• 30.04.2022 14:56
  • (2)

TURGUT Özal, gazeteci Yalçın Özer'le 1991'de yaptığı bir röportajda şöyle diyor: Sıkıntılarımızdan biri de ülkemizin sıcak kuşakta bulunmasıdır. Bu ülkelerde satılık insan bulmak çok kolay. Bir Almanı, İngilizi, Fransızı, Japonu ve bir Rusu satın alamazsınız. Osmanlı’yı yıkmadan önce içerden bazı kimseleri İngilizler satın almışlar. Bunun bir örneği İngilizlerden maaş alan Osmanlı Güney Cephesi başkomutanı Cemal Paşa'dır.

Yine bir başka konuşmasında “Türkiye hâlâ kalkınamamışsa bunun en büyük sebebi Batı'nın içimizden çok kolay adam satın alabilmesidir” diyor.

Dışişleri eski bakanlarından, siyasetin ağır toplarından Kâmran İnan da diyor ki: “Ne yazık ki Türkiye'de hâinler makbuldür. Bu kadar hâinin nasıl yetiştiği toprağımızdan mı suyumuzdan mı olduğu araştırılıp incelenmeli. Bu vatanın hâin yetiştirmede nasıl bu kadar verimli olduğu ortaya çıkarılmalı ve buna göre önlemler alınmalıdır.”

Bizler yaş itibariyle 1950'lerden bu yana ülkemizde yaşananların canlı şâhidiyiz. MİT tırları olayında devletin sırlarını elde edip dışarıya postalayan sonra da sıkışınca Almanya'ya kaçıp sığınan ve orada Alman cumhurbaşkanınca ödüllendirilen Can Dündar, Gezi Olayları'nın organizatör ve sponsoru müebbete mahkum olan Osman Kavala ekmeğini yediği vatana ihanet edenlerin son örnekleridir.

Aslında bu satın alınanlarda ve ihanet edenlerde genelde bir sorun var. Bunların arkaları araştırıldığında ya devşirme ya da dönme olayıyla karşılaşıyoruz.

Osmanlı devşirme yoluyla Hristiyan çocukları toplamış Müslüman aileler eliyle hem Müslümanlaştırmış, hem terbiye etmiştir. Bunlar daha sonra ya yeniçeri askeri olmuş Avrupa’ya karşı savaşmış ya da enderunda eğitim görmüş Osmanlı devlet yapısında memur, bürokrat olmuştur. Sokullu Mehmet Paşa bunun bâriz örneğidir.

Tanzimat’tan sonra Batı bize aynı oyunu oynamıştır. Bu dönemde devlete başkaldıranlar, devletle problemli olanlar ya Fransa'ya sığınmış ya da İngiltere’ye.

Bunlar, bu devletler tarafından himaye edilmiş ve Osmanlı’ya karşı kullanılmıştır.

Avrupa düşünce yapısı Osmanlı aydınını etkilemiştir. Osmanlı’nın son yüzyılı devlet-aydın çekişmesiyle geçmiştir. Ülkemizde maalesef devşirmeciliğin en kolay yapıldığı yerler yabancı okullardır. Çocuklarımız yabancı dil öğrenecek öyle mi?

Günümüzde ülkemizin en zeki gençlerinin beyinleri CIA kontrolündeki FETÖ teşkilatınca yıkanmış, kendi ülkeleri aleyhine casusluk edecek hale getirilmiştir. Bütün bunlar modern devşirmeciliğin birer örneğidir. Biz bunu Tanzimat’tan bu yana yaşamaktayız. Öyleyse biz bir yerde yanlış yapıyoruz: Problem eğitim sistemimizde. Eğitim sistemimiz aidiyet duygusu veremiyor.

Allah aşkına biz kişilik ve kimliğimizi neye göre şekillendireceğiz? İyi bir mühendis, iyi bir doktor, iyi bir hukukçu yetiştirebilirsiniz. Peki, satın alınamayacak adamı, sizi satmayacak adamı nasıl yetiştireceğiz?

Bir başka şer yapı da dönmeler. Aslında Yahudi olduğu halde dönmüş, Türkleşmiş, Müslümanlaşmış gibi görünenler. Kuyu kazıcılar, ikiyüzlüler, münafıklar. Düşmanımla iş tutmaya müsait yapı. Bunlar gazeteci, tiyatrocu, sinema yıldızı, köşe yazarı vs…

Dönmelerin akıl hocası Sabetay Sevi şöyle diyor: “Türklere benzeyeceksiniz. Türkçe konuşacaksınız. Türk ismi alacaksınız, ama asla Yahudiliğinizi unutmayacaksınız.”

Bu dönmelere PKK içinde de rastlayabiliriz. Yusuf Halaçoğlu hoca “1915'te öldü denilen Ermeniler Türkiye’de KÜRT olarak yaşıyor” diyor.

Winston Churchill diyor ki: “Türkiye, solarsa sulayın büyürse budayın.”

Cemil Meriç de diyor ki; “Türkiye Osmanlı vârisidir. Hiçbir devletin ve ulusun sahip olamayacağı bir tarihi mirasa sahiptir.”

Görünen o ki artık hiçbir düşman elini ateşe sokmuyor, maşa kullanıyor. Devşirmeler, dönmeler dememin sebebi bu. Elbette ki ihanet içinde bulunanlar sadece bunlar değil. Sağlıcakla kalın…

Not: Öteden beri kulaklarımı tırmalıyor, beni rahatsız ediyor. Başta belediye cenaze ilanlarında: “...cenazesi öğle namazına müteakip...” değil  “...öğle namazını müteakip...”

Bir de kardeşim “Halit” değil, “Hâlit.” İlk hece uzun. Her kelimenin bir ses yapısı var. Teşkilat dizisinin kulakları çınlasın.