• 30.03.2022 10:09

“KÜÇÜK Şehrin Büyük Hikayesi” kitabını okurken özellikle İstiklal Savaşı yıllarında Rus bombardımanlarına maruz kalan Akçakoca’nın o dönemki yaşantısından izleri dikkatle okuyordum.

Yazar İbrahim Bilgin’in yaşanmış olayları derleyip kaleme aldığı kitabı, bilmediğimiz pek çok konuyu da öğrenmemize vesile oldu.

İstiklal Savaşı yıllarında Rusların Akçakoca’ya yaptığı işgal girişimi her ne kadar sonuçsuz kalsa da yaşananlar kısmen bugünleri de ilgilendiriyor.

Tabi ki bu konuları tarihçilerimiz daha iyi bilirler ama özellikle kitabı şu dönemde okuyunca ister istemez ilgiyi kitapta topluyor.

Ukrayna’nın coğrafi olarak Akçakoca’nın tam karşısına denk gelen Odessa kentinden Karadeniz’e bırakılan 420 serseri mayını başta Türkiye olmak üzere Karadeniz’e kıyısı olan tüm ülkeleri alarma geçirdi.

Hatta önceki gün İstanbul Boğazı’nda görülen mayınlardan biri etkisiz hale getirilmişti.

Şüphesiz bu mayınlar Rusya’nın Ukrayna kıyılarına ulaşmasını engellemek için Odessa kıyılarına döşenmişti. Ancak akıntılarla birlikte tehdit şuan Karadeniz’in neredeyse tamamına yayılmış durumda.

Dolayısıyla mayın tehlikesi Akçakoca’yı da oldukça yakından ilgilendiriyor.

Peki, serseri mayınları çıplak gözle denize bakıldığında görülebilirler mi?

Elbette öncelikle bu mayınların çıplak gözle tespit edilebildiğini biliyoruz. İstanbul Boğazı örneğinde olduğu gibi.

Lakin her mayın tespiti konusunda bu kadar şanslı olamayabiliriz. Bu nedenle seyir halindeki gemilerimiz için tehlike çanları hala çalmaya devam ediyor.

Savaş gemilerine ve denizaltılara zarar vermek ya da imha etmek için suya yerleştirilen patlayıcılara 'deniz mayını' adı veriliyor.

Sualtı bombalarından farklı olarak, mayınlar denize dökülür ve herhangi bir geminin yaklaşması veya temas etmesiyle tetiklenene kadar beklemeye bırakılır.

Deniz mayınları, düşman nakliye hareketlerini engellemek veya gemileri bir limana hapsetmek için saldırgan bir şekilde veya dost gemileri korumak ve güvenli bölgeler oluşturmak için savunma amaçlı kullanılabilir.

Karadeniz’de kendi halinde yüzen serseri mayınlarının asıl amacı bu anlattıklarımız tabi ki. Ama işler terse döndü o ayrı.

“Küçük Şehrin Büyük Hikayesi” kitabında birbirinden ilginç ve yaşanmış yedi farklı hikaye anlatılıyor. Bugünkü Ukrayna işgali de bana geçmişte Rus işgaline maruz kalmış Karadeniz kıyılarını hatırlatıyor.

Serseri mayınları her ne kadar Ukrayna’dan kopup gelmiş olsa da bana göre dolaylı yoldan hepsi Rus tehdidi içeriyor.