Cemil TINAZ
Cemil TINAZ

Gazete: Düzce Postası

[email protected]

Teksif Sendikası Düzce İl Temsilcisi

Sağlıkta Reform

  • 8.03.2022 09:33

1989 yılının nisan ayında Ağaç İş Sendikası’nın Düzce şubesinin genel kurulu sonucu, işçi arkadaşların destekleriyle şube başkanlığına seçildim. Ağaç-İş Sendikasının Şube Başkanı olduktan sonra ilk yaptığım Düzce’de örgütlü bulunan sendikaların şube yöneticileri ve örgütlü olan işyerlerinin işyeri sendika temsilcilerini topladım. Düzce’deki işçilerin sorunlarını tartıştık ve sorunlarımızı bir rapor haline getirerek yetkili yerlere ulaştırdık, birçoğunu çözüme kavuşturduk.

Biz sendikacıların ortak taleplerimizden biri ve en önemlisi, yıllarca gündemde olup bir türlü gerçekleşmeyen SSK Hastanemizdi. Siyasilerin yapılacağı yer konusunda bir türlü anlaşamadığı ve yapılması uzayan sigorta hastanesinin bir an önce yapılması için biz sendikacılar imza kampanyası başlatarak, çalışan işçi arkadaşlardan 5400 imza toplayarak 1993 yılında dönemin Çalışma Bakanı Mehmet Moğultay’a teslim ettik. Bakanın söz vermesi üzerine üç ay sonra hastanemizin temeli atıldı ve 1998 yılında yapımı bitti.

Bu arada SSK Hastanesi Yapma Yaşatma ve Yardımlaşma Derneğini Düzce’nin sorunlarına kulak tıkamayıp bunlara çözüm arayan sevgili arkadaşlarım Kenan Fırat, İhsan Çetin, Mehmet Bakan, Mustafa Kayıkçı, Mehmet Öztürk ve hastane personeli Turgut Topaloğlu ile kurduk. Dernek aracılığıyla hastanenin bahçesini düzenledik, tabelalarını yazdırdık, banklar aldık, bunun gibi birçok eksiklerini işçi arkadaşlardan topladığımız yardımlarla giderdik. Tam kapasiteli hizmete geçemeden 17 Ağustos 1999 depremini yaşadık, hastanemiz hasar almıştı ve daha sonra yıkıldı.

Bunları neden anlattım? Biz çalışanlar için SSK hastaneleri çok önemliydi, aktif çalışanların ve SSK emeklilerinin tedavileri ve sağlık hizmetleri SSK hastanelerinde yapılırdı. Hem hizmette kalite ve ilgi vardı, hem çalışanların sağlık giderleri SSK’ya daha ucuza mal oluyordu. Çalışan işçi ve emekli hastaneye gittiğinde herhangi bir ücret ödemiyordu, bugünkü kadar sıra beklemiyordu, doktorlar da yeteri kadar zaman ayırabiliyordu. SSK ilaçlarının bir kısmını kendi fabrikalarında üretirdi, bütün çalışanların ve emeklilerin ilaçlarını kendi eczanelerinden karşılardı. Bugün birçok ilaç SSK kapsamından çıkartıldı veya SSK bir kısmını ödüyor, geri kalanını yıllarca pirim ödemiş işçi ve emekli cebinden kendi ödüyor.

Sosyal devlet olmanın gereği vatandaşının sağlık giderlerinin tamamını ücretsiz karşılamasıdır. 2003 yılında zamanın hükümeti önce ilaç alımını serbest bıraktı, bütün eczanelerden ilaç alımı başladı. Yapılan bir araştırmaya göre kendi bünyesindeyken SSK’nın yıllık ilaç maliyeti 5 milyarken, serbest bırakıldıktan sonraki ilaç maliyeti 20 milyar oldu. Burada asıl yapılmak istenenin ne olduğunu sorgulamanızı istiyorum.

Daha sonra sağlıkta reform yapıyoruz diye 2005 yılında bütün sigorta hastaneleri Sağlık Bakanlığı’na devredildi. 2005 yılından bugüne SSK sağlık hizmetlerini Sağlık Bakanlığı’ndan satın alıyor. SSK’ya kaça mal olduğunu siz tahmin edin.

Emekli olmayı çok zorlaştırdılar. 5 milyon yaşa takılan çalışan var. Emeklilikte maaş bağlama oranını %70’den %30’a düşürüp, emeklinin reel olarak maaşını düşürmüş olmalarına rağmen, SSK’nın yıllık açığı, yani hazineden karşılanan rakam yaklaşık 25- 30 milyar. Bugün emeklilerin açlık sınırının altındaki maaşların temelinde bu uygulamalar yatıyor.

Gelelim sağlık çalışanlarına, yıllardan beri talep ettikleri özlük hakları, sağlıkta şiddet ve pandemide virüse yakalanıp hayatını kaybeden sağlıkçılarımızın meslek hastalığı sayılması yasaları, bir türlü söz verilmesine rağmen çıkartılmıyor. Düşmana ve teröre karşı silahlı kuvvetlerimizle savaşırız, savaşta ölenler şehit sayılır ve şehit yakınlarına devlet olması gerektiği gibi sahip çıkar. Peki, pandemi nedeniyle Dünyayı ve ülkemizi esir alan korona virüse karşı hangi orduyla savaşıyoruz? Elbette ki pandeminin başından bu yana özveriyle ve fedakarca çalışan sağlık ordumuzla. Bu savaşta ölen sağlıkçılarımız neden şehit sayılmıyor? Neden bu konudaki talepler dikkate alınmıyor?

Hastanelerimizden doktorlar istifa ediyor, özel hastanelere veya yurt dışına gidiyor, son üç beş yılda yurt dışına giden doktor sayısı 4000 civarında. Sağlık çalışanları hükümeti uyarmak için sık sık uyarı grevi yapıyor, hükümet duymuyor, duymaya da niyeti yok.

Bir doktor devlete kaça mal oluyor? Yetişmiş uzman hekimlerimizi elimizden kaçırıyoruz. Avrupa ülkeleri yetişmesinde hiç katkısı olmadan, beş kuruş masraf yapmadan yetişmiş hekimlere sahip oluyor. Bilim insanlarının ülkemize aidiyet duyguları bitiyor ve doğal olarak hekim açığı oluşuyor.

Düzce ilimizde bile birçok branşta hekim açığımız var. Her gün bu konuda bir çok şikayet alıyoruz. Sağlık ordumuzun bütün haklı talepleri bir an önce yasalaşmalı, aksi halde sağlıkta ileride çok sıkıntı çekeriz. Bizden uyarması.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız