Cemil TINAZ
Cemil TINAZ

Gazete: Düzce Postası

[email protected]

Teksif Sendikası Düzce İl Temsilcisi

İşçinin kıdem yılı

  • 9.08.2022 11:22

Değerli okurlarım, bu yazımda işlerin kıdem yılından bahsedeceğim. Ülkemizin sanayileşme tarihi gelişmiş ülkelere kıyasla ( İngiltere, Fransa, Almanya, Amerika gibi)  daha çok yeni. Mustafa Kemal Atatürk 1923 yılında İzmir’de İktisat Kongresini topluyor ve yeni cumhuriyetin sanayileşmesini masaya yatırıyor. 600 yıllık Osmanlının çöküşü 1700’lü yıllarda Avrupa da başlayan sanayi devrimini algılayamamış olmasından kaynaklanıyor. Düşünebiliyor musunuz matbaanın bile Osmanlıya Avrupa’dan 300 yıl sonra gelmesini. 1923 yılında toplanan iktisat kongresinde özel sermayenin hiç olmaması nedeniyle karma ekonomik modelin uygulanması kararlaştırılır. Devlet her alanda kamu eliyle fabrikaların kurulmasına karar verir. Sümerbank bez fabrikası, Seka kağıt, demir çelik, şeker, çimento, Tekel sigara fabrikaları gibi her alanda, dışarıdan ithal ettiğimiz ürünlerle ilgili fabrikalar kurulur. 1960 yıllarından sonra özel sermaye gelişir ve özel sektör fabrikaları kurulmaya başlar, bu nedenle ülkemizin sanayi tarihi Avrupa ya kıyasla çok yeni dedim. Daha bizim özel sektör fabrikalarımız, ciddi köklü firmalarımızı tenzih ederek söylüyorum kurumsallaşamadılar. Özel sektör firmaların tahmini olarak söylüyorum kurumsallaşma oranı %20-30’u geçmez. Eskiden, kamu sektöründe çalışan bir işçi, istisnalar hariç, emekli olasıya kadar aynı fabrikada çalışırdı ve emekli olurdu. Özelleşme sonunda her alanda üretimi özel sektör eliyle üretilmeye geçildi. Yukarıda bahsettiğim özel sektör firmalarımızın % 70’inde çalışan işçilerin aynı fabrikada çalışma yılı 6 ile 10 yıl arasındadır. Gelişmiş ülkelerde bir işçi özel sektör fabrikasına girdiğinde, eskiden bizde kamu sektöründe olduğu gibi emekli olup ayrılıyor. Bizde özel sektör fabrikalarına girip de emekli olan yüzde kaçtır? % 30’u geçmez. Onların birçoğu da teknik elemandır. Bir örnek vereyim, benim kayınpederim Almanya da çalışıp ilk işe başladığı iş yerinden emekli oldu. Kayın biladerim de Almanya’da çalışıyor ve 20 yıldır aynı iş yerinde çalışıyor. Gelişmiş ülkelerin özel sektörü kurumsallaşmış, işçinin üzerinden basit yöntemlerle haksız kazanç yoluna gitmiyor. Bizim özel sektör neden kıdemli işçi çalıştırmıyor,(teknik eleman, usta ve formen hariç) size örnek vererek anlatmaya çalışacağım. İki işçi bir fabrikada çalışıyor biri bir yıllık, diğeri on yıllık, her ikisinin maaşı 10000 lira olsun, işveren her ikisini de işten çıkarsa, bir yıllık olan 10000 lira kıdem tazminatı alır, on yıllık olan, 100000 lira kıdem tazminatı alır.  İşveren işçilere % 40 zam yapsa, her ikisinin de maaşı 14000 lira olur. İşveren zamdan sora her ikisini de işten çıkarırsa, bir yıllık olan 14000 lira kıdem tazminatı alır, on yıllık olan 140000 lira kıdem tazminatı alır. Yalnız kıdem farkı olması nedeniyle on yıllık işçide 36000 lira fark var, siz bunu yirmi veya otuz yıllıklarda değerlendirin. Yanı kısacası kıdemli işçi işverene pahalıya mal oluyor, bu nedenle, özel sektörün % 70’ i işi bilen teknik elemanları yüksek ücret vererek tutuyor, diğer işçileri sürekli değiştiriyor ve kıdem farkından kar etmeye çalışıyor. Bunun sonucu, büyük sorun haline gelen emeklilikte yaşa takılanlar oluşuyor ve milyonlarca işçi emekli olamadıkları için mağdur oluyor. Emeklilikte yaşa takılanların ilk işe başladıkları fabrikaların birçoğu hala faaliyettedir. İflas edip faaliyetini durduran iş yerleri hariç, onlar da %5’i geçmez. Bizim özel sektörde çalışan işçilerin kıdemleşememesi, girdiği ilk işten emekli olamamasının nedeninin birincisi, bizdeki özel sektör firmalarının kurumsallaşamamasıdır, ikincisi ise işsizliğin çok olması. Çünkü işverenler çıkarttığı işçinin yerine hemen işçi bulabiliyor. Birlikte sorgulayalım, ülkemizde işsizlik olmazsa, işveren elindeki işçiyi işten çıkartır mı? Tabi ki hayır, çıkartamaz. O zaman işçi ilk girdiği işten emekli olasıya kadar çalışır ve kıdem yılında gelişmiş ülkeleri yakalarız. Bu sorun 1990 yılından sonra oluşmuştur, eskiden kamuda çalışanlarda sorun yaşanmazdı. Özelleşmeler yapıldıktan sonra, özellikle de son 20 yıldır çoğaldı. Mesela eskide emeklilikte yaşa takılanlar yoktu. Son yirmi yıldır bizi yönetenler zincir marketler ve alışveriş merkezleriyle esnafı bitirdiler, çiftçiliği bitirmek için bütün tarım ürünleri dışarıdan ithal ettiler, kamu fabrikalarını yağmaladılar, talan ettiler, yerlerine rezidans yaptılar. Sonuçta buralarda istihdam olanlar şehir merkezlerine gelip asgari ücretle çalışmaya hazır bir işsizlik ordusunu oluşturdu. Resmi rakamlar %12 diyor ancak gerçek işsizlik %25 civarında. Sığınmacıları da eklersek %30 u bulur. Bu kadar işsizliğin olduğu ülkede hiç kimsenin huzuru olmaz, olamaz. Şimdi sorgulayalım bizi 20 yıldır yönetenler kime hizmet ediyor, işsizliği bitirmek için üretime yönelik yatırım yapmıyorsa, çiftçiyi, esnafı desteklemiyorsa, EYT’lilerin sorununu çözmüyorsa, çalışan işçiye işten çıkartmayı zorlaştırarak sahip çıkmıyorsa… Şimdi tekrar soruyorum, bizi yönetenler kime hizmet ediyor. Tabi ki bir avuç sermayedara hizmet ediyor.  Şimdi işçi, işsiz, iş yerini kapatmak zorunda kalan esnaf, üretimden kopan çiftçi ve EYT’liler, size sesleniyorum! Seçim yaklaştı, sandığın başında oy verirken size değil de sermayeye hizmet eden hükümete iyi bir ders verme zamanı. Eğer bu gidişata bir dur demezsek daha kötü günler kapıda.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız