Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Düzce Postası Hava Durumu Düzce : 28.4
24.6.2018
Düzce Postası Android Uygulaması
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Prof.Dr.Celal Erbay

ORUÇ MEKTEBİ

7.6.2018 - 09:13:35

SEVGİLİ dostlar güncel olayların yoğunluğundan zamanın sesine kulak veremedik… Halbuki zaman dostluğu, kardeşliği, birliği-beraberliği, cömertliği, merhameti seslendire seslendire gelmiş ve her birimizin hanesinde emir ve komutayı ele alarak varlığını göstermiş, “sahur” “iftar” adı altında öğünleri ikiye indirmiş, bu arada hiçbir şey yememeyi içmemeyi kurallaştırmış, yalnız “yemeyin-içmeyin” emirleriyle midemize hükmetmemiş, gözümüzü kulağımızı dilimizi de zapturapt altına almış, hatta fitne fücurdan arınmış bir şekilde hep iyilikleri güzellikleri düşünüp dostlukları geliştirip kardeşliğimizi pekiştirmeye yönelik kalbimizi ve gönlümüzü de emir-komutası kapsamına almış…

 

Diyeceksiniz ki, “nerede kaldınız hocam!” Haklısınız, hakkı zatında öncelikle zamana kulak vermeliydik, ama biz güncel gündemle meşgul olmayı yeğledik… Kusura bakmayın, hakkınızı helal ediniz… Artık o özel zaman dilimi, yavaş yavaş toparlanıyor, bugün itibariyle bizleri şereflendireli tam 23 gün oldu… Farkında mısınız, günlük davranış alışkanlıklarımız onun kuralları doğrultusunda dönüşüm sürecine girdi sanki… Artık sahura daha rahat uyum sağlıyor, iftar sofrasının hazırlıklarını görene ve çatal-kaşık şıkırtılarını duyana kadar açlığımızı susuzluğumuzu hissetmiyoruz bile… Önümüzdeki Pazar’ı Pazartesi’ye bağlayan gece 1000 aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi… Ondan sonra da o kutsal zaman diliminden geriye kalan üç tam gün, sahuruyla-iftarıyla, günüyle-gecesiyle… Haftaya bugün 14 Haziran Perşembe BAYRAM… Boşuna dememişler sayılı günler çabuk geçer diye.

 

 

ETKİ ALANI GENİŞ BİR MEKTEP

 

HANGİ örgün veya yaygın eğitim-öğretim kurumunu ele alırsanız alınız, her birinde ana hedep eğitim-öğretime tabi tutulan kitlenin bilgi eksikliğini gidermektir. Öğrenime tabi tutulan kitlenin kendilerine verilen bilginin davranışlarına yansımasını temin etmek için bunun dışında “staj, hizmet içi eğitim” gibi başka programların uygulanması zorunludur. Kaldı ki verilen bilginin karaktere yansımasını temin edecek bugüne kadar beşerî bir sistemin bulunduğunu da söylemeniz mümkün değildir.

 

Oruç mektebi ise bizi yalnız midemizle değil bütün varlığımızla ele alıyor, maddeden manaya geçişimize yardım etmekle ruhumuzu yüceltiyor, nihaî olarak bizi tabi tutmuş olduğu nefis terbiyesi ile ruhumuzun yüceliğine ters düşen kabulleniş ve duygulardan arındırarak gerçek özgürlüğümüzü kazanmamızı sağlıyor. İşte biz hep bu sayede birbirimizin kırıcı davranış ve sözleri üzerinde ısrarla durmuyor birbirimizi kucaklıyoruz. Oruç sayesinde açlığın-susuzluğun ne demek olduğunu fiilen yaşayıp gördüğümüz için lokmamızı garip-guraba ile paylaşıyor, en büyük huzuru da kurmuş olduğumuz dost sofraları etrafında yaşıyor ve algılıyoruz.

 

Burada bir hususa vurgu yapmak istiyorum; dünyadaki siyasî ve iktisadî rejimlerin ana belirleyici unsuru, mülkiyete yönelik kabullenişleridir… Kabalamasına belirlemelerle ferdî mülkiyeti kabul eden Kapitalizm, iki-üç günden bu yana aç-susuz kıvrım kıvrım kıvranan garip-gurabanın karşısında kuzuyu kızartır yer artanını da –affedersiniz-köpeğine verir, ama bir parça da olsa karşıdan kendisini seyreden zavallı aç-susuz garibe vermez, “Mal benim değil mi, ister yerim, ister atarım” diyerek kendini savunur. Liberalizm “sosyal devlet” anlayışı içinde bunu biraz yumuşatmıştır.

 

Bu anlayışa tepki olarak doğan Marksizm ise ferdî mülkiyeti tamamen reddederek kollektif mülkiyet anlayışını benimsemiş ve başta toprak olmak üzere bütün üretim araçlarını devlete geçirmiş, işçi sınıfını hakim sınıf ilan ederek devletin yönetimini işçi sınıfına vermekle kapitalizm ve liberalizmden öç almaya kalkmıştır.

 

İslamın mülkiyet anlayışında ise temelde mülk Allah’ındır, pratikte ise özel mülkiyet esastır. Yalnız bizim elimizdeki mülk emanet hükmündedir. Allah’ın bize nasip ettiği para, menkul, gayrimenkul mal varlığımızı Allah’ın rızasına ve belirlemiş olduğu ilkelere ve aynı zamanda kamu yararına ters düşmeyecek şekilde kullanmak mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde emanete aykırı davranmış oluruz. Diğer bir ifade ile emanete ihanet etmiş oluruz. Bu itibarla bizlere emanet olarak nasip edilen bu malvarlığını kullanırken tüketirken garip-gurabayı gözeterek hem Allah rızasını elde etmeye, hem de kamu yararına özen göstererek toplumsal huzura katkı sunmaya çalışacağız.

 

Asıl söylemek istediğim husus şu; Yaradan Rabbimiz, zekat ve fitrelerimiz ile bize garip-gurabayı gözetmemizi emrederken, oruç emriyle de bizim yılda bir ay sahurdan iftara kadar aç susuz durmak suretiyle bizzat garip-gurabanın halini bize yaşatıyor ve adeta beynimize şu uyarıyı kazıyor: “Sen senede bir ay, belli saatler arasında bu açlık ve susuzluğu tadıyorsun, ama benim garip-gurabam hayatı boyunca aç susuz, ona göre lokmanı ve imkanlarını onlarla paylaş.” İşte sevgili dostlar, oruç mektebi bizi bu noktaya getiriyor ve birbirimizle kaynaştırıyor, birbirimizin gerçek kardeşi kılıyor… Hamd olsun Yaradana… Farkında mısınız, garip-guraba bizim Hak rızasını elde edebilme vesilemiz ve göz aydınlığımızdır. Onlar sayesinde biz elimizdeki nimetlerin şükrünü eda ediyor ve Hakk’ın hoşnutluğuna yaklaşabiliyoruz. Kısaca onlar bizim velinimetlerimizdir.

 

Peki soruyorum size; diğer sistemlerin, medeniyet ve kültürlerin kabullenişinde ve hakim olan rejimlerinin pratiğinde böyle bir şey var mı? Kral Marx, işçi sınıfını baş tacı etti, onların çektikleri açlık ve susuzluğu ileri sürerek devleti onlara göre dizayn etti… Peki bir gün, aç susuz kalarak 16 saat boğaz tokluğuna çalışan işçinin aç ve susuzluğuyla hemhal oldu mu acaba… Asla, şayet öyle bir şey yapsaydı rejimi 70 yıl sonra bir üfürükle Gorbaçov tarafından tarihin rejim mezarlığına gömülmezdi.

 

ORUÇ MEKTEBİNİN BAŞKA MEYVELERİ YOK MU?

 

OLMAZ mı hiç… En başta en etkin karakter eğitim kurumu… Hele bir düşünelim, en yerleşik alışkanlıklarımızdan kurtulup normale dönme mevsimi ne zamandır? Hemen söyleyeyim, oruç ayı Ramazan… Nitekim etrafımızda sigara alışkanlığından kurtulmak isteyenlerin tercih ettiği sabır ayı işte bu ay… O sabır yoğunluğu içinde sigaradan vazgeçiyoruz; gözümüze, önüne bakmayı öğütlüyoruz; kulağımıza seni ilgilendirmeyen söze kulak asma diyor, tabir caiz ise Oruç Mektebine girdiğimiz gibi hiç etkilenmeden çıkmayalım diye elimizden gelen özeni gösteriyoruz.

 

Bana sorarsanız Oruç küçüklerin toplumla kaynaşıp tarih ve kültürüyle bütünleştiği en önemli olgu ve pratiktir. Çocukların sahura kalkma hevesi, öğlene kadar da tutsa oruç tutma gayreti, hele iftar vaktine kadar dayandığında öğüne öğüne “ben bugün oruç tuttum” diye böbürlenmesi bunun en büyük delilidir. Hele teravih namazları ve her dört rekat arasında getirilen salatu selamlar tarihi ve toplumun ruh yapısını güncelleyen şaheser nakaratlardır.

 

Oruç mektebinin en önemli eğitim dalı ise askeri yönüdür… Sakın şaşırmayın… Askerlik demek, önce açlık ve susuzluğa tahammül edebilme kabiliyeti demektir… İkinci olarak zamana karşı emre hazır olma alışkanlığı gelir… Hiç düşündünüz mü tarih boyunca Türk askerinin daima muzaffer olmasının altında yatan gerçek nedir? Ben söyleyeyim; Türk askeri kışlaya geldiğinde 20 yaşındadır. Dolayısıyla 13-14 yaşından bu yana oruç tutmaktadır. Kısaca asker ocağına gelene kadar 5-6 yıl Ramazan ayında oruç tutmak suretiyle yılda bir ay açlık-susuzluk eğitimine tabi tutulmuş ve sahura kalkmak suretiyle de erken kalkmaya alışmıştır. Tabir caiz ise o, askerlik eğitiminin en önemli iki kalemini tamamlamış olarak askere gitmektedir. Geriye işin teknik tarafı kalmıştır. Artık onun için Mohaç’ın, Çaldıran’ın, Çanakkale’nin, Afrin’in hiç önemi yoktur… Zira Çanakkale’nin, Afrin’in temelinde oruç mektebinin izleri vardır. O mektebin yetiştirdiği yiğitler, her dönemde önlerine çıkan cehennem de olsa, onu göğsünde söndürecek güçte olmuş ve asla geri dönmemişlerdir.

 

Daha nice yıllar oruç mektebinde birlikte öğrenci olma arzu ve duasıyla kalın sağlıcakla sevgili dostlar.

 

Not: Kadir Geceniz şimdiden mübarek ve bol kazançlı olsun.




Yorum Yazın

                                                           Yorumlar                                                            
Muhterem hocam kıymetli üstadım ORUÇ BAYRAMINIZI YÜREKTEN KUTLUYORUM.
Raşit Ahıskalı - 15.6.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

HOCAM BAYRAMINIZ KUTLU, YÜREĞİNİZ HUZURLU OLSUN. SAĞLIK VE AFİYET DİLERİM.
Ruşen Alioğlu - 15.6.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

saygıdeğer hocam mübarek ramazan bayramını yürekten kutluyorum.
Hakikat peşindeki adam - 15.6.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

Muhterem hocam yazılarınızdan istifade ediyoruz lütfen böyle devam edin. Kadir gecenizi kalpten tebrik eder, size, ailenize, sevdiklerinize ve cümle İslam alemine afiyet ve esenlikler dilerim.
Ali Balçiçek - 11.6.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%58,33

Leyle-i Kadir'iniz mübarek ve kutlu olsun Sn. hocam
Hayrettin Çimen - 11.6.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

Hocam Oruç Mektebi isimli konunuzu dünya düzenindeki sistemlerle kıyaslayarak çok güzel bir sonuç çıkarmışsınız, çok beğendim. Malesef kapitalizm, liberizm vs. sistemler hep israf ve sömürgeciliğe, enaniyet ve bireyselliğe dayanıyor ama İSLAM düzeni toplum bazında bir etki alanı ve refah sunuyor.
Hamza Ertuğrul - 11.6.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

Hocam nerede kaldınız :)) Özledik sizi. Gündelik olaylarla da ilgilenmek gerekiyor hocam. Keşke vekil adayı olarak bu yazılarınızı takip etme özelliğine sahip olsaydık. Hocam inşallah bir sonraki seçimlere diyelim ve dua etmeye devam edelim. Siz her zaman bizim kalbimizde vekil ve müderris olarak kalmaya devam edeceksiniz. Saygılar ...
Raşit Saydam - 11.6.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

Türk askeri hem cesaretiyle, hem iman ve teslimiyeti ile her zaman örnek olmuştur bizlere. Ağzınıza, yüreğinize sağlık değerli yazar.
Zeynel kudat - 11.6.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

Hocam alanınızın da İslam Hukuku olması hasebiyle Oruç Mektebi adlı yazınızı tam bir hukukçu olarak ve bir sosyolog gözüyle tabir caizse açıklamissiniz. Emeğinize ve yüreğinize sağlık. Hocam güncel olaylar bitmez, siz yazılarınıza biz de yazılarınızı okuyup istifade etmeye devam edelim.
M.Ü. İlahiyat Fak. Ahıskalı Öğrenciler Grubu - 11.6.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

Saygıdeğer hocam, kıymetli üstadım. Kadir geceniz can-ı gönülden kutlar, ailenizle, çocuklarınızla, ezcümle tüm sevdiklerinizle güzel ve feyizli geçirmenizi Yüce Mevlâ'mdan niyaz eder, yazınızdan dolayı da minnettarlığımı sunarım.
Ruşen Alioğlu - 11.6.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%45,45

  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
izmir sex shop    izmir sex shop
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Künye
İletişim
Yukarı
Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2016 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Bize Ulaşın Düzce Postası Kurumsal