Cemil TINAZ
Cemil TINAZ

Gazete: Düzce Postası

[email protected]

Teksif Sendikası Düzce İl Temsilcisi

Dolu gibi işsizlik yağıyor

  • 22.02.2022 10:02

GEÇENKİ yazımda kapitalist sistemin tekelleşme sürecinde küçük esnafın, bilerek nasıl bitirildiğine değinmiştim. Bu yazımda aynı amaçla, isteyerek ve bilerek milletin efendisi olan köylüyü, çiftçiyi ve üreticiyi nasıl ve neden bitiriyorlar buna değineceğim.

Bundan 20 sene önce kendi kendine yeten yedi ülkeden biriyiz diye övünürdük. Topraklarımız çok verimli, güneşimiz ve suyumuz da bol ve üretirdik. Tarıma dayalı üretimin de sanayisini geliştirirdik ve dışarıdan ithal almazdık.

Şimdi ne oldu bize? Üretemiyoruz, ürettiğimizde üretici kazanamıyor ve üretimden kopuyor.

Asıl olan köylüyü-çiftçiyi yaşadığı yerde istihdam etmektir, bizleri yönetenlerin görevi bu olmalıdır. İnsanların yaşadığı yerde mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamalarını sağlamaktır.

Bugün her şeyi yurt dışından ithal ediyoruz. Aklınıza ne gelirse; buğday, arpa, soya, fasulye, nohut, et, canlı hayvan, tütün ve mamulleri olan sigara, şeker, pirinç, gibi bütün tarım ürünlerini dışarıdan ithal ediyoruz.

Eskiden tekelimiz vardı 500 bin aile Türk tütünü ekerdi, sigara fabrikalarımız vardı. Şeker fabrikalarımız vardı kendi şekerimizi üretirdik, 300 bin çiftçi şeker pancarı üretirdi. Et Balık Kurumu’muz vardı, hayvancılık yapan çiftçilerimizin etlerini halka daha uygun fiyata ulaşmasını sağlardı. Süt Enstitüsü Kurumu vardı, halk süte ve süt ürünlerine rahat ve uygun fiyatla ulaşırdı. Hem üreten çiftçi kazanıyordu, yaşadığı yerde istihdam ediliyordu, hem halk kazanıyordu, uygun fiyatlarla besinine ulaşıyordu.

Şimdi bu kuruluşların yerinde ne var? Tekeli tasfiye ettik, sigara fabrikalarını kapattık, yerine Amerikan çiftçisinin ürettiği tütünden ve Amerikan sigara tekellerin ürettiği sigaraları halkımıza içiriyoruz. Elbette sigara sağlığa zararlı, içilmemesi gerekiyor. Ancak bu ülkenin bir gerçeği.

Şeker fabrikalarını kapattık, şeker kurumunu tasfiye ettik, yerine Amerika’nın Cargill firmasının mısır şurubundan yapılmış tatlandırıcıyı kullanıyoruz. Dünya Sağlık Örgütü’nün “% 2’den fazla kullanılması yasak ve sağlığa çok zararlı” dediği, fazla kullanımının kanser yaptığı kesinleşmiş olan bir ürün. Ülkemizde de bakanlar kurulu kararıyla yanlış hatırlamıyorsam % 20 oranında kullanımına izin veriliyor. Bütün şekerli içecekler, çikolatalar, gofretler aklınıza gelen bütün tatlandırılmış yiyecekler, daha ucuz diye Amerika’nın Cargill firmasının ürettiği mısır şurubundan yapılıyor.

Türk Şeker Kurumu’nu tasfiye edip, şeker fabrikalarını kapatıp, Cargill firmasına pazar açmanın nedenini sorgulamamız gerekir. İnsanlarımızı, en önemlisi çocuklarımızı zehirliyoruz. Arkasından kanser vakaları, hastalıklar artıyor. Yine çok uluslu ilaç tekellerin eline düşüyoruz. Elin oğlu bir taşla üç beş kuş birden vuruyor.

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ne demiş, “Savaş alanlarında kazanılan zaferler, ekonomik zaferlerle taşlanmadıkça bağımsızlıktan söz edilemez.” Bundan yaklaşık yüz sene önce ne de güzel söylemiş. Cumhuriyetin ilk yıllarında bu fabrikalar kurulurken bu amaçla kurulmuş.

Gelelim esas sorumuza, çiftçiliği bitirirsen, tarıma dayalı sanayiyi bitirirsen, çiftçilikle uğraşanlar, fabrikalarında çalışan işçiler bulundukları yerde geçimini sağlayamıyorlarsa nereye gidiyor? İş bulmak için büyük şehirlerin varoşlarına geliyorlar. Ziraat Odası Genel Başkanının tespiti, “Yılda yaklaşık bir milyon köylü ve çiftçi üretimden kopup şehre göç ediyor” dedi. Tekelci sermayeye ucuz iş gücü, sermayenin arayıp bulamadığı fırsat.

Yalnız bunlar mı? Son yirmi yılda çok büyük göç aldık. Iraklı, Suriyeli, Afganlı, Afrikalı, kayıtlısı kayıtsızı yaklaşık 10 milyon kişi! Bu insanlar nerede ve onlara kim bakıyor? Devlet tarafından bu göçmenlere harcanan para ne kadar? Sanırım açıklanmıştı değil mi? 50 milyar dolar!

Bir de bizim kendi ülkesinde iş bulamayan evlatlarımız var, kayıtlara göre 8 milyon! Bunlar iş arayanlar. Bir de umudunu kesip artık aramayanlar var. İşsiz sayısı göçmenler ve yurttaşların toplamı 20-25 milyonu buluyor. Bu çok ciddi bir rakam. Bir an ülkemizde göçmenlerin olmadığını düşünelim ve sorgulayalım.

Ben inanıyorum ki bütün bunlar tek merkezden yazılan, bizim gibi ülkelere dayatılan reçetelerdir. Topraktan koparılan çiftçiyi toprağa geri döndürecek ve üretime yönelik yatırımlar yapmaz isek bu sıkıntılardan kurtulmamız mümkün değil. Sorgulamamız gereken, bizi yönetenlerin kendi çiftçisine mi yoksa bir avuç çok uluslu şirketlere mi hizmet ettiğidir.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

E-Gazete

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız