Cemil TINAZ
Cemil TINAZ

Gazete: Düzce Postası

[email protected]

Teksif Sendikası Düzce İl Temsilcisi

12 eylül faşist darbenin sonuçları

  • 25.01.2022 10:20

DEĞERLİ okurlarım, 12 Eylül faşist darbenin neden yapıldığını sorgulamak, işçi sınıfına ve ülkemize ödettirilen faturayı tartışmak istiyorum.

Darbecilerin söylediği (gizli güçlerin ve kendilerinin yarattığı) ülkemizi anarşiden kurtarmak için yönetime el koyduk dediler, sonra gerçekler ortaya çıktı. Amerikalı generaller başkana bilgi verirken “bizim çocuklar Türkiye’de yönetime el koydular” demelerinden belliydi.

1980 öncesi beş milyon çalışan işçi vardı, bunun iki buçuk milyonu sendikalarda örgütlüydü. 1961 anayasasının verdiği haklarla, 60-80 yılları arasında ülkemizde işçi sınıfının örgütlülüğü en üst seviyedeydi. Bu örgütlülüğün yaklaşık 300 bin civarı özel sektörde, diğeri kamu sektöründeydi.

Kurtuluş savaşından sonra Mustafa Kemal Atatürk ve dava arkadaşlarının kalkınma hamlesiyle kurmuş oldukları Sümerbank, Seka,  şeker, çimento, tekel, demir çelik, orman ürünleri sanayi, yem, süt fabrikaları ve köy hizmetleri, karayolları, devlet su işletmeleri, limanlar, Türkiye Elektrik Kurumu ve belediyeler bu işyerlerin tamamı sendikal örgütlüydüler. Örgütlü olması nedeniyle yaptıkları toplu sözleşmelerle ücretleri de hayat şartlarına cevap verebilecek seviyedeydi. Demokratik talepleri yüksekti, toplumsal muhalefeti yükseltiyorlardı, istediklerinde hükümetleri sarsıyorlardı.

Ülkemizdeki çalışanların ücretleri kamu fabrikalarında yapılan sözleşmelerle belirleniyordu. Özel sektörde faaliyet gösteren fabrikaların ücretleri de, kamuya göre şekilleniyordu. Bu durum emperyalistlerin ve tekelci sermayenin işine gelmiyordu.

Emperyalistler ve tekelci sermaye o günün Demirel Hükümetine “24 Ocak Ekonomik Kararları” dayattılar. Bu ekonomik kararlar özelleştirmeyi dayatıyordu ve ekonomik olarak ülkemizi dışa bağımlı hale getiriyordu. Bu kararları günün hükümeti, örgütlü işçi sınıfının toplumsal tepkisi nedeniyle uygulayamayınca 12 Eylül faşist darbesi gerçekleştirilip, 24 Ocak kararları uygulamaya sokuldu.  

Ülkemizde kargaşa yarattılar, kardeş kardeşi birbirine düşürdüler, bunu bahane göstererek faşist darbeyi yaptılar. Sonra ne oldu? 1985 yılında ilk özelleşme gündeme geldi, halk şiddetli karşı çıkmıştı, bahane ürettiler, kamu fabrikalarını zarar ettirmek için özel bankalardan çok yüksek faizle kredi kullandırdılar ve kamu fabrikalarını zararda gösterdiler, halkın sırtında yük deyip özelleştirmeyi sağladılar.

Cumhuriyetin oluşturduğu ve ülkemizin kalkınmasında, bizi ekonomik olarak dışa bağımlılıktan kurtaran değerleri yağmaladılar, talan ettiler, bir şekilde sermayeye kaynak aktardılar. Bu gün sonuç ne diye bakarsak, her şeyi dışardan ithal ediyoruz, tamamen dışa bağlandık, ülkemiz ekonomik olarak çökme noktasına geldi.

1980 yılından sonra iktidar olan bütün hükümetlerin günahı var, ancak en büyük günah son 20 yıldır iktidar olan bugünkü hükümetin. Bu güne kadar özelleştirmeleri her yönüyle eleştirdik ve konuştuk, ancak hiç konuşulmayan, işçi sınıfının gördüğü zarar. Elbette özelleşen fabrikalarda çalışan işçiler işlerinden oldu, ancak uzun vadeli düşünürsek, işçi sınıfının aldığı ücretler ve yaşam seviyesinin tamamen düşmesine neden oldu.

Ben çok iyi hatırlıyorum, önceki sendikam Ağaç İş Sendikası’nda şube başkanı iken Kelebek Mobilya işyerinde 1990 yılında yaptığımız sözleşme sonunda işçi arkadaşlar maaşını aldığı zaman bin dolar veya yirmi gram altın alabiliyordu, bu gün hangi işyerinde bu şartlar var?  

1980 sonrası işçi sınıfının örgütlülüğü bitirildi. Bugün 15 milyon çalışan var, sendikalara üye sayısı bir buçuk milyon. Bu da  %10’a tekamül ediyor. 80 öncesi örgütlülük ise %50 idi. Bir buçuk milyonun da yedi yüz bini toplu sözleşmeden yararlanabiliyor. 42 yıldır işçi sınıfından oy alıp sermayeye hizmet eden iktidarlardan kurtulmanın yolu, hükümet olduklarında tercihini bir avuç sermayeden yana değil işçi sınıfından, çalışandan, çiftçiden ve küçük esnaftan yana olan partiyi tercih etmek gerekiyor.

En önemlisi yasal olarak işçi sınıfının sendikal örgütlenmesinin önündeki engelleri kaldıracak partileri tercih etmemiz gerekir aksi halde, işimiz çok zor. Önümüzdeki süreç ekonomik olarak daha da zorlaşacak. İşçi sınıfına ve çalışanlara tavsiyem, kendisi için siyaset yapanlara değil, biz çalışanlara ve halk için siyaset yapanları tercih etmeliyiz. 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

E-Gazete

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız