Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Düzce Postası Hava Durumu Düzce : 25.8
16.12.2019
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Mehmet ŞİMŞEK

Düzce Depreminin 20. Yıldönümünde Yazı Dizisi (12)..Düzce henüz treni kaçırmadı

30.11.2019 - 14:39:53

Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış,  şehirde depremle ilgili duyulan endişelere tam anlamıyla katılmadığını belirterek şöyle konuştu: “Yeni deprem şartnamesiyle depreme dayanıklı binalar inşa etmek, düzgün zemin etüdü yaptırarak depreme dayanıklı inşaat yapı teknikleri mümkün.”  Şerif Hoca, ayrıca Kocaeli Yahya Kaptan örneğini hatırlatarak Düzce’nin zeminin yumuşak olmasının çok önemi olmadığının altını çizerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Her türlü zemine depreme dayalı yapı yapmak mümkün. Yeter ki düzgün zemin bilgisi edinilip, bu veriler yapı planlayıcılarına aktarılsın. Kötü zemin diye bir şey yok. Her türlü zemine depreme dayalı yapı yapılabilir. Bu anlamda Türkiye’de jeofizik, gerek inşaat mühendisliği tecrübemiz çok iyi.”

PROF. Dr. Şerif Barış, 20 yıl önce depremi yaşayanların artık belli yaşa geldiğini ve bu birikimlerin kullanılamadığı görüşünde. Şöyle diyor: “Depremin ardından 20 yıl geçti. Biz bu tecrübeleri, deneyimleri yaşamış insanların bilgi birikimini kaybediyoruz. Japonya’da en önemli depremleri yaşamış afetzedeler eğitim merkezlerine gelerek tecrübelerini aktarırlar.”

20 yıl bir şey yapılmamış olabilir, ‘devlet elinden gelen her şeyi yaptı, hazır’ diye söylemiyorum. Dünyada hiçbir devlet afete tam anlamıyla hazır değildir. Japonya’da meydana gelen 1 milyon kişi tahliye ediliyor. Birleşmiş Milletler 2015’te çerçeve anlaşması yaptı, afetlerin zararların azaltılması konsepti var. Afetleri tam olarak önleme gibi bir tanım yok dünyada; zararlarını en aza indirmek var. Kişisel çabalar, kurumsal çabalar, ülkenin, belediyenin yaptığı çabalar mutlaka afetin zararlarını can kayıplarını, sakatlıkları, kalıcı sakatlıkları, ekonomik kayıpları azaltacaktır.

 

“HER TÜRLÜ ZEMİNE KONUT YAPMAK MÜMKÜN”

PROF. Şerif Barış’a depremin kaçınılmaz bir doğa olayı olduğundan hareketle yumuşak zeminlerde bina yapmakta neden ısrar edildiğini soruyorum.

Şerif Hoca’nın değerlendirilmesi son derece çarpıcı: Kocaeli’nde Yahya Kaptan dediğimiz semtte 17 Ağustos depremi öncesi Japon hocalarla ölçüm yapıyorduk. Köseköy Belediye Başkanı ‘deprem olursa ne olur’ diye sorunca ‘Yahya Kaptan konutlarına hiçbir şey olmaz’ demiştim. Depremde koşarak geldi, elimi öpmek istedi. Yahya Kaptan yumuşak zemindeydi.  Her türlü zemine depreme dayalı yapı yapmak mümkündür.  Yeter ki düzgün zemin bilgisi edinip yapı planlayıcılarına bu bilgiler aktarılsın. Kötü zemin diye bir şey yok. Her türlü zemine depreme dayalı yapı yapılabilir. Bu anlamda Türkiye’de jeofizik, gerek inşaat mühendisliği tecrübemiz çok iyidir.

 

“DÜZCE’DE DOĞRU YAPILAN BİNALAR AYAKTA”

Şerif Hoca sözü yeniden Düzce pratiğine getiriyor: Düzce’de deprem yapı şartnamesine uygun olmayan, plan, mühendislik hesabı görmemiş, kontrolsüz bir şekilde inşa edilmiş binaların yıkımına yol açmıştı. Peki depremdeDüzce’nin neden tamamı yok olmadı?  1975 şartnamesine göre düzgün yapılan binalar, malzemeden çalmadan çırpmadan inşa edilen binalar ayakta kaldı.  Kâr hırsını gözümüzü karartmadığı sürece depreme bölgelerinde yaşamak pekâlâ mümkündür.

 

“BİNANIZIN ÇOK SAĞLAM OLMASI DA YETMEZ”

Depremde yaşadığı binaların yıkılmayıp da canını kaybedenler olduğuna işaret eden Prof. Şerif Barış, çok da farkında olmadığımız bir gerçekliğe dikkat çekiyor:

Depreme dayanıklı çok güzel konut/fabrikada oturuyorsunuz, çalışıyorsunuz. Tehlike alanı, afet acil durum planını düzgün şekilde yapmazsınız, o yapılar deprem sırasında sallanıyor, içerisinde eşyalar, mobilyalar devrilip, insanları öldürüyor. Kocaeli depreminde yıkılmamış binada ölüler vardı. Depremin sarsıntısıyla birlikte savrulan eşyalar, mobilyalar, elektronik cihazlar insanları sıkıştırıyor. Deprem olayına bütüncül şekilde yaklaşmamız gerekiyor

 

“DÜZCE’DE ZAMANIN GEÇTİĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUM ”

Prof. Barış,  kötümser düşünenlerin aksine Düzce’nin deprem açısından henüz bir şey kaybetmiş olmadığını söylüyor.

Ancak bunun da şartları var.

Diyor ki: Yeni deprem şartnamesiyle depreme dayanıklı binalar inşa etmek, düzgün zemin etüdü yaptırarak depreme dayanıklı inşaat yapı teknikleri mümkündür. Düzce’yle ilgili kötümser değerlendirmelerde bulunanlar acaba kendileri, çocukları, çalışanları, öğrencileri için neler yaptılar? Yineliyorum, Düzce merkezli bir depremin oluşmasına uzun yıllar var. Bu çerçevede Kocaeli ve Düzce en güvenilir yerlerden biri. Hazırlık Düzce’deki büyük depreme göre değil etrafta oluşacak depremlere göre yapılmalıdır. Söylenenlerin aksine Düzce’de zamanın geçtiğini düşünmüyorum. Yeter ki valiliği, belediyeyi bu işin içine katmanın yanısıra bütün sivil toplum kuruluşlarının da bu işin içine girebilsin. Aksi halde ne valilik ne belediye tek başına bu işin üstesinden gelemez. Gerekirse bizlerle görüşülebilirler. Her türlü yardımı, yol göstericiliği yaparız. Düzce’nin zararı benim zararım, kaybı benim kaybım. Bu ülke hepimizin, kardeşlik ruhuyla birbirimize destek olmak zorundayız.

 

“DÜZCE HALKININ BİRİKİMİNE İHTİYAÇ VAR”

Düzce ve Kocaeli’de depremi yaşayan insanların birikimlerinin çok değerli olduğunu yineleyen Şerif  Hoca, depremin ardından müdahale edecek ekiplere destek olacak gönüllülere her zaman ihtiyacın olduğunu vurguluyor ve şöyle konuşuyor:

“O yüzden Düzce halkı çok önemli. Her türlü gönüllüye, bilgiye, birikime ihtiyaç var. Benim derdim Düzce, Kocaeli değil tüm Türkiye. Deprem ülkesiyiz. Yaşananlardan ders alarak bir sonraki afeti azaltmak durumundayız. Depremi yaşamış Düzce, Kocaeli, Dinar vs .halkına önemli görevler düşüyor.

 

“12 AĞUSTOS’TA KANDİLLİ’DE NÖBETÇİYDİM”

Düzce depreminin olduğu 12 Ağustos’ta Kandilli Rasathanesi’nde nöbetçi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Şerif Barış, o geceyi şöyle anlatıyor:

Rahmetli hocamız Prof. Dr. Mete Işıkara Başbakanlık’taydı. Depremin ardından yaklaşık 3,5 saat süreyle düzenli olarak faksla Ankara’ya bilgi verdim. Devlet bütün imkânlarını kullanarak, hemen civardaki illeri koordineli bir şekilde harekete geçirerek Düzce’ye getirdi. Hızlı müdahaleyle can ve mal kaybı az olması sağlandı. Düzce’deki gönüllü çalışanların da bu olayda rolü büyüktü.




Yorum Yazın
  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive
Emlak8