Cemil TINAZ
Cemil TINAZ

Gazete: Düzce Postası

[email protected]

Teksif Sendikası Düzce İl Temsilcisi

Sendika ve siyaset

  • 26.07.2022 10:53

DEĞERLİ okurlarım, bu yazımda sendika yöneticileri siyaset yapmalılar mı, yoksa yapmamalılar mı bu konu üzerinde duracağım. Sendikacıların temsil ettiği işçi sınıfının çıkarları için hayati önem taşıyan bu konuyu enine boyuna irdeleyeceğim.

Siyasi partilere herkes üye olabilir (ülkemizde kamu çalışanları hariç, bu konuya aşağıda değineceğim) işçi, esnaf, çiftçi, patron, işsiz, emekli, kısacası isteyen herkes düşünce yapısına göre istediği herhangi bir siyasi partiye üye olabilir. Burada bir sınırlama yok. (kamu çalışanları hariç) Sendikalara ise herkes üye olamaz. Sendikalara ancak çalışan işçi veya kamu çalışanı (memur) üye olabilir, o da çalıştığı iş koluna göre sendikasına üye olabilir. Buradan sonra yazımın devamında işçi memur ayrımı yapmadan devam edeceğim. Genelde işçi sendikalarından örnekler vermeye çalışacağım.

İşçi sendikalarına esnaf, çiftçi, işsiz, patron üye olamaz, yalnız bizzat çalışan işçi üye olabilir. O da çalıştığı iş koluna göre sendikasına üye olabilir. Sendikasına üye olan işçiler, sendikası aracılığıyla ekonomik ve sosyal haklarını alabilmek için sendikada örgütlenir. İşçilerin sorunu tek; işverenine karşı ortak mücadele etmek ve başarıya ulaşmak. Sendikaya üye olan işçilerin içinde düşünce yapısına göre her siyasi partiden işçiler var, ancak bütün işçilerin ortak paydası işverenine karşı birleşip hakkını almak. Birleşebilirlerse başarıya ulaşabilirler, sermayenin böl-parçala-yönet taktiği vardır. Toplumun hassas konuları üzerinden işçileri ve çalışanları bölmeye çalışır, bu oyuna gelmeyen kazanır, işverenin oyununa gelenler bölünürler, parçalanırlar ve yönetilirler, sömürülmeye devam ederler.

Gelelim esas sorumuza. Sendikacı siyaset yapmalı, ama kime karşı siyaset yapmalı? Sendikasına üye olan işçisine karşı değil, ülkeyi yöneten siyasetçilere karşı siyaset yapmalı. Çünkü bir işçinin alacağı asgari ücreti siyaset kurumu belirliyorsa, memurun alacağı ücreti, 40 yıl çalışıp emekli olduktan sonra emeklilerin ücretini siyaset kurumu belirliyorsa, siyaset kurumu kayıt dışı sigortasız çalışan mevsimlik işçilerin kayıt dışı çalışmasının önüne geçmiyorsa, 1980 öncesi çalışan sayısı 5 milyon iken sendikalarda örgütlü işçi sayısı 2,5 milyondu, sendikal örgütlülük oranı % 50 idi. Şimdi örgütlülük oranı % 07 ise, 12 Eylül faşist darbecilerin koyduğu yasaları 40 yıldır siyaset kurumu değiştirmiyorsa evet sendikacılar siyaset yapılmalı.

Son 20 yıldır bir ülkeyi tek parti yönetiyorsa, hükümet olmak için oyu işçiden ve çalışandan alıyorsa, örgütlenmenin önündeki engelleri kaldırmıyorsa, bu hükümete karşı ve buna benzer hükümetlere karşı siyaset yapılmalı. Ancak nasıl siyaset? Bireysel siyasetin önü açık, sıkıntı yok, ancak örgütlü siyaset yapmanın önü kapalı. 1980 öncesi bir sendikacı hem sendikacılık yapıp hem aynı anda milletvekilliği yapabiliyordu. 12 Eylül yasaları bunu yasakladı, hala yasak devam ediyor.

Gelelim girişte bahsettiğim kamu çalışanların (memurların) siyaset yapmasına. Dünyada 6 ülkenin memurlarının siyaset yapması yasak, bu 6 ülkenin biri de maalesef bizim ülkemiz. Bu ayıptan ülkemizi kurtarmamız gerekiyor. Gelişmiş ülkelerin hiç birinde memurların siyaset yapmaları yasak değil. Peki, bizim ülkemizde memurların siyaset yapmaları neden yasak? Çünkü memurlar okumuş, daha aydın ve tahsilli kişilerdir. Bu kesimin sorgulama yetenekleri daha kuvvetli oldukları için sermaye yanlısı siyasi partiler iktidarlarında memurların siyaset yapmasından çekinirler ve yasak koyarlar. İşçisi, memuru, emeklisi kısacası hayatını çalışarak idame eden emekçinin temsilcileri olan sendikalar seçimden önce siyasi partilerin çalışandan, işçiden, emekçiden yana nelerin vaat edildiğine bakmalı, vaat edilenleri not almalı, çalışanlar için vaat eden siyasi partinin iktidar olması durumunda, temsil ettikleri emekçiler adına vaatlerinin takipçisi olmalıdırlar. Şayet vaat edilenler yapılmadıysa o siyasi partiye karşı açık oy verilmemesi yönünde örgütlü bir şekilde çağrı yapılmalı. O zaman görün bakalım işçilerin ve emekçilerin talepleri nasıl yerine getiriliyor.

Memurların siyaset yapması yasak, işçilerin örgütlü bir şekilde siyaset yapması yasak, çiftçi zaten örgütsüz siyasete çok uzak. Bir de siyaset yapmak çok masraflı olduğu için çalışan kesimin siyaset yapması ve buna para ayırması mümkün değil. O zaman siyaseti yapmak, sermayeyi temsil edenler, sermayenin finanse ettikleri ve parası olanlara kalıyor. Onun için çalışanların ve emekçilerin sesini kimse duymuyor, vaatler hep unutuluyor.

İşçi ve emekçilerin çarpık olan bu yapıyı değiştirme mücadelesi vermesi gerekir.  20 yıldır iktidar olan bu hükümetin seçim öncesi vaatlerini hatırlayalım, vaatlerinin yerine gelip gelmediğini sorgulayalım. Bırakalım verilen vaatleri, işçi sınıfın yıllarca kazanılmış haklarını gasp etmeye çalıştılar. Kıdem tazminatına el uzatmak istediler. Sandığa giderken, 20 yıldır işçi sınıfı ve emekçi için bir tek yasa çıkartmayan iktidarı sorgulayalım ve sandığa öyle gidelim, tabi bunu örgütlü bir şekilde yapar isek daha başarılı oluruz.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız