Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Düzce Postası Hava Durumu Düzce : 25.8
19.12.2018
Düzce Postası Android Uygulaması
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Prof.Dr.Celal Erbay

İDLİB, KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ

13.9.2018 - 09:23:31

 

SEVGİLİ dostlar, güneyimizdeki hararet gittikçe yükseliyor. Geçen haftaki yazımdan Tahran zirvesine değinmiş ve inşallah Tahran zirvesi güneyimizdeki hararetin düşmesine vesile olur temennisinde bulunmuştum. Ama insanoğlunun umduklarına ermesi tatlı bir temenniden ibarettir. Hani deriz ya, zaman-zaman; umduklarına eresin, korktuklarından emin olasın, diye… İşte böyle bir dua talebine dönüştü benim temennim de… Hayırlısı Allah’tan… O’nun kudreti yücedir; O, zaman içinde, hal içinde ahval, imkan içinde imkan yaratır… “Ol” demesi yeterlidir… “Ol” de dediğinde her şey oluverir. Var olan, bir olan, alemi bir anda hiç olmamışa çevirecek olan O’dur! O…

 

 

BATI, BİR BEKLENTİ İÇİNDEYDİ…

 

BATI, zannetti ki; Türkiye, Rusya ve İran birbirine girecek ve böylece Batı ve ABD’ye karşı çözüm üretme imkan ve istidadı olan dünyadaki tek ve ilk oluşum, her ne kadar Astana’da başladıysa da Tahran’da dağılıp sona edecek diye… Batı’nın beklentisi buydu, ama umdukları dağlara kar yağdı… Bir kere dünyada bir “ilk” gerçekleşti… Herkes kapalı oturumla üçlü görüşmelerin devam edeceğini beklerken, zirve açılış seremonilerinden sonra aynı şeffaflıkla bütün dünyanın gözleri önünde zirve “canlı yayın” şeklinde devam etti…

 

Herkes gördü ve şahit oldu… Kimin, hiçbir fark gözetmeksizin mazlumun yanında yer alıp ona sahip çıktığına, onun ahına kulak verip onun yaşama hakkını her türlü hesap ve çıkarın üstünde tuttuğuna… Herkes gördü kimlerin ikiyüzlülüğünü gizleme gayretleri içerisinde tavşana kaç, ama tazıya tut demeyi ihmal etmediğini…

 

Eee… Ne yapacaksın herkesin bir hesabı var… Kimisi Türkiye’nin günde kendi deruni kabullenişleri doğrultusunda bir kuşak oluşturmanın peşinde kimisi de BAAS’ın hayatiyetinin devamlılığı kapsamında kendi Ortadoğu hakimiyetinin derdinde… Bizim derdimiz ise kendi güvenliğimizin tehlikeye girmemesi kaydıyla dili, dini, rengi ne olursa olsun insanın, doğup büyüdüğü yerde yaşaması, zulme eziyete maruz kalmadan onuruyla iffetiyle kendi toplum yapısında, üretmiş olduğu değerler içerisinde güven ve huzur içinde hayatını sürdürebilmesidir; Tarih boyunca bu millet kendini tabir caizse insanlığın yaşamasına ve yüce değerlerin kıt’alar ötesine taşınmasına hasretmiş, mazlumun ahını dindirmeye, onu inim inim inleten zalimin zulmünün sona erdirilmesine ahdetmiş, yollara düşmüş, Seyhun ve Ceyhun’da doldurduğu testisini, Dicle-Fırat’a kadar kullanmış, Dicle-Fırat’da doldurduğu testisini taa Tuna’ya kadar yudumlamış, Tuna’dan doldurduğu testisi ile Viyana önlerine kadar gelmiştir.

 

İşte “canlı yayın” şeklinde devam eden Tahran Zirvesi ile bütün dünya bu aziz milletin tarihî misyonundan, mazlumun üzerindeki zalimin zulmünü sona erdirmekle kendini sorumlu hissedip görevli kabul etme inanç ve özelliğinden hiçbir şey kaybetmediğine bir kere daha şahit oldu. Hele 1521 Belgrad’ın fethi dönüşünde Süleymaniye Camii’nin önünde düzenlenen merasim esnasında kendisini tebrik eden Avusturya Büyükelçisi’ne Kanuni Sultan Süleyman’ın dediği şu cümle ile “Siz mazlumlara zulmetmeseydiniz bizim ne işimiz vardı oralarda, Biz mazlumun üzerindeki zalimin zulmünü sona erdirmekle görevlendirilmiş ALLAH erleriyiz”… Sayın Cumhurbaşkanımızın zirve sonrası atmış olduğu “Biz İdlib’deki insanlık dışı gidişatın ne aracısı, ne de seyircisi oluruz” içerikli twiti arasındaki uygunluk, astın ilk çeyreğinde Türk ruh kökünün bir kere daha seslendirilmesinden başka bir şey değildi…

 

 

ABD VE AB’NİN HASSAS OLDUĞU NOKTA…

 

BAŞTA ABD ve AB’nin üç büyüklerinden biri olan Fransa, zalim, şayet zulüm ve şiddeti altındaki mazlumu nükleer ve kimyasal silahlarla öldürürse bunu tabir caiz ise cinayet sayıyorlar… Şayet zalim, “av” olarak gördüğü mazlumu ”konvansiyonel” yani Nükleer ve Kimyasal silahlar dışındaki bir öldürücü silahla, topla tüfekle yukarıdan atılan bombayla öldürmüş ise bunu cinayet saymıyorlar.. İkide bir Esad’ı uyarıyorlar… Sakın haa kimyasal silah kullanma… Bu ne demektir biliyor musunuz; sen kimyasal ve nükleer silah dışında her türlü silah ve malzemeyi kullanarak yok etmek istediklerini öldürebilirsin, demektir. Bunun başka izahı yoktur.

 

Dünya’da bir tek Türkiye, insanın hayatiyetini sona erdiren her türlü fiil ve davranışa cinayet demektedir. Fail hangi silahı veya aleti kullanırsa kullansın fark etmez, bu bize ecdadımızdan kalan bir anlayıştır. Nitekim bizim hukuk tarihimizde, ceza davalarında fail işlemiş olduğu suç esnasında, kesici ve delici bir alet kullanmışsa bu onun dava konusu suçu bilerek, isteyerek ve sonucunu düşünerek işlediğinin delilidir. Netice olarak o katildir. ABD ve Batı, hala Esad’ı uyarıyor; sakın ha nükleer ve kimyasal silah kullanma diye… Demek ki bunun dışında konvansiyonel silahlarla öldürmek serbest… Peki soruyorum, hangi anlayış medenî ve insanî, cevap verin lütfen… Sorduğumuzda medeni olan biziz, diyecekler ama; onların medeniyeti rahmetli Akif’in tabiriyle “tek dişi kalmış canavar”dan başka bir şey değildir dostlar. Onlara sorsak kimyasal silahlar dışındaki bütün konvansiyel silahlar medeniyetin ürünüdür…

 

Kısaca bütün dünya, başta Tahran zirvesinin iştirakçileri, Türkiye’nin “Ateşkes Çağrısı”na kulak vermeli ve ona göre davranmalıdır. Zira zorunlu çıkış yolu, köprüden önceki son çıkış misali, yalnız bölgenin değil, bütün dünyanın huzur ve güvenliği için son çıkış yoludur.

 

Kalın sağlıcakla sevgili dostlar.




Yorum Yazın

                                                           Yorumlar                                                            
Hocam maalesef Tahran zirvesinden de bir şey çıkmadı. Yarınki Soçi zirvesinden de bir şey çıkacağını sanmıyorum. Gavur yine gavurluğunu yapacak. Şu da bir gerçek ki, Esad'a Rus askeri desteği olmasaydı, bugünkü manzaranın ortaya çıkması mümkün olmayacaktı. Rusya kendi ekonomisine büyük yük getiren bu desteği Doğu Akdeniz’de “ben de varım” demek için yapıyor. Bugün itibariyle Rusya bir Akdeniz gücüdür maalesef.
Hamza Ertuğrul - 16.9.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

Hocam hepsi aynı ama yine de son Umut daha var. Özellikle Beştepe ve Kremlin'in stratejik işbirliği ABD'nin Suriye'deki güç tekelini tamamen kırdı. Bu anlamda Soçi'deki zirve hem İdlib hem Suriye hem bölgemiz hem de dünya için yeni bir döneme ve rahatlamaya işaret ediyor mu diyelim bilmiyorum ama umudumuz o yönde.
Ruşen Alioğlu - 16.9.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%55,56

Hocam yazınız yine çok güzel. Asıl kızılca kıyamet doğu akdenizde kopacak burayı çok sağlam tahkim etmeli ve savunmalıyız haklarımızdan kesinlikle ödün vermemeliyiz.
Yener Sarı - 16.9.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%55,56

ALLAH 'ım Devletimize,Milletimize ve gururumuz güvencemiz olan Milli ordumuza zeval verme milli birliğimizi dirlik ve beraberliğimizi har daim güçlü bir ve beraber kıl. Dostlarımıza karşı güven düşmanlarımıza karşı muzaffer eyle İNŞAALLAH. AMİN.....!!!!!!!!
Ali Balçiçek - 16.9.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

Güçlü Türkiye kesinlikle Akdeniz'de doğal gaz rezervine sahip olmalı ABD şeytanı dünyanın diğer tarafında doğal gazda pay almak için savaş gemilerini gönderiyor Türkiye'de göndermeli ABD kesinlikle dost değildir müttefik değildir. Rusya ve İran da öyle.
Deniz Alpyürek - 16.9.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

ABD-İngiltere ve İsrailin kökü kazınmadan terör bitmez.
Raşit Saydam - 16.9.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

Tam bir yahudi oyunu ne kadar kazarsan altından hep siyonistler çıkar tam anlamıyla siyonist oyunu.
Fahri Ertürk - 16.9.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%54,55

Rusya binlerce yüzbinkerce sivil katletti Suriye'de onlar daha büyük katil.
Asım nesli - 16.9.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%42,86

Hocam güya dost sandığımız Rusya aynı Rusya. Rusya, Suriye halkına ekmek, battaniye, ilaç, gıda yardımı yapacağına, silah bomba uçak tank top füze veriyor. abd rusya ve iran suriyeden tamamen çekilmeli. idlibe yapılacak bir saldırı esedin sonu olur. bütün dünya esedi ve yandaşlarını vurur. bu gerçekten büyük bir tehlike ve eğer dünya esed ve yandaşlarını vurursa bitirinceya kadar durmayacak. bedeli çok ağır olur. esed mutlaka indirilmeli. bütün dünya gizli servisleri esedi öldürünceye kadar durmamalı. esed mutlaka ve mutlaka indirilmeli.
Zeynel kudat - 16.9.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%53,85

Bitti denen Esad rejimini tekrar ayağa kaldıran ve oradaki insanları en çok bombalayan Rusya katildir. Amerika ve İran katildir. Evet bu fotoğraf provokasyondur ama oradaki insanlarda Rusya ya karşı büyük bir kin vardır.
Hayrettin Çimen - 16.9.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive