Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
H. Agah ALTAY

Efteni Gölü’nün efsaneleri Salda ve Meke’de bile yok!

13.10.2020 - 09:07:20

 

“DÜNYANIN nazar boncuğu” diye adlandırılan Konya’daki Meke Gölü son yıllardaki kuraklık ve yanlış sulamalar nedeniyle malesef tamamen kurudu. Salda Gölü’nün popülerliğine ise aldanmayın! Onu da bir başka tehlike bekliyor.

“Maldivlere benziyor”, “Mars’ın yüzeyine benziyor” derken daha düne kadar kimsenin bilmediği ve duymadığı Isparta’daki Salda Gölü, insanların kontrolsüz akını yüzünden adeta yol geçen hanına döndü.

O da yetmeyip çevreye bırakılan çöpler ve kumların toplanıp götürülmesi gölün ekosistemine zarar verme tehlikesiyle karşı karşıya getirdi.

Salda Gölü’nü bu kadar ilgi çekici hale getiren şey manyezit denilen beyaz kumsala sahip gölün maviliğinin dışında şüphesiz basında çıkan yukarıdaki malum cümlelerdi.

Meke Gölü ise volkanik bir kraterin etrafını dolduran suların görüntüsü nedeniyle ‘Nazar boncuğu’ olarak biliniyor.

Lâkin nazar boncuğumuza da nazar değdi.

Coğrafi yüzey şekillerinin işlevlerinden ziyâde bir şeylere benzetilmesi insanoğlunun hep ilgisini çekmiştir.

Bu en başta o bölgenin tanınması, bilinmesi, sahip çıkılması ve turizme kazandırılması için bir gereklilik doğurmuştur belki de.

Ancak bu gereklilik zamanla ters etki de yapabiliyor.

Ve an gelir zamanın azizliği insanoğlunun hoyratça tutumuyla birleşir ve dünyanın biyolojisi değişiverir.

Turizmde her zaman bir püf noktası vardır.

Örneğin Van Gölü canavarı uydurulmasaydı göl yine ilgi çekerdi. Zira Türkiye’nin en büyük gölü. Ama bugün Van Gölü deyince insanlar ülkenin en büyük gölü olarak değil, canavar gölü diye hatırlıyor.

Peki, bu ünü dünyaya yayılan göllerimizin masallarını gölgede bırakacak hikâyeler başka göllerde yok mu?

Elbette var!

Efteni Gölü’nün muhteşem doğasının yanı sıra efsâneleri de işte bu saydığımız göllerin pabucunu dama atacak cinsten.

İşte o efsanelerden bazıları;

*Zamanın birinde Olympos tanrılarının en büyüğü Zeus ölümlülerin arasına inip onların durumlarını görmek istemiş. Hermes’i de alıp yeryüzüne inmiş ve bir evin kapısını çalmış. “Yolunu kaybetmiş iki garip âdemiz; kapıyı açar mısınız?” demiş. Ama kapı açılmak bir yana aralanmamış bile.  Zeus ve Hermes bu şekilde bin ev dolaşmış ama kimseden ilgi görememiş. İnsanlar ya kapıyı açmıyorlar ya da açsalar bile “Bizim kim olduğunu bilmediğimiz çulsuz dilencilerle işimiz olmaz.” diyerek kapıyı kapatıyorlarmış.

Her yerden geri çevrilen Zeus ve Hermes sonunda harap bir kulübeye gelmiş. Bu kulübenin her yanı saz ve samanla kaplıymış. Çaldıkları kapıyı yaşlı bir kadın açmış. Karşısında iki zavallı yolcu; yorulmuş ve susamış... Yaşlı kadın kim olduklarını sormadan bu iki yolcuyu içeri buyur etmiş. İçeri girdiklerinde karşılarında güler yüzlü yaşlı bir adam görmüşler. Ev sahipleri ellerinde ne varsa misafirlerine ikram etmiş. Yaşlı kadın ve adam bu ziyaretten çok mutlu olmuş; ancak sofradaki yiyeceklerin hiç eksilmediğini, hep aynı miktarda kaldığını görmüş ve şaşırmış. Bunun üzerine Zeus; “Bizler ulu kişileriz. Sizin diğer komşularınız hak ettikleri cezaya çarptırılacaklar ama size hiç zarar gelmeyecek; bırakın evinizi bizimle birlikte dağın en tepesine gelin” demiş. Zor da olsa tepeye varınca yaşlı çift köylerinin sular altında kaldığını görmüşler.

*Başka bir efsaneye göre ise Bizans kralının kızının yüzmesi için Melen Nehri’nin önüne bir bent inşa ettirdiği ve buraya suların dolması ile gölün oluştuğu bir başka rivayette söylenmektedir.

*Diğer hikayede ise; vaktiyle bu gölün bulunduğu yer bir köymüş. Hızır Aleyhisselam’ın yolu bir gün köye düşmüş. Bir kapıyı çalmış, çıkan kadından bir parça ekmek istemiş. Kadın zaten kötü biriymiş. “Yok!” deyip Hızır’a ekmek vermemiş. Hızır Aleyhisselam aç kalacak değildir elbet hem onun ekmeğine de muhtaç değildir. Ama bir denemedir bu! Hızır köyden ayrılırken şöyle dua etmiş: “Allah bu köyü suya garketsin.” Zamanla köyün yeri suyla dolmuş ve bugünkü Efteni Gölü meydana gelmiş.(Kaynak:kulturportali.com)

Günümüzde halen gölde balık avlamaya gidenlerin ağlarına cami minaresinin takıldığı, kimi zaman da gölde cami minaresi ışığının yansımalarının görüldüğü rivayet ediliyor.

Adı üstünde efsanelerin gerçeklikleri her zaman tartışılır. Ama efsanelerin turizme katkısı da yadsınamaz.

Efteni Gölü Tabiat Parkı son yıllarda yenilenen yüzüyle ziyaretçilerin uğrak yeri. Çevre şehirlerden bölgeyi ziyaret edenlerin sayısı da hayli fazla.

Biz her ne kadar Efteni’nin güzelliklerini daha fazla insana duyurmaya çalışsak da Salda Gölü’ne benzer bir akıbete uğramasını istemeyiz maazallah!

   

 

 

 




Yorum Yazın
  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive
Emlak8