Cemil TINAZ
Cemil TINAZ

Gazete: Düzce Postası

[email protected]

Teksif Sendikası Düzce İl Temsilcisi

Kapitalist sistemin tekelleşme süreci

  • 8.02.2022 10:00

DİYECEKSİNİZ ki bu başlığın çalışma hayatıyla ne ilgisi var, elbette çok ilgisi var? Yazımı sonuna kadar okursanız anlayacaksınız. Cumhuriyet tarihimizin yaklaşık yüz yıldır küçük esnaf (bakkal, manifaturacı, giyim eşyası satan konfeksiyon, beyaz eşya satanlar, mobilya satanlar, ayakkabı, elektronik cihaz satanlar vs) halkın yükünü, hasat sonuna, ay sonuna veresiye vererek karşılıyordu. Ben iyi hatırlıyorum düğünümü yaparken mobilyamı ve çeyiz eşyalarımı fındığa veresiye almıştık.

Son 15 yıldır zincir marketler ve alışveriş merkezleri oluştu. Mahalle aralarına kadar, hatta köylere kadar zincir marketler açılıyor. Zamanın başbakanı da itiraf etmişti, hatırlarsanız “Bakkallar dönemi bitti” demişti. Bu alışveriş merkezleri ve zincir marketler çok büyük sermaye, küçük esnafın bunların karşısında rekabet etme ve dayanma gücü hiç yok. Alışveriş merkezleri ve zincir marketler ülkemizin her ilinde, ilçesinde, her mahallesinde yapılanmış.

Bu kuruluşlar malları alırken direkt fabrikasından bütün mağazalarına dağıtacak şekilde çok yüksek miktarda alıyor. Örnek vermek gerekirse, bir markanın televizyonunu satacaksa fabrikasıyla anlaşarak yüzbinlerce bağlantı yaparak ve peşin alarak çok ucuza mal ediyor ve alırken kazanıyor. Küçük esnaf televizyonu dükkanına getiresiye kadar iki üç el değişiyor, her el kendi karını koyuyor ve satışa sunuyor, doğal olarak pahalıya mal ediyor. Satarken de kazanması için kendi karını koyarak satmaya çalışıyor. Ancak vatandaş daha ucuz ve ödeme kolaylığı olan büyük alış veriş merkezlerine ve zincir marketlerine yöneliyor. Küçük esnafın da bunlara karşı rekabet etme ve dayanma şansı kalmıyor.

Düşünebiliyor musunuz bir alışveriş merkezinin şehrin merkezinde mağazası var, bu alışveriş merkezi 67 bin kalem mal satıyor. Düzce’de iki bin esnaf varsa bunların sattığı bütün kalemleri satıyor. Alırken kazandığı için çok uygun şartlarda satıyor. Halkın yükünü yıllarca çeken küçük esnaf dayanamayınca kapatmak zorunda kalıyor. Bazıları kazanamamasının nedenini bilmediği için, yıllarca esnaflıktan kazandığı birikimini satıp dükkanını ayakta tutmaya çalışıyor. Hatta bankalardan kredi çekerek dükkanına takviye ediyor. Bu büyük sermayeye karşı dayanması mümkün mü? Tabi ki hayır.

Bütün birikimi elinden gidiyor, hatta bankalara borçlanıyor ve iflas ediyor. Bazen bunun sonuçları o kadar ağır oluyor ki aileler dağılıyor, intiharla sonuçlananlar da oluyor.

Alışveriş merkezlerine ve zincir marketlere karşı olmamız mümkün değil. Sosyal devlet olmanın gereği, yıllarca halkın yükünü çeken küçük esnafı korumasını gerektiriyor. Avrupa bu süreci sancısız atlattı. Sosyal devlet olarak alışveriş merkezleri şehrin dışında olacak, Pazar günleri ve akşam saat 20.00’dan sonra kapalı olacak diye yasa çıkararak küçük esnafını korudu. Bizi yönetenlerin tercihlerini kimden yana yaptıklarını sorgulamak gerekiyor. Tekelci sermayeden yana mı, yoksa küçük esnaftan yana mı? Sorgulamadığımız sürece bu sistem devam eder, sorgulamanın zamanı geldi de geçiyor.

Benim hatırladığım böyle bir yasa gündeme geldi, ancak AKP hükümetinin oylarıyla reddedildi. Kapitalist sistem tekelleşiyor ve 20 yıldır iktidar olan AKP hükümeti bu süreci hızlandırmak için ne gerekiyorsa yapıyor.

Küçük esnafı korumanın ayrıca şöyle de bir yararı var: Küçük esnafın kazandığı para şehrin içinde kalırdı, esnaflar birbirlerine yardım ederlerdi. Büyük sermaye ise kazandığını alıp götürüyor. Yardımlaşma, dayanışma ruhumuz da kalmadı. Şayet bu böyle devam ederse, küçük esnafı koruyacak önlemler alınmaz ise on veya on beş yıl içinde küçük esnaf diye bir şey kalmayacak ve maalesef ki hepsi dükkanlarını kapatmak zorunda kalacak.

İşçi sınıfının sorunu ise burada başlıyor. Dükkanını kapatan küçük esnaf ve yanında çalışan binlerce işçi ailelerini ne ile ve nasıl geçindirecek? Sonuç olarak işsizlik artıyor ve böylelikle fabrikalara ucuz iş gücü yaratılıyor.

Sık sık duyarız, çalışan arkadaşlar haklarını talep ettiklerinde işverenler ve vekilleri “çalışıyorsanız çalışın, çalışmıyorsanız kapı orada. Dışarıda çalışmak isteyen on binlerce insan var ” diyerek çalışanını işten çıkartmak ile tehdit ediyor. Bu durumda işçi, dışarıda yüz binlerce kişinin işsiz dolaştığının bilincinde olduğu için hakkını bile arayamayacak duruma getiriliyor. Şu anda bile bu durum yaşanırken, bu marketler zincirleri için gerekli düzenlemeler yapılmayıp, esnafların kepenkleri kapattığını ve işsizliğin çok daha fazla arttığını düşünsenize.

Hangi işçi işten çıkartılma korkusu olmadan hakkını arayabilecek? Bu sebeple artık bu marketler zincirleri ve alışveriş merkezleri hakkında gerekli düzenlemelerin bir an önce yapılması ve böylelikle küçük esnafa rahat bir nefes aldırılması gerekiyor.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

E-Gazete

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız