Gamze AKÇAY
Gamze AKÇAY

Gazete: Düzce Postası

Edebiyat Öğretmeni

Geçiciliğin evrensel kapısı “Moda”

  • 25.07.2022 09:30

İLLÜSTRASYONU resme değil de toplum üzerine ve topluma fark ettirmeden çizen bir dünyanın içine doğan insanın, kendi düşünsel ve yaşamsal eylemlerini gerçekleştirerek yaşadığını zannettiği ve çağının gerekliliklerini yerine getirdiği bir kapsamından bahsedeceğim bugün. Yani “moda”dan.

Parça olarak düşündüğümüzde; giyimden, okuduğun kitaba, seyrettiğin tv ya da sosyal medya paylaşımlarından, dinlediğin müzik tarzına kadar evrenselliği artık kıtaları aşan ve Dünya’nın bir ucundan diğer ucuna değişen yeniliklerin anında yakalandığı, gündelik hayatın değişmez eylemlerini yönlendiren bir konu bu aslında.

14-15. yüzyılda Fransa’da işlerlik kazanan bu moda meselesi, yaşadığımız 21. yüzyılda benim için gerçekten de bir mesele halinde. Bir çağa damgasını vurmuş, geleneksel biçim ve tarzlardan daha çabuk değişen, kültür ve yaşam biçimine uydurulmuş ve toplumun da bu uydurma meselesine kendini istemsiz ve sorgusuzca ait hissettiği beğeniler bütününe de moda adını yakıştırıyorum ben. Mesele dememdeki sebep de bu. Sabahtan akşama kadar yaşadığımız belli bir düzeni bulunan hayatımızda, bizim irademiz dışında gelişen ve birilerinin “Bakın, gündelik hayatınızın içine artık ortaya attığım şey veya şeyler de girecek ve siz onu uygulayacaksınız.” demenin sözsüz haline dönüştüğü bir alandan bahsediyorum. Peki başlangıçta nasıl başladı bu moda meselesi?

Genel olarak, değişiklik arzusuyla toplum hayatında yer eden geçici yenilikler ya da Fransızca da güncel olan usul veya davranış biçimi olarak tanımlanan moda kelimesi, esasında ilk olarak VI. yüzyıldan sonra Latince değişmek, değiştirmek, yenilemek, yenilenmek anlamlarını barındıran “muto” sözcüğü kullanılarak Batılıların hayatına girmiş. 14-15.yüzyılda Fransız soylularının halktan farklı olduğunu ve sınıf farklılığını göstermek için giyinme ve kuşanma alanında kendini gösteren bu kelime, Fransızcadaki moderne kelimesinin; modern, çağdaş, ilerici, yeni anlamlarıyla da bağlantılı.  Fakat bugün 14.yüzyılda giyim kuşam değişimi için kullanılan sözcük, bu anlamların da içinde barındığı fakat daha farklı alanları da içine alan daha geniş bir kapsamla kullanılıyor. Yani; yaygınlık kazanan her şey. Bu her şeyden kastettiğim, toplumda şahit olduğum kadarıyla birilerinde görüp de yapmak istediklerimiz aslında.

Beni bu yazıyı yazmaya sevk eden sebep: Söze ilk başladığımda da demeye çalıştığım gibi topluma fark ettirmeden ve toplumun da farkında olmadan ya da farkında olmak istemeden halihazırda önüne gelen pastayı yemesinden duyduğum rahatsızlıktan kaynaklanıyor aslında. Nedir, başkalarının kendi dünyalarında veya illüzyonlarında edindiği hayal veya isteklerini bir şekilde toplumda yaygınlaştırarak, genel geçer bir isteme eylemi haline dönüştürüp, toplumun da bunu “herkes yapıyor diye yapma” gereksinimini hissetmesinin nedeni? Sosyal medya, diziler, filmler ve internet alt yapılı birçok mecranın insana olan etkisi diyebilirsiniz elbette. Fakat insanın sosyal bir varlık olduğu düşünülürse elbette yaşadığı çağa ayak uydurmak istemesi en büyük etken bu modaya uyma meselesinde. Sosyal hayatta varlığını kanıtlayabilmesi için hangi alan bu duruma kapı açıyorsa o kapıdan girmeye teşebbüs eder tabii ki insan. Yaşadığımız yüzyıl bize kendimiz olmamızda birçok araştırma, geliştirme yolu sunarken, farklı düşünsel her türlü durumu ve eylemi reddeden modanın, neden kısıtlayıcı, tekdüze ve yönlendirici tarafına ayak uydurur insan? Ben bir türlü bulamadım cevabı.

Moda kelimesinin anlamını daha da özele indirgediğimizde kelimenin değişime açık özelliğinin zihinlerde sadece dışsal bir değişme gibi algılanmasıysa en kötü tarafı bence. Değişme fikrinden kastedilenin sadece görünüşten yana bir tavır gibi algılanması, dış gerçekliğe verdiği önemi de gösteriyor. Sadece gördüklerinin yansımalarını hayatına geçiren bu insanların zihinlerinden geçenleri benim gibi düşünen insanların pek de merak ettiğini sanmıyorum. Ama yapaycı ve insanın biricik aklıyla dalga geçer gibi sürekli oynayan bu moda algısının, insanın esasında kendi zihnini boşa yaşatıyor olması haddim olmadan beni rahatsız ediyor. Tabii bir de içinde yaşadığım toplumun bu özelliğinin etkisi altında kalmamdan duyduğum rahatsızlık biraz da beni bu olumsuz eleştiriye iten sebep.

Toplumun başkalarını öykünerek takip ettiği ve kişisel özgünlükleri kabul etmeyen yapısıyla zihinleri yeniliğe kapatan bu moda tabiri, umarım gelecekte anlamsal değişime uğrayarak hem eğitime hem bilime hizmet eden ve kitleleri bu yönlerde gelişime açan anlamsal bir yapıya bürünür.  

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız