Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Düzce Postası Hava Durumu Düzce : 25.8
22.09.2019
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Prof.Dr.Celal ERBAY

Ancak o’nun önünde eğilir, Ancak o’ndan yardım dileriz

15.08.2019 - 09:25:09

Sevgili dostlar, bayramın hemen akabinde niçin böyle bir başlıkla karşınıza çıktığımı biraz sonra anlar, bana da hak verirsiniz. Gerçi bu başlık, bizim karakter ve şahsiyetimizin formül ve şifresinin ifade tarzıdır. Hatta ruh ve karakterimizin özetidir desek mübalağa etmiş olmayız. Çünkü her birimiz taa çocukluk yıllarından itibaren günün belli limitlerinde HUZUR’a çıkıp toplamda günde tam kır kere hem sözle tekrar ederiz bu taahhüdümüzü, hem de fiilen uygularız beyanımızın içeriğini…Ve nihayet bu doğrultuda O’nun huzurunda iki büklüm olur, yere kapanır noktaya dönüşürüz, noktaya…

7 Ağustos Çarşamba günü akşamına kadar devam etmişti içinde bulunduğum halet-i ruhiyye…Bayram yaklaştıkça hüznüm artıyor, Esma Hanım köy meydanındaki tarihe şahitlik etmiş olan, ruh ve mana özgürlüğü yolunda doğma yurdundan kopup yollara düşmüş nice Kafkas  Kartalının çilesine tanık olmuş,  onların söz-sohbet ve serzenişini zerreciklerinde muhafaza etmiş olan o koca çınar gözümün önüne geliyor, daha dün gölgesinde soluklanan ama bugün sellere kapılıp bir daha onun altına sığınamayacak olan yedi cana mersiyeler düzen yapraklarının hışırtıları kulaklarımda yankılanıp duruyordu…

Korkuyordum; yaklaşmakta olan bayram hüznümü fark edip benden incinecek diye…O kadar ki, fındık fiyatlarının erken açıklanması bile hüznümü yatıştırıp beni teskin edememişti. Hep kendi kendime  diyordum; geldi ama neyleyim, şevki yok bayramın. Can gitmiş, canan gitmiş mal gitmiş, mülk gitmiş. Çınar mahzun, ben mahzun, yaran mahzun, dost mahzun….Gün geçtikçe hüznüm artıyor, yaklaşan bayram halimi anlamasın diye ben de köşe bucak kendimi ondan saklamaya gayret ediyordum.

İŞTE HÜZNÜMÜN DAĞILDIĞI AN!

Nihayet 7 Ağustos Çarşamba gelip çatmıştı…Mesai vakti yavaş yavaş nihayete ermek üzereydi ki; Milli Savunma Bakanı Sayın AKAR’dan bir açıklama geldi… Kaç gündür devam etmekte olan ABD heyeti ile vaki görüşmeler Türkiye’nin tezinin kabulü doğrultusunda sona ermişti…İşte, mesai bitiminde eve dönüş saatlerinde arabada iken dinlediğim haberlerde Sayın Bakan’ın bizzat sesinden bunu duyunca bende ne gam kaldı ne keder. Hüznüm yerini milli haz, onur ve gurura bırakıp dağılıp gitmişti. Hissettiğim mutluluk doğrultusunda ben de kafamı kaldırdım açık alın ve dik başımla haykırmaya başladım; Gel ey yoluna kurban olduğumun bayramı  gel! İsmail’e inen koç’unla, İbrahim’i sevince boğan kurbanlığınla gel!...Şu anda millet olarak seni karşılamaya seninle coşmaya hem hakkımız hem de yüzümüz var…Çabuk gel Müzdelife’de topladığı mermi misali taşları, bizi birbirimize düşüren, iğva ve yanıltmalarıyla hep iyiliklere engel olup kötülüklerin yolunu açan lanetlenmiş mahlukun Mina’da sıra-sıra dizilmiş sembollerini gururla taşlamaya, elindeki mermileri millet adına  onların gözüne gözüne fırlatmaya Huccacımızın hem hakkı hem de cesareti var. Fazla bekletme onları çabuk gel…Bu güne kadar çok bayramlar gören Esma Hanım’ın o koca çınar’ı kendisi gibi dik duruşun pekiştirdiği bu gurur ve haz abidesi bayramı, yani seni bir an önce görsün, görsün de hüznü dağılsın, ne olur çabuk gel!        

 

PEKİ NE İDİ TÜRKİYE’NİN TEZİ!

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi Türkiye’nin tezi Suriyede’ki fiili duruma yönelik kendi güney sınırı boyunca 35-40 km. derinliğinde silahsızlandırılmış, çatışmasızlık ilkesinin hakim olduğu, başta ABD olmak üzere bütün aktörlerin ve bölge ülkelerinin kabul edeceği bir güvenli bölgenin oluşturulması idi…Türkiye böylece hem güney sınırını güvence altına almış olacak, hem de şu anda kendi sınırları içerisinde misafir ettiği Suriyeli sığınmacıları mümkün olduğu ölçüde Suriye’nin kuzeyinde oluşturulan bu güvenli bölgeye intikal ettirmek ve  onlara yönelik Türkiye içinde yapmakta olduğu insani yardımı orada yapmak, böylece yeni sığınma taleplerini de orada karşılamak. Türkiye, Suriye’de bu olaylar patlak verdiği andan itibaren bu tezini her seferinde dile getirmiş, ama hep kulak ardı edilmişti. Bizim buradaki birinci hedefimiz Suriye sınırı boyunca güneyimizin PKK, PYD, ve YPG’den temizlenmesi ile birlikte terörist eşkiyaya verilen silahların toplanılması idi…Her seferinde ABD’ye, gelin  bunu beraber yapalım dedik… Dinletemedik, ipe un serdiler ama öbür taraftan eşkıyayı silaha boğdular.

Bu sefer, biz kendi göbeğimizi kendimiz keseriz dedik, hiç taviz vermedik…Kararlı bir şekilde Fırat’ın doğusu’na geçeceğimizi vurguladık ve buna göre bütün yığınamızı yaptık tedbirimizi aldık. ABD, bütün yaptırım bloflarına rağmen S-400’ler konusunda hiç geri adım atmadığımızı, tam aksine bütün sevkiyatın yapılıp konuşlandırma safhasına geçtiğimizi görünce, artık Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını, kendilerinin öğrettikleri şekliyle Türkiye’nin eskisi gibi ‘‘Yurtta Sulh-Cihanda Sulh’’  nakaratını artık tekrar etmediğini ve hatta etmeyeceğini  gördüler ve şapkalarını önlerine koyup bir daha düşündüler…Hele, bir taraftan Ankara’da görüşmeler devam ederken öbür taraftan da hem eşkıyaya yönelik kapsamlı operasyonların devam ettiğini, hem de Fırat’ın doğusuna yönelik harekatın hazırlıklarının devamla son noktaya gelindiğini görünce ABD, karşısındaki iradenin pes etmeyeceğini, Reis’in kulaklarında çınlayan ‘‘dik dur eğilme bu millet seninle’’ haykırışları doğrultusunda, başlıkta ifade edildiği gibi Milletimizin  ancak Yarada’nın karşısında eğileceğini anladı ve nihayet Türkiye’nin güvenli bölge teklifini kabul etti. Ülkemize, bilhassa bölge halkına hayırlı olsun.

İşte istikrarlı gidişatın, doğru’da ısrar edip  ilkeli ve şahsiyetli bir tavırla diklenmeden dik duruşun sonucu böylece alınmış oluyordu.Gelinen noktada Türkiye, artık yalnız bölgesinde değil bütün uluslararası düzeyde varlığı göz önünde bulundurulan, etkin  çözüm üreten bir aktör olduğunu göstermiş oluyordu.

Elde edilen bu sonuç, milli gurur itibar ve saygınlığımız açısından tarihin kaydedeceği çok önemli bir dönüm noktasıdır. Milletimize hayırlı olsun

Bize bu gururu yaşatan, elde etmiş oldukları bu sonuçla bizleri milli ruh ve şahsiyetimizle bütünleşme noktasına taşıyan başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, emeği geçen, katkısı değen herkese teşekkür ve minnettarlığımızı bildiriyorum. Sağ olsunlar var olsunlar, bize iki bayramı birlikte yaşattılar. Her günleri bayram olsun, elleri dert görmesin, haneleri huzurla olsun, Rabbim her daim yar ve yardımcıları olsun.

Kalın sağlıcakla sevgili dostlar




Yorum Yazın
  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive
Emlak8