Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Düzce Postası Hava Durumu Düzce : 25.8
13.11.2018
Düzce Postası Android Uygulaması
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Prof.Dr.Celal Erbay

BRUNSON’DAN KAŞIKÇI’YA

18.10.2018 - 09:14:36

 

       SEVGİLİ dostlar, son günlerde Türk kamuoyunu en çok meşgul eden iki isim var; Brunson ve Kaşıkçı. Birisi Amerikalı Pastör-Papaz, Terör örgütleri FETÖ ve PKK adına suç işlediği ve casusluk iddiasıyla yargılanan daha düne kadar İzmir’de önce cezaevinde, sonra rahatsızlığına binaen ev hapsinde tutulan ve hakkında suçu sabit görülüp hüküm tesis edilen mahkum, diğeri ise dost bir ailenin mensubu evlilik işlemlerinin tamamlanması için Türkiye’yi-İstanbul’u tercih eden Suud kökenli bir mazlum, belki de maktul…

 

BRUNSON HAKKINDA KISA BİLGİ

 

       BRUNSON ABD’li olup yaklaşık 50 yaşlarında, ABD Kuzey Karolina doğumlu 7 çocuklu Evanjelik misyoner bir ailenin en büyük oğludur. Akrabalarının çoğu misyonerdir. Kendisi de ailesindeki ilk papaz değildir. Brunson bir Hristiyan Üniversitesi olan Wheaton Koleji’nden mezun olup, doktorasını yapmış bir papazdır. Eşi Norine de 50 yaşında olup, o da misyoner bir ailenin kızıdır. Üniversite yıllarında tanışıp Ağustos 1987’de evlenmişler, şu anda biri kız üç çocukları bulunmaktadır.

 

TÜRKİYE’YE NE ZAMAN GELDİLER?

 

       BRUNSON çiftinin ilk çocukları 1993’te dünyaya gelmişti. Bağlı oldukları Evanjelik Kilisesi’nin adı “World Witness” idi. Yani “Dünyanın Tanığı”. İşte bu misyonerlik kuruluşu onları Türkiye’de görevlendirmişti. Zira kendilerinin bağlı oldukları World Witness Evanjelik Kilisesi 100 yılı aşkın süredir, özellikle Müslüman ülkelerde misyonerlik faaliyeti yürütüyordu. Bu doğrultuda World Witness’in kilise ağı kapsamına aldığı ülkelerden biri de Türkiye idi. Tabir caizse Kilise, Türkiye açısından aradığı adayı bulmuş ve böylece 1993 yılında her iki kökten sağlam Evanjelik olan Brunson ve eşini bebekleriyle beraber misyonerlik faaliyetlerini yürütmek üzere Türkiye’ye göndermişti.

 

ŞECAAT ARZ EDERKEN MERD-İ KIPTİ SİRKATİN SÖYLER

 

       NİTEKİM Brunson kendisine verilen görevi yapma uğruna boyunu aşan işlere girişince tutuklanmış, bunun üzerine World Witness adındaki misyonerlik kuruluşu “Brunson kendisine verilen görevi yerine getirdi” açıklamasını yaptıktan sonra detaya girmiş ve sadık elemanlarının 2010 yılında İzmir’de “Diriliş Kilisesi”ni kurduğunu ve kilisenin Evanjelizm Mezhebine bağlı 25 üyesinin bulunduğunu ifade etmişti…

 

BRUNSON’U 25 KİŞİ İÇİN Mİ GÖNDERDİLER BURAYA?

 

       BRUNSON Türkiye’ye gelip İzmir’i mesken tutalı yaklaşık 25 sene olmuş. Onu buraya gönderenler zannediyor musunuz ki; 25 kişi için onu buraya gönderdiler? Elbette ki hayır! Onların hedefi bu milleti ruh kökünden koparıp, değerlerinden uzaklaştırmak, birliğini ve dirliğini bozarak, vatanının bütünlüğünü zedeleyip satkın uşaklarına hakimiyet zemini hazırlamaktır. Onların gizli gayesi, örtülü hedefleri işte budur, bu…

 

       Fakat şurası da bir gerçek ki, bu milletin bekasına yönelik kurulan bütün tezgahlar, gizli gizli yürütülen planlar fazla sürmeden Rabbimin lütfuyla açığa çıkar… Boşuna dememiş büyüklerimiz “Karamanın koyunu, sonra çıkar oyunu” diye… Şundan hiç kimsenin şüphesi olmasın, yeryüzünde “ila-i kelimetu’l-lah”ın tek müdafii bu aziz milleti ve onun devleti olan Türkiye Cumhuriyeti Devletini Rabbim koruyup gözetmektedir. Dolayısıyla kökü mazide olan bu yüce devletin bekasına, birliğine, bütünlüğüne, dirliğine ve düzenine yönelik kurulu ne kadar tuzak ve sinsi plan proje varsa Rabbim onları tez elden açık edecek, o hainleri kendi kurdukları tuzağa düşürecektir!

 

       İşte Rahip Brunson! Hani sen papazdın, kendi dindaşlarına yönelik mesleğini icra etmeye gelmiştin buralara… Ne diye Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya kalktın? Ne işin vardı senin PKK kamplarında? Bölgesinde FETÖ’nün Bölge Baş İmamı mevkiindeki şahıslarla hangi projenin detaylarını görüştünüz? Herhalde onları vaftiz etmek üzere bir araya gelmediniz!..

 

       Aziz dostlar, elbette ki devlet bütün bunlara seyirci kalacak değildi. Nitekim İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı takibe koyulmuş ve Rahip Brunson’un din adamı görüntüsü altında FETÖ ve PKK adına suç işlediği ve genel stratejileri kapsamında onlarla eylem birliği içinde olduğu, bu doğrultuda anılan örgütlerin gaye ve hedeflerini bilerek ve isteyerek onlarla işbirliğine giriştiği, bu meyanda FETÖ’nün üst düzey yetkilisi Firari Ege Bölge Baş İmamı ve Yardımcısı ile bilerek görüştüğü, yine “silahlı terör örgütü üyesi” olmaktan yargılanan Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Başkanı ile görüşmeler yaparak strateji belirlediği iddiası ile hakkında kamu davası açılmış, iddianamede 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin başarısız olmasından üzüntü duyduğuna ilişkin mesaj içeriklerine de yer verilmiş, ayrıca “Türkleri sallayacak bazı olayları bekliyorduk. İsa’ya dönmek için gerekli koşullar beklendi… Sonunda biz kazanacağız” mesajı da dosyaya eklenmişti. Aynı şekilde firari FETÖ Baş İmamı ile birbirlerine çok yakın yerde, 293 kez GSM sinyalinin tespit edildiği dosyada belirtilmişti. Bütün bunlardan sonra sözde Papaz Brunson 9 Aralık 2016’da tutuklanmıştı.

 

PASTÖR 4. KEZ HAKİM HUZURUNDA

 

       BRUNSON İzmir’de son kez hakim huzuruna çıktığında şahitlerden biri ifadesini değiştirmişti. Bütün sorgulama yöntemlerini uyguladıysa da, artık yargıcın yapacak bir şeyi kalmamıştı. Mevcut deliller doğrultusunda sanığın suçunu sabit görmüş, ama beklenilenin altında ceza takdiri cihetine gitmiş ve Rahip Brunson’u iddianamedeki talep doğrultusunda 3 yıl, 1 ay, 15 güne mahkum etmiş, fakat tutuklu kaldığı süreyi dikkate alarak, sınır dışı edilmek kaydıyla serbest bırakılmasına karar vermişti.

 

       Sonunda Rahip Brunson yoğun güvenlik tedbirleri altında önce evine doğru yol aldı, ardından da İzmir’e gelen bir özel uçakla ABD’ye gitti.

 

RAHİP BRUNSON OVAL OFİSTE!..

 

       TRUMP Beyaz Saray’da, Rahip Brunson ve eşini “evinize hoşgeldiniz” diyerek karşıladı. Trump’un neşesi yerindeydi. Rahibin ülkesine dönmesi bir yana, böyle bir sonucun elde edilmesiyle, Trump 06 Kasım 2018’de ABD’de yapılacak olan ara seçimler için büyük bir avantaj elde etmişti. Brunson da Trump’un bu ilgisine karşılık vermiş ve diz çökerek elini Trump’un omuzuna koyarak kameralar karşısında ona dua etmişti… Duasında “Bu ülke ve onun için tüm planlarını hayata geçirmesi için ona olağanüstü bilgelik bahşeyle” diye Tanrı’ya yalvarmış, “Onu bu ülke için büyük lütuf yapmanı diliyorum” cümlesi ile duasını tamamlamıştı.

 

       Bizde böyle bir etkinlik olduğunda onlar, içimizdeki uydu ve satkın uşakları vasıtasıyla laiklik elden gidiyor diye kıyameti koparırlar, ama kendileri için bir papaz “olağanüstü bilgelik bahşeyle ona” diye dua ettiğinde, hoşlarına gider ve “herkesten çok buna benim ihtiyacım var… Çok iyi olurdu. Teşekkür ederim” diye de karşılık verirler.

 

       Onların üretmiş olduğu, “laiklik elden gidiyor” ve benzeri yaygaralar bu asil milletin özüne dönüşünü, ruh ve manasını ana temellerine oturtmasını engellemek, milli ve manevi değerleriyle bu milletin arasına bir duvar örmek içindir. Ama beyhude… Millet titremiş aslına dönmüş ve surdan bir gedik açmıştır. Artık rüzgar ne taraftan eserse essin, boşuna… Bundan böyle karar da, söz de milletindir, milletin!...

 

MERAKLARIN ÜZERİNDE YOĞUNLAŞTIĞI İKİNCİ İSİM CEMAL KAŞIKÇI!

 

       BUNDAN yaklaşık 15-16 gün önce, 01.10.2018 günü saat 13.14’te evlilik işlemlerini başlatmak üzere Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğuna giren Suudi Arabistan vatandaşı Cemal Kaşıkçı’nın hala konsolosluktan çıkışı tespit edilemediği gibi hayatiyetinin devam edip etmediğine dair kesin bir bulguya da rastlanamadı.

 

       Cemal Kaşıkçı, Suudi Arabistan’ın tanınmış köklü Kaşıkçı ailesine mensup olup, yeni yönetime, bilhassa Veliahd Salman’a muhalif olması itibariyle yönetimce dışlanmış ve bir bakıma ABD’de ikamete icbar edilmişti. Kaşıkçı ABD’nin etkin yayın organlarından Washington Post Gazetesi’nde köşe yazarı olarak gazetecilik hayatına devam ediyordu.

 

       Kaşıkçı hem Türk, hem de ABD vatandaşı olan Hatice Cengiz hanımefendi ile nişanlı idi. Evlilik işlemlerini tamamlamak üzere İstanbul’a gelmişlerdi. Hem Cemal Bey’in Türkiye ve İstanbul’a olan yakınlığı, hem de nişanlısı Hatice hanımefendinin İstanbullu oluşu, evlilik işlemleri için tarafların İstanbul’u tercihlerinin gerekçesini teşkil etmişti. Sayın Kaşıkçı evlilik işlemlerini başlatmak üzere kamera görüntülerine yansıdığı gibi Ekim’in 2’sinde İstanbul Suudî Konsolosluğu’na girmiş, görüntüleri var. Fakat 16. güne girdik hala içeriden Sayın Kaşıkçı çıkmadığı gibi, çıkışını belirleyen herhangi bir kamera tespiti ve görüntüsü de yok. Peki ne oldu? Herhalde yer yarılıp Kaşıkçı’yı yutmadı. Elbette ki herkesin aklına gelen bizim de aklımıza geliyor... Ama aklımıza geleni Haram-ı Şerif’in, Mekke’nin, Medine’nin hakimiyetini elinde bulunduran bir devlete, bir yönetime yakıştıramıyoruz. Utancımızdan yüzümüz kızarıyor, kimsenin suratına bakamıyoruz, başımızı ellerimizin arasına alıp kendi iç alemimize yöneliyor, gözümüzü gönlümüze döndürüp derinlere dalıyoruz… Sanki bir ses duyuyoruz taa derinlerden… Hem de Muhammadî bir ses “Kurtarın beni bunlardan” dercesine… Nihayet sorumluluğumuzu anlıyor “Eyvallah” deyip kendimize geliyoruz…

 

DEVLETLERARASI HUKUKA GÖRE NE YAPILABİLİR!

 

       TEK kelimeyle, kocaman bir “hiç” desek mübalağa etmiş olmayız. “Neden, niçin” sorularını yönelttiğimizde hemen karşımıza Devletler Umum Hukukunun ilkeleri çıkar. Şöyle ki; gerek Birleşmiş Milletlerin temel ilkeleri, gerek Devletler Umum Hukukunun yerleşik kuralları ve mütekabiliyet esaslarına göre; ülkedeki yabancı bir ülkeye ait Konsolosluk veya Büyükelçilik binalarının dış kapısından içeriye girdiğinizde artık o ülkenin topraklarına girmiş gibi muamele göreceğiniz kuralı ile karşı karşıyasınızdır.

 

       Bu kurala göre Kaşıkçı, Başkonsolosluğun sokak kapısından içeriye adımını attığı andan itibaren Türkiye ile ilişkisi kesilmiş, artık o Suudî topraklarına ayak basmıştır. Zaten kendisi de Suudî vatandaşıdır. Dolayısıyla nasıl Riyad’da, Medine’de suç işleyen bir Suudî vatandaşı yargılandığında verilen hükmün kendisine uygulanmasına, sınır komşusu da olsa, diğer ülkelerin itiraz hakları yoksa, aynen onun gibi İstanbul Başkonsolosluğunun sokak kapısından içeri girdikten sonra Suudî yetkililerin Kaşıkçı’ya suç isnadında bulunup onu yargılamaları ve neticede verilen hükmün infazına Devletler arası hukukun ilkelerine göre hiçbir devletin itiraz hakkı yoktur. Velev ki bu ceza Suud Devletinin iç hukukuna uygun düşen idam cezası da olsa.

 

       Ancak Türkiye ve bütün dünya Suudîlerin bu davranışını kınar ve bu doğrultuda bir takım ekonomik tedbirlere başvurabilir. Mesela biri çıkar “sana silah satmıyorum” der, o da cevap verir, “ben de sana petrol satmıyorum” der. Bu dalaş devam eder gider.

 

       Suudun bu yaptığı yalnız bizim yüzümüzü kızartmadı, başta Efendimiz Sevgililer Sevgilisi olmak üzere Hulefa-i Raşidin ve Cennetü’l-Baki’de medfun bütün sahabileri ve ila-i kelimetu’l-lah uğruna can veren bütün şühedayı hüngür hüngür ağlatmıştır. Suudlu yetkililerin İstanbul Başkonsolosluğunda Kaşıkçı’ya yaptıklarıyla DEAŞ’ın Suriye ve Irak’ta Allahu Ekber diyerek insanları boğazlaması arasında hiçbir faik görmüyorum. Bu alçaklık DEAŞ gibi bir terör örgütüne yakışmazken, hele hele bir devlete asla yakışmaz. Hem de Mekke’nin, Medine’nin, “Harameyni Şerifeyni”nin hükümranı olan bir devlete, toprakları Hz. Peygamberi, Bedir ve Uhud şehidlerini koynunda muhafaza eden bir ülkenin devletine hiç mi hiç yakışmaz. Bu davranışın adı devlet terörizminden başka bir şey değildir. Efendimizin hatırı için daha fazla ileri gitmiyorum.

 

       Kalın sağlıcakla sevgili dostlar. 




Yorum Yazın

                                                           Yorumlar                                                            
Her gun filistinde ve diger bircok yerde nyanmarda bir dunya musluman masum olsu katledildi amerika cikip dedi mi mi diyor mu soyle boyle sonuclari olcak Bir kisi oldurulmus anlasmali oyun geregi simdi cikip sonuclari soyle olcak boyle olcak..birakin gecin bunlari Her ay ayri bi tiyatro oynaniyor.oyuncu grubu cok venis kadro. Yakinda catal bicak olayi cikar bitmez bunlarda tiyatro
Halil İsmetov - 21.10.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

Yazınızı okudum. Çok güzel biçimde konuyu dile getirmişsiniz.
Misafir yorumcu - 21.10.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

Hocam ABD siyonizminin ülkeleri ve ülkemiz üzerinde meydana getirmek istediği oyunlara bakarmısınız Kendisine muhalif diye Arabistanın ABD uşaklığına soyunarak ülkemizde çıkarmak istediği entrikaya bakınki Cemal kaşıkcının bu topraklarda ses getirip ülkemizi bir oyunun eşiğine sokuyorlar. Bu oyunlara karşı gerçekten uyanık olmalıyız
Jale Uyanık - 21.10.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

Kaleminize sağlık,tespitiniz tamamen haklı ve doğrudur teşekkür ederim hayırlı günler dilerim
Gurbetçi Savaş bey - 21.10.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

Böyle büyük bir olay ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi TEŞEKKÜRLER
Zeynel kudat - 21.10.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

Teşekkürler. İstifade ettim.
Faysal Erdi - 21.10.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

bunlar sunu gosteriyor suud arabistanin kontrolu tamamen cia mossd kontrolunde ajanlari istedikleri yerde muhalif yada projelerine uymayan birini suud krali dahi infaz ederler ..kalkan her ucak her helikopter vurabilecek kadar iclerine girmis siyonisler...eeee kendi düsen aglamaz..kabe nin guvenlik kamera sistemleri bile israilli bir firmaya verilirse gerisini dusunmeye gerek yok.
Lale Düver - 21.10.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

Araplar Yahudilere dayanarak saltanatlarını garanti almaya çalışıyorlar lakin herkesin bir planı var Allahında bir planı var bunu bilmiyorlar
Yaman Şancı - 21.10.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

İslam aleminin perişan hali. Bizim durumumuz da pek farklı sayılmaz. Okumayan, kendini geliştirmeyen, bilim ve ilim icra etmeyen toplumlar yıkılmaya veya birinin kölesi olmaya mahkumdur.
Cahit Karakaş - 21.10.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

Sayın hocam branson kaşıkçı türkiyenin gündemini meşgul ediyor ama yaşadığımız şehir düzce can çekişiyor trafik sorunu bünden güne dert oluyor yeni açılması gereken yolların açılması lazım hala açıklamadı on tane belediyeyi ak parti elinde tutuyor ama malesef yatırım proje üretme konusunda düzce siyaseti başarısız rekor oylar alıp bütün belediyeleri kapan ak partinin düzce halkının ihtiyaçlarını karşılayamıyor çevre iller hizmet alırken düzce başarısız sayın hocam düzcenin sorunlarını yetkililere bildirin icraata geçmeleri konusunda yazılarınız olursa düzce belki gelişir düzce yaşanabilir kent olabilir yeterki düzce için çalışılsın
Muhsin kayıkçı - 19.10.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%55,56

Öncelikle nuktedan bakış açısı için hocamıza teşekkür ederiz. Ancak bundan ders alacakları sanmıyorum. Cünki modernite ahlakı bu adı belli köroglu....
Ahmed Niyazov - 18.10.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%55,56

  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive