“759 kadının daha ölümü engellenemedi”

Kadınların yaşam hakkının devlet tarafından güvence altına alınmasını talep eden Düzce Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Merkezi, kadın ölümleri ile ciddi bir mücadele yürütülmesi gerektiğini, caydırıcı cezalandırma yöntemleri ile kadın cinayetlerinin azalabileceğini vurguladı.

Düzce Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Merkezi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla basın açıklaması gerçekleştirdi.

2023 yılının, Cumhuriyetimizin 100. yılı olması bakımından çok değerli bir yıl olsa da çocuk ve kadınların yaşam hakkı ve temel hakları konusunda tüm dünya devletlerinin ve sivil toplum örgütlerinin sınıfta kaldığı bir yıl olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Gazze’de yaşanan katliam, çocukların annelerinin kucaklarında ölmesi, savaş alanlarında çaresiz kalmaları karşısında gözlerimiz dolmuş ve boğazımız düğümlenmiştir. Tüm savaş mağdurlarının acısını en derinden paylaşıyoruz ve 2023 yılında hala çocukların korunamamasını, kadınların hala çocuklarından mahrum bırakılmalarını, şiddete uğramalarını protesto ediyoruz” denildi.

“ERKEK DOĞMADIĞIMIZ İÇİN ŞİDDETE UĞRADIK”

2021 yılından bu yana 759 kadının daha ölümünün engellenemediği vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi: “2021 yılı, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nde Baromuz Kadın Hakları Merkezi adına yaptığımız konuşmada, ülkemizde kadınların ne sebeplerle öldüğünü örneklerle anlatmıştık. Gerçekten de biz kadınlar; erkek doğmadığımız için şiddete uğradık. İşe yarar haldeysek ev kadınlığına kendimizi feda etmemiz için şiddete uğradık. Genç kız olunca evlendirildik şiddete uğradık. Eğitime izin verilmedi şiddete uğradık. Önce aileden sonra kocadan şiddete uğradık. Şanslı olanımız okudu meslek sahibi oldu. İş görüşmesinde şiddete uğradık. İşe girdik, aynı statüde olan erkekten daha az kazandık, şiddete uğradık. Sokakta yürüdük, gece vakti, saat geç oldu diye şiddete uğradık. Otobüse bindik, giysimiz kısa görünüyor diye şiddete uğradık. Sakız çiğnedik ve kahkaha attık, ayıp diye şiddete uğradık. Spordan çıktık, yalnızca eve yürüyorduk. Birinin canı başkasını öldürmek istedi, şiddete uğradık. Evden gezmeye çıktık, kocadan izin almadık, şiddete uğradık. Çocuğumuz ağlarken önünde şiddete uğradık, öldürüldük. Biri ile arkadaş olduk diye kafamız kesildi bavula konuldu, şiddete uğradık. Eğitim gördük fakat atanamadık, şiddet gördük, intihar ettik. Eğitim gördük, terör bölgesinde şiddet gördük, öldürüldük. Eğitim gördük, eğitimci olduk, düşük not verdik diye şiddet gördük, öldürüldük. Yolda yürüyorduk, kadınız ve karşılık veremeyiz diye şiddete uğradık. Öldürüldük. Çok defa öldürüldük, kimimizin ismi bile yok. Bizim için bir dijital anıt yapıldı, bari ismimiz kalsın diye...

“759 KADININ DAHA ÖLÜMÜ ENGELLENEMEDİ”

Aradan 2 yıl geçmesi ülkemizde hiçbir şeyi değiştirmedi. Biz mücadele ettik fakat 2 yılda 759 kadının daha ölümü engellenemedi. Ölüm sebepleri yine yukarıdaki sebeplerdi. Bu durum biz kadınlar açısından korku verici bir durumdur. Kendimizi güvende hissetmemekteyiz. Yaşam hakkımızın devlet tarafından güvence altına alınması ilk ve öncelikli talebimizdir. Bu ancak ve ancak şüpheli kadın ölümlerinin, bağımsız ve tarafsız mahkemelerce aydınlatılması ve kadın ölümleri ile ciddi bir mücadele ile sağlanabilir. Ancak bu yol ile yani faillerin tespit edilmesi ve caydırıcı cezalandırma yöntemleri ile kadın cinayetleri azalabilir.

“TOPLUMCA PSİKOLOJİK BASKI UYGULANIYOR”

Kadınlar olarak önce hayatta kalmamız gerek, bizim için hayat mücadelesi bundan sonra başlıyor. Yalnızca fiziksel şiddet ile mücadele de yeterli değil. Sonrasında psikolojik şiddete maruz kalıyor, sadece kadın olduğumuz için daha az muktedir sayılıyor ve geri planda kalmaya itiliyoruz. İşe girerken anne olma ihtimalimizden dolayı işe alınmıyor ve böylelikle ekonomik şiddete maruz kalıyoruz. Fakat bir yandan da toplumda anne olmamız beklentisi de bulunuyor, yani çalışmak için anne olmamak zorundayız fakat toplumda yadırganmamak için de anne olmak zorundayız. Bu kadınlar için toplumca uygulanan bir psikolojik baskıdır. Birçok sektörde, kadınlara erkeklerden daha az maaşlar ödeniyor.

Var oluştan beri gelen kadının hayatta kalma çabası, 1985 Yılında BM tarafından tüm dünyada bir uyanış günü olarak, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele ve Dayanışma günü adıyla ilan ediliyor. Tüm Dünyanın ve ülkemizin de büyük sorunu kadına yönelik şiddet olgusu, hayatın her alanında mücadele gerektiren bir olgu. Bu konuda kanun koyucuya büyük iş düşmektedir, yine bu mücadelede yargıya, avukatlara, kolluğa ve basına büyük iş düşmektedir. Kanunları kaldırmak, sözleşmelerden çekilmek yerine; kadının yaşam hakkı tehlikedeyken nafakayı konuşmak yerine; kadını korumanın yollarını bulmaları konusunda milletvekillerine çağrıda bulunuyoruz.

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ UYGULANMALI”

Bu doğrultuda bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kaldırılan İstanbul Sözleşmesinin uygulanmasının devam etmesi ve İstanbul Sözleşmesi ile birlikte 6284 Sayılı Kanun’un, toplumda kadına yönelik tüm şiddet türlerine karşı aktif olarak uygulanması gerektiği kanaatiyle, Düzce Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak, kadının cinsel, fiziksel, psikolojik bütünlüğünün dokunulmaz olduğunu, kadına karşı cinsiyetçi yaklaşıma dayanan tüm şiddet ve ayrımcılık eylemlerinin karşısında duracağımızı, kadına yönelik her türlü şiddet sonlanıncaya kadar çalışmalarımıza ve dayanışmaya devam edeceğimizi bildiririz.”

BİZİ SOSYAL MEDYA HESAPLARIMIZDAN TAKİP EDİN

İnstagram: @duzcepostasi
Twitter : @duzcepostasi1
Facebook: Düzce Postası
Youtube : Düzce Postası


Editör: S. Kurt
#

25 Kas 2023 - 11:47 - Gündem

Mahreç  Sibel Kurt


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzce Postası Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Düzce Postası Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzce Postası Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.