Harun Agah ALTAY
Harun Agah ALTAY

Gazete: Düzce Postası

[email protected]

Çini Sanatçısı

Güneş tutulması efsâneleri

  • 26.10.2022 11:28

HİÇ unutmam, 17 Ağustos 1999 Büyük Marmara depreminden bir hafta önce tam güneş tutulması yaşanmıştı. O günlerde pek çok kehanet öne sürülmüştü.

Coğrafi terimde güneş tutulmasının tanımı; Ay'ın yörünge hareketi sırasında Dünya ile Güneş arasına girmesi ve dolayısıyla Ay'ın Güneş'i kısmen ya da tümüyle örtmesidir.

Bu yüzden, yılda iki ile beş arasında Güneş tutulması meydana gelir. Bu tutulmalardan ortalama ikisi tam, diğerleri ise parçalı tutulmadır.

Güneş tutulması Dünya üzerinde dar bir gölge koridorundan geçer. Bu yüzden dünyanın her yerinden aynı anda görülmez.

Bunlardan sonuncusu önceki gün yaşanmıştı. Dünyanın bazı bölgelerinden gözlemlenen tutulma ülkemizde de ilgiyle izlendi.

Güneş tutulması her ne kadar bir doğa olayı olsa da tarihten bugüne farklı medeniyetlerce göre pek çok efsaneler barındırıyordu.

Bu ilginç inanışlara gelin bir göz atalım;

Antik Çin'de Güneş tutulması olduğunda, kutsal bir ejderhanın Güneş'e saldırdığı ve Güneş'i bir lokmada yediği düşünülürmüş.

Güneş'i yiyen kutsal ejderhayı kaçırmak ve Güneş'i kurtarmak için insanlar, tutulma esnasında davullar çalar ve yüksek sesler çıkarırmış. Böylelikle her tutulmanın ardından Güneş tekrar ortaya çıktığından, insanlar yöntemlerinin işe yaradığını düşünürmüş.

Antik Hindistan Mitolojisi'ndeki efsaneye göre ise güneş tutulmasının şöyle gerçekleştiğine inanılıyordu; kurnaz şeytan Rahu, ölümsüz olabilmek için tanrıların ab-ı hayat suyunu içiyordu. Kadın gibi giyinen Rahu, tanrıların verdiği ziyafete katılmak istedi ve koruyucu tanrı Vişnu tarafından fark edildi.

Cezalandırılan Rahu'nun kafası kesildi. Gökyüzü boyunca uçarak yol alan kafası, Güneş'i örterek tutulma yaşanmasına sebep oldu. 

Bu efsanenin bazı anlatımlarında Rahu'nun abıhayat suyundan çok az da olsa içtiği ve abıhayat suyu, bedeninin diğer kısımlarına ulaşmadan kafasının kesildiği söylenir. Abıhayat suyu sayesinde kafası ölümsüz olan Rahu sürekli Güneş'i kovalar ve zaman Güneş'i yakalayarak çiğner. Fakat Rahu'nın boğazı yoktur ve bu sebeple Güneş bir süre sonra tekrar ortaya çıkar.

Güney Amerika'daki İnka Medeniyeti ise Güneş ve gökkuşağı tanrısı Inti'ye tapıyordu. Inti genel olarak iyi huylu bir tanrıydı fakat öfkelendiği zaman Güneş'i karanlığa bürüyordu. Güneş tutulması ile beraber ruhani liderler, Inti'nin öfkesinin kaynağını bulmaya çalışıyor ve kurbanlık etmeleri gereken kişileri belirliyordu.

İnka Medeniyeti'nde insan kurban etmek nadir başvurulan bir yöntem olsa da Güneş tutulması, insan kurban edilmesi için yeterli bir sebepti. Kurban etmenin yanı sıra oruç da yaygın yapılan bir diğer sakinleştirme yöntemiydi.

Güneş tutulması esnasında ve sonrasında imparator kamu görevlerini bir süreliğine durduruyordu.

Hatta günümüzde bile bazı toplumlarda buna benzer inanışların devam ettiğini Prof. Dr. Serdar Evren Magma Dergisi’nde kaleme aldı.

Evren’e göre; 2010 yılındaki güneş tutulmasında bile dünyanın farklı yerlerindeki insanlar sokaklara çıkmadı. Pek çok kişi tutulma esnasında yemek yemedi ve öğrenciler gitmediğinden pek çok okul o gün kapalı kaldı.

Kızılderililer’in Choctaw efsanesine göre ise, yaramaz siyah bir sincap Güneş'i kemirmesiyle güneş tutulması meydana geliyordu.

Tıpkı Çin Medeniyeti'nde olduğu gibi Kızılderililer de sincabı korkutmak için gürültü çıkarıyor ve avazı çıktığı kadar bağırıyordu.

Ojibwa ve Cree halkının Güneş tutulması ile ilgili farklı fikirleri vardı. Efsaneye göre Güneş, Tcikabis adında bir erkek çocuğu yaktı. Güneş'ten intikam almak isteyen Tcikabis, kız kardeşinin tüm engellemelerine rağmen Güneş'i kapana kıstırıyor ve tutulmaya sebep oluyordu.

Tutulan Güneş'i kurtarmak için çeşitli hayvanlar seferber oluyor ama bir tek mütevazi bir fare, Güneş'i iplerinden kemirerek kurtarıyor ve Güneş yoluna devam ediyordu.

İslâmiyet’te ise bu tür efsaneler türetilmemekle birlikte Peygamberimiz (S. A.V) in “Ay veya Güneş tutulmasını gördüğünüz zaman, açılıncaya kadar namaz kılın, dua edin." (Buhari, Küsuf, 1, 15; Müslim, Küsuf, 5. ) hadis-i şerifi esas alınmaktadır. 

Güneş tutulmalarının bugün bile pek çok felaketlere neden olacağı düşünüldüğünden pek çok camide toplu duâlar edilmektedir.

Ancak bana göre ilginç olanı ise yazının başında belirttiğim gibi 17 Ağustos 1999 depreminden tam bir hafta önce gerçekleşen tutulmaydı.

Pek çoğumuz o dönemi hatırlayacaktır.

Belki bir tesadüftü bilinmez ama o dönem tutulmadan sonra bir deprem ya da felaket beklendiği hep söylenir dururdu.

(Kaynak: Milliyet Gazetesi, Magma Dergisi)

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

E-Gazete

  • 31.01.2023

E-Gazete Arşivi

Resmi İlanlar

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız