Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Düzce Postası Hava Durumu Düzce : 25.8
12.12.2019
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Mehmet ŞİMŞEK

Düzce sombaharında lise öğrencisi olmak

9.09.2019 - 08:52:10

Ne zaman okullar açılmaya yüz tutsa aklıma hep Düzce Ticaret Lisesi'nde eğitim gördüğüm o 'altın yıl' gelir.  İstanbul'daki sağ-sol çatışmalarından çok çekmiş olan ablamdan etkilenince  soluğu geçici olarak 'ana kucağı' dediğim Düzce'de almıştım.  
Tesadüfe bakın ki, kayıt yaptıracağım gün 12 Eylül askeri darbesi oldu.
Ülke üzerinde dolaşan  kara bulutların kurşuni ağırlığı her yerde hissediliyordu.
Fettah Bey'in Tarlası olarak isimlendirilen arazinin doğu tarafına düşen o bej renkli yeni binanın ilk öğrencileri olduk. 
Gururluyduk elbette.
Yüreğimiz kıpır kıpır...
Mevsim sonbahar.
Ama ben 'sombahar'  diyorum.
Mâlumunuz 'som' altın demek...
Güz güneşi belli belirsiz yüzümüze gülümsemeye devam ediyordu.
İlk zamanları rahmetli İbrahim dayımın eski Bolu Caddesi'nin hapishane yolu üzerinde bulunan evinden okul a giderdim. Bir zaman sonra Gökçe Köyü'nde bulunan Leman Teyzemi'in evine geçtim.  
Okul müdürümüz Ahmet Türkmen Bey'in klasik Pazartesi sabahı ve Cuma çıkışı konuşmaları dün gibi aklımda.
İki elini ceketinin önünde birleştirip tane tane konuşan Ahmet hocamızın tekrar etmekten hoşlandığı bir kelime vardı:
- Bu itibarla...
Söz öğretmenlerden açılmışken
Onların ismini çırpıda sayabilirim:
İlhan Yavuz, rahmetli Kemal Çakır, Hasan Hüseyin Turan, Şükrü Parlak, Gülten Parlak, Özer ve Çiler hocalar, Nuri Türker, Mustafa Tola, rahmetli Bedrettin Demirel, Erol Hoca, Saffet hoca.

İLK ARKADAŞLARIM...

İstanbul Beykoz'dan gelip Düzce'de öğrenci olmak kendi başına ilginç bir durumdu.
İlk haftalarda geçen sessizlik dönemi birden bire sona ermiş ortaya müthiş bir renkli atmosfer çıkmıştı.
İşte ilk arkadaşlarım: Deniz Hancı, İsmail Acar, Ayhan Kılıçarslan, İsmail Durdu, Hasan Sivrikaya ve daha bir nice isim...
Hemen hepsiyle çok güzel anılarımın oldu.
Bunlardan özellikle Ayhan Kılıçarslan'ı anmazsam haksızlık olur. 
Ayhan şehrin önde gelen ailelerinden Artezyenci Mecit Bey'in (Düzce'de artijan denirdi) oğluydu.
Ayhan o yaşlarda motosiklet kullanacak ustalıkta bir sürücüydü.
Motosikletin yanında bir sepet vardı.
Okulun paydos zili çaldığında çarşıda bir parça vakit geçirdikten sonra Ayhan Kılıçarslan Azmimilli Mahallesi'nde bulunan eve gider annesinin yaptığı leziz yemekleri yemenin ardından motosikletin yanına yanaşan Ayhan bana göz işareti yapardı:
- Hadi bin!
Sepete atlar o zamanlar ikamet ettiğim Gökçe Köyü'ne teyzemin evine giderdik.

O yolculukları hiç unutamam.

KALK BORUSU ÇALINMIŞ GİBİ!

Fettah Bey Tarlası'nda bulunan ticaret lisesinin hemen çaprazında yeni inşa edilmiş bir apartman vardı.
Maalesef o bina depremle yerle bir oldu!
O binanın hemen giriş katında yeni bir kahve açılmıştı.
Bizler de okul çıkışında tereddütlü adımlarla o mekâna girer bazı oyunları yeni öğrenmenin heyecanıyla yemyeşil çuhalarla kaplanmış masalara otururduk.
Bazen pişti, bazen ellibir ama çoğu zaman okey oynardık...
Ocakta bulunan amcanın özene bezene demleyip de servis ettiği güzelim çayları yudumlarken, ıskatalardaki okey taşlarını şakırdatırdık!
Oyunlar her zaman normal seyrinde devam etmezdi.  
Heyecanın doruğa çıktığı zamanların çoğunda kapıda beliren Düzce Ticaret Lisesi öğretmenlerini görünce 'kalk' borusu çalınmış gibi ayağa fırlardık!
Yüreğimiz hoplardı!
Tek tek numaralarımız alınırdı. Olabilecekleri düşünerek kahveyi seri adımlarla terk ederdik.
Birkaç gün sonra kahvehane tayfası tek tek müdür yardımcısının odasına çağırılır önce dikkatlerimiz daha olmadı kulaklarımız çekilirdi.
Ha bir de unutmadan!
Kahvehanelerdeki oyunların yarı kalması bir yana hesaplar da hocalar tarafından ödenir ama bunun hesabını bize sorarlardı.

"ALALO ALALO BURASI MUTLU LUNAPARK"

Fettah'ın Tarlası demiştim.
O yıl Düzce'ye Ankara'dan lunapark gelmişti.
Her ne kadar efsanevi Düzce panayırlarının yerini tutmasa da şehre yine de bir dinamizm getirdiğini hatırlıyorum.
Lunaparkın kurulum aşamalarında sürekli bir anons dersimizi bölerdi de:
- Alalo alalo Mutlu Lunapark!
Bir an önce açılmasını dört gözle beklerdik.
Dilerseniz devamını haftaya bırakalım...

Düzce sombaharında lise öğrencisi olmak


Yorum Yazın
  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive
Emlak8