Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Prof.Dr.Celal ERBAY

Devletlerarası ilişkilerde dostluklar değil, çıkar ve menfaatler sonucu belirliyor

13.02.2020 - 10:02:52

EVET sevgili dostlar, kaç zamandır sıkıntılı günlerle hemhal olduk neredeyse. Önce Manisa derken Elazığ-Malatya depremleri, Doğu Akdeniz ve Libya merkezli tayakkuz hali, şimdi de daha dün sekiz, bugün ise beş şehidimizin kanıyla sulanarak, sanki taa Süleyman Şah’dan bu yana tarihteki vatan olma vasfı gündemin ilk sırasını alan İdlib merkezli zirveye tırmanan sıkıntılarımız…

Astana mutabakatı adı altında tarihe geçen celseler, mutabakatlar ve hatta yeni nesillere ümit veren dostluk söylemleri ve bu doğrultuda sergilenen samimiyet pozları… Hele Soçi’de gelinen nokta, ümit vermişti barış ve huzurun dünyada kaim olmasını isteyen her akl-ı selim sahibine.

Ama hiçbir şey beklenildiği gibi gelişip oluşmuyor… Hele hele günümüzde “DOSTLUK” diye ifade etmeye çalıştığımız kavram ve olgu beklenilen güzellikleri üretmede yetersiz kalıyor. Devreye hemen, toplumların arka planda gönül ve karakter yapılarının temelini oluşturan ideoloji ve derunî kabullenişlerini güncelleyip onları hep canlı tutan oluşum ve birimlerin belirlenmeleri doğrultusunda somut bir kisveye bürünen çıkarları giriyor.

İran’ın hedefi, bizim güneyimizde bir Şiî kuşağının oluşumunu gerçekleştirmek; Rusya’ysa Akdenize inme hayallerini hayata geçirip Lazkiye ve Hayfa sahillerine yönelik ince ayar planlarını hayat geçirmek… Bizim derdimiz ise önce vatanımızın bütünlüğüne yönelik tehlikeleri bertaraf edip, bir zamanlar büyük dedemizle aynı devletin vatandaşı olan, aynı bayrağın altında, aynı havayı soluyan, ama bugün dış organizelerin planları doğrultusunda bizden ayrı düşen kardeşlerimizin “imdat çığlığı”na kulak verip, günümüzde mazlumların sığınağı durumuna gelmiş olan İdlib’de can ve mal emniyetine yönelik de kurmuş olduğumuz gözlem noktalarıyla onlara huzur ve güven sunmaya çalışmak.

Gel gör ki dost deyip masaya oturduğumuz, el sıkışıp ekranlarda dünya kamuoyu önünde poz verdiğimiz mutabakatın diğer taraflarının demek ki arka planları varmış… Kendi vatandaşlarından milyonları aşan insanı kadın erkek, genç yaşlı, çoluk-çocuk demeden öldüren Zalim Esed’e destek veren, onun mazlumların sığınağı olan İdlib’e doğru ilerlemesini temin eden İran ve Rusya’nın çıkarları akıllarının önüne geçti ve arka planda saklı tuttukları menfaatlerinin, karakterlerinde var olduğunu iddia ettikleri “mertlik” vasfını tamamen silip süpürdüğünü bütün dünyaya göstermiş oldular.

Onlar hangi planın peşinde koşarsa koşsunlar, biz hak bildiğimiz yoldan dönmeyiz, cehennemler de olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz. Şehitlerimize Allah rahmet eylesin, milletimizin başı sağ olsun. Elinize Suriye’nin neresinden bir avuç toprak alıp sıksanız, mutlaka ondan bir-iki damla ecdad kanı damlayacaktır. İşte o damlalar ta Süleyman Şah’dan bu yana o topraklarda İlah-i Kelimetullah uğruna şehit düşen Müslüman Türk’ün kanıdır. Şehadet, bizim her birimizin nöbetini beklediği ve hasretini çektiği yüce bir makamdır. Rabbim bütün şehitlerimize, en son İdlib’de vurulup tertemiz alnından bir hilal uğruna toprağa toprağa düşen 5 yiğidimize rahmet eylesin. Özel olarak Yığılca’nın Yılgın Köyünden cepheye koşup düşmanın namert kurşunuyla şehit düşen Özgür Işık kardeşime Allah’tan rahmet diliyorum. Annesine babasına Rabbimden sabırlar niyaz ediyorum. Bütün Yığılca’lı kardeşlerime ve Düzce’li hemşehrilerime başsağlığı diliyorum. Yılgın Köyü Özgür kardeşimle ikinci şehidini vermiş oldu. Şehitler yurdudur bu diyar… Taa Orhan Gazi’den bu yana… Yığıldı oraya yiğitler, baharla birlikte bir cenah Alaplı’dan Karabük’e doğru yürüdü, bir cenah da Kasaba, Düzce dedi, çıktı yola… Konuralp dikti bayrağını Kasaba'nın sırtlarına…Durduramadılar orada Akçakoca Bey'i, sarıldı dik bayırlara,,, Azimle koştu hedefe, nihayet tükendi kara parçası ulaştılar Karadenize. Vatan parçasının denizle kavuşup kucaklaştığı bu diyara Beyin adını verdiler ve orasına AKÇAKOCA dediler…

Sevgili dostlar ayak bastığınız yerleri “toprak” deyip geçmeyin… O toprakları vatanlaştırıp bize nasıl emanet ettiyseler, vaktiyle Suriye topraklarını da vatanlaştırıp bizlere emanet etmişlerdi. Tarih tekerrürden ibarettir..Kim bilir, belki de o ecdad yadigarı topraklar şüheda torunu, şehadet aşkıyla yanıp tutuşan yiğitlerin kanını özlemişti de, Rabbim kendisini tesbih eden zerrat-ı alemin duasını kabul etti ve yiğitlerimiz BİR HİLAL UĞRUNA güneş misali İdlib ufuklarında batarak, oradan HAKKA kavuştular.

Cümlesinin Ruhu şadd olsun…

Kalın Sağlıcakla sevgili dostlar.




Yorum Yazın
  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive
Emlak8