• 5.05.2022 10:13

İŞÇİNİN, emekçinin birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs İşçi Bayramı, tüm işçi ve emekçi sınıfına kutlu olsun. Okuyucularıma 1 Mayıs İşçi Bayramının tarihçesini anlatmak istiyorum.

Sanayisi gelişmiş ülkelerde (Amerika, Kanada,  Fransa, Almanya, İngiltere gibi) 1880’li yıllar, ağırlıklı olarak kol emeğinin kullanıldığı ve çalışma şartlarının çok kötü olduğu yıllardır. Küçük çocukların karın tokluğuna çalıştırılması ve 14- 15 saate kadar varan iş günleri söz konusuydu. Şirketler eşi görülmemiş bir hızla büyürken, işçiler, işyeri güvenliği, sağlık koşulları, örgütlenme ve grev gibi en temel haklarını dahi tanımayan bir siyasi ve hukuki sistem ile karşı karşıyaydılar.

1881 yılında yarım milyon işçiyi temsilen kurulan Örgütlü Meslek ve Emek Birlikleri Federasyonu 8 saatlik iş günü mücadelesini ülke geneline yaymak ve işçilerin kararlılıklarını göstermek amacıyla mücadeleyi yükseltti. ABD’nin Chicago kentinde 40 bin tekstil işçisinin gerçekleştirdiği eylem kanla bastırıldı. Aynı kentte, bir fabrikada 8 saatlik iş günü için greve çıkan 1400 işçi işten atıldı. Aynı tarihte greve çıkanlara ateş açıldı ve 4 işçi yaşamını yitirdi. Saldırılar mücadele ateşini söndürmedi, aksine körükledi. ABD ve Kanada’da sendikalar ve diğer örgütlerin yükselttiği mücadele sonucu 1 Mayıs 1886’da yaklaşık 350 bin işçi greve çıktı. Tarih işçi sınıfının böylesine örgütlü ve kararlı tepkisine ilk kez tanık oluyordu. Tüm ülkede yaşam durdu. İşçiler üretimden gelen gücü kullanıyordu. İşçilerin bu topyekun isyanı, işverenlerin tepkisini çekti. Chicago’da greve çıkan 40 bin işçinin eylemini bastırmak için, saldırılar düzenlendi. İşverenler grevi kırmak için sokak çeteleriyle anlaştı. Sokak çeteleri bir taraftan işçilere saldırıyor bir taraftan da grev kırıcılığı yapıyordu. Grevci işçilerle sokak çeteleri arasında çıkan kavga sırasında, polisin işçilerin üzerine ateş açması sonucu 4 işçi yaşamını yitirdi.

Hükümet ve işverenler, işçi eylemlerini kolay kolay içlerine sindiremiyordu. 1 Mayıs sonrası işten atmalar, baskılar yoğunlaştı. Olaylara neden oldukları gerekçesiyle 8 işçi hakkında idam istemiyle dava açıldı. İşçiler idam cezasına çarptırıldı. 4 yiğit işçi önderi Albert PERSONS, Adolph FISCHER, George ENGEL ve August SPIES 1 Mayıs 1886 yılında 8 saatlik iş günü mücadelesinde önderlik yaptıkları için idam edildi. Albert PERSONS isimli işçi, özür dileme şartıyla af edileceğinin söylenmesi üzerine mahkeme heyetinin karşısında tarihe geçecek sözlerini söyledi: “Bütün dünya biliyor suçsuz olduğumu. Eğer asılırsam cani olduğum için değil, emekçi olduğumdan asılacağım.”

İşçi önderlerinin cenaze törenine yüzbinler katıldı. ABD’de yaşanan bu olaylar uluslararası işçi örgütlerini harekete geçirdi. ll. Enternasyonal 1889’da Paris’te düzenlediği kongrede, Amerikan işçisinin mücadelesini desteklemek amacıyla dünya çapında gösteriler düzenlendi. 1890’dan başlamak üzere 1 Mayıs’ı da Uluslararası Birlik, Mücadele ve dayanışma Günü olarak kabul etti. O gün bu gündür bütün dünyada 1 Mayıs, İşçi Bayramı olarak kutlanır. Bu mücadeleler sonunda işçiler 8 saatlik iş gününü kazandı.

Ülkemizde 1 Mayıs uzun yıllar yasaklandı, 1 Mayıs öncesi aydınlar, sendika yöneticileri ve önderlik yapan işçiler gözaltına alındı. Anadolu’da ilk 1 Mayıs Osmanlı döneminde 1905 yılında İzmir’de kutlandı. İstanbul’da ilk kez 1 Mayıs kutlaması 1910 yılında yapıldı. 1920 1 Mayısında işgal idaresinin ve Osmanlı hükümetinin yoğun baskılarına karşın 1 Mayıs İşçi Bayramı olarak kutlandı. İşçiler Haliç’ten başlayarak Karaköy üzerinden Beyoğlu’na kadar yürüyüş yaptılar ve “Bağımsız Türkiye” yazılı pankart taşıdılar ve slogan attılar. Cumhuriyet sonrası da 1 Mayıs hep engellemelerle karşılaştı. Akılda kalan 1977 1 Mayıs’ı idi. Taksim alanını 500 bin işçi doldurmuştu, haklı taleplerini haykırıyorlardı. İşçilerin örgütlü birlikteliğinden rahatsız olan çevreler, provokasyon yaparak halkın üzerine ateş açmak suretiyle 37 insanın ölümüne ve 200’den fazla insanın yaralanmasına neden oldular. Bu olayın gerçek sorumluları hala bulunup yargılanamadı. İşçilerin haklı taleplerinden korkanlar bunu neden yaptılar sorgulamamız gerekir.

1977 1 Mayıs’ından sonra her 1 Mayıs’ta olaylar ve kargaşa çıkacak beklentisi oluştu, amaç katılımı azaltmaktı. Burada dikkatimi çeken işçilerin haklı taleplerine karşı, 1800’lü yıllarda Amerika’da ne yaşandıysa bizim ülkemizde de benzer şeyler yaşandı ve hala yaşanıyor. Üstelik 1 Mayısı ülkemizde komünist bayramı olarak lanse ettiler. Öcü olarak yarattıkları komünizm gelmesin diye 80 öncesi sağdan ve soldan 10 bin yurtsever gencimizi birbirine kırdırdılar. Koskoca Sovyetler Birliği çöktü, Romanya’nın dışında hiç kan dökülmedi, biz gençlerimizi heba ettik.

Bugün ülkemizin Tunceli Belediye Başkanı komünist partiden ve her kesimden insan vicdanı rahat bir şekilde ne kadar güzel yönettiğini söyleyebilir. 1980 sonrası 1 Mayıs darbeciler tarafından yasaklandı. İşçi sınıfın örgütlülüğü dağıtıldı. İşçi sınıfın örgütlülüğünü % 50’den % 10’ların altına düşürdüler. 1 Mayısı kontrollü olarak serbest bıraktılar. İşçiler 14-15 saatlik iş gününü 8 saate düşürmek için mücadele verdiler. Bunun anlamı 8 saat çalışıp sonunda aldığın ücretle rahat rahat geçinebilmekti, ancak hala işçiler fazla mesaiye zorlanarak, adeta bir köle gibi çalışmaya zorlanıyor.

Her ne kadar yasalarda 8 saatlik iş günü olsa da işçiler geçinebilmek ve işten atılmamak için 14-15 saat çalışmak durumunda kalıyor. Ülkemizde hala 19. yüzyılın koşullarında işçi çalıştırılıyor. Bu cendereden kurtulmanın yolu, önce işçi sınıfı tek çatı altında örgütlenmeli ve mücadelesini siyasal mücadeleyle bütünleştirmeli.  Yani işçi sınıfı, gözüne işçi ve emekçi sınıfın gözlüğünü takarak sorunlarına işçi sınıfı gözlüğüyle bakmayı öğrenir ise kurtuluşu yakalar. Yaşasın 1 Mayıs, yaşasın işçi sınıfının birliği.