolonsuz binaya benzer, ne kadar süslü olursa olsun yıkılmaya mahkumdur. Ama ne yazıktır ki bazı okumuş ve ahlaktan nasibini almamış olanlar buna delildir. Bediuzzaman Said Nursi Hazretleri der ki, insanda yok ise edeb, neylesin medrese mektep, okuyup alim olsa yine merkep yine merkep. "Vicdanın ziyası(ışığı,nuru), ulûm-u dîniyedir(din ilimlerdir). Aklın nuru, fünun-u medeniyedir(medeniyet ilimleri). İkisinin imtizacıyla(birleşmesi ile)hakikat tecellî(ortaya çıkar) eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz(yükselir) eder. İftirak(ikisi ayrıldıkları) ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder.
Hakikat peşindeki adam - 15.4.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

Allah kaleminize zeval vermesin inşallah sizler gibi insanlar ve onların yetiştirdiği gençlerle islam dünyası birgün kendilerinin ne kadar asil insanlar olduğunu anlayacaklar
RASUL ÇAVDAR - 15.4.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%47,06

Kusura bakmasınlar ama sanatçıların Cumhurbaşkanımızla el ele ve bir yerde fotoğraflanması ve askerlerimize moral vermesi anamuhalefeti neden bu kadar rahatsız ediyor anlamadım. Oraya ziyaret gerçekleştiren sanatçılarımızın reklama, yalakalığa ihtiyacı yok ki. Bu zaten çok korkunç ve çirkin bir söylem olur onlar için. Cumhurbaşkanımızın torpiline, lütfuna ihtiyacı olmayan sanatçılar onlar. Zaten onlar neredeyse her gün çuvalla para kazanan sanatçılar. Yani bu fotoğraf anamuhalefeti neden bu kadar rahatsız ediyor anlamış değilim.
Raşit Ahıskalı - 15.4.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%45,00

Hocam siz, size geleni geri çevirmediniz şimdiye kadar. Samimiyetimle söylüyorum Yüce Rabbim sizden her iki cihanda razı olsun. Hiçbir zaman banane diyerek gözardı etmediniz. Bunun ecrini Rabbimden kat kat vermesini diliyorum. Ama üzüldüğüm tek nokta var, Ankara'da sizin en az 3 öğrenciniz var Marmara İlahiyat Fakültesi'nden, sizleri ziyaret etmek isterler geldiğiniz zaman burada. Sizinle irtibata geçerek bilgi alalım, şayet hangi günler geleceğinizi bilirsek ziyaretinize gelmek ve dualarınızı almak isteriz. Hem Sayın Cumhurbaşkanımızla veya Başbakanımızla buluşma imkanımız da olabilir sizin sayenizde kimbilir!!! Onun teveccühünü kazanmak ve görüşmek bizim için büyük onur olacaktır. Gelelim sanatçılarımızın Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte sınırdaki buluşmalarına. Hocam eskiden sanatçılarımızla siyasetçilerimizin bir arada bulunmaları vuku bulmamış bir şey olduğu için şimdiki sevgi ve kaynaşma, birliktelik fotoğrafı nedense bazılarını raahatsız ediyor. Onlar alışmışlar sanatçıları devletin karşısında görmeye, meyhanelerde ve eğlence yerlerinde görmeye. Ama devletin reisi ile, devleti yönetenlerle bir arada görünce zorlarına gidiyor. Çünkü hep kendilerinin yanında görmeye alışmışlar ve bu da işlerine gelmiyor.
Ruşen Alioğlu - 15.4.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

Hocam Ankara'ya gelmişsiniz keşke haber verseydiniz sizi ağırlamak isterdik. Saygılar sunar, işinizin kolay olmasını dilerim.
Ruşen Alioğlu - 15.4.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%52,63

  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
izmir sex shop    izmir sex shop
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Künye
İletişim
Yukarı
Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2016 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Bize Ulaşın Düzce Postası Kurumsal