Hasan BOSTANCI
Hasan BOSTANCI

Gazete: Düzce Postası

15 Temmuz

  • 16.07.2022 12:51

15 TEMMUZ 2016 kalkışması, NATO'nun FETÖ eliyle gerçekleştirmeye çalıştığı bir darbe ve işgal girişimiydi. Başaramadılar. Rabbim izin vermedi.

“Yaşamaz ölümü göze almayan, zafer göz yummadan koşan gider” anlayışıyla 251 şehit verdik. 2 bin 196 gazimiz oldu. 15 Temmuz 2016’da hem devletimiz, hem de milletimiz kendi içinden devşirilmiş FETÖ istihbarat şebekesinin ihaneti ne uğradı. Olayın arkasında kimlerin olduğu bu güruhun sığındıkları, himaye gördükleri ülkelerden belli oldu: Amerika, İngiltere, Almanya, Yunanistan... Yani anlayacağınız küresel güçler, küresel güçlerin istihbarat örgütleri.

Osmanlı'nın son döneminde de biz bu olayları yaşadık. Osmanlı paşalarının kimi İngiliz’in, kimi Fransız’ın, kimi Rus’un adamıydı. Netice koca devlet yok oldu. İstenilen, Türkiye’yi yalnız bırakmamak, kontrolde tutmak. Kendi iradesiyle iç-dış siyaset üretmesini engellemek. Ekonomisini, ticaretini kendi iradelerine almak.

FETÖ denilen örgüt bu milletin seçkin beyinlerini dinle mankurtlaştırdı. Kayıtsız şartsız beyinlerini teslim etmiş; aile, vatan, millet, ümmet aidiyet duygularını yitirmiş emre âmâde bir güruh yetiştirdi. Bunlar sistemli bir şekilde askeriye, adliye, güvenlik, milli eğitim, maliye teşkilatlarına yerleştirildi. Bir emirle ihtilal yapacak noktaya getirildi. İşte 15 Temmuz olayına böyle gelindi.

FETÖ'nün ikinci sömürdüğü kaynak tüccarın, sanayicinin, üreticinin ekonomik gücü oldu. Elde ettikleri bu parasal gücü de uluslararası lobicilikte kullandılar. Her şeye oldu-bitti gözüyle bakarlarken beklemedikleri bir şeyle karşılaştılar: Allah'ın iradesi.

Çünkü O “ol” demeden hiçbir şey olmazdı. Anlaşılan Allah bu millete yol vermişti. Bu milletin yapacağı çok iş vardı. Ümmet coğrafyası, ümmetin mazlumları onu bekliyordu. Mazlumların duası vardı. Büyük irade, mazlumların duası bir el çıkardı ortaya. Tarih gösteriyor ki bir el diriltir cümle cihanı. O bir el bir erdir. Bir er eliyle gelir bahar.

“Rabbim isterse sular büklüm büklüm burulur.”

Ömer'in Mekke'den Medine'ye hicretinde, Alparslan'ın, Bizans üzerine yürümesinde, Yavuz'un Mısır seferine çıkışında seslendiği gibi bir ses milleti meydanlara çağırıyordu. Bu ses devlet reisinin, cumhurbaşkanının sesiydi. Kaçması beklenirken, suikasttan kurtulup, milletinin arasına katılmıştı. Millet meydanlardaydı, silahsızdı. Çanakkale misali hâinlerin tankına, topuna, uçağına, helikopterine göğsünü siper etmişti. Tarihimizde ihanete uğramış birçok devlet adamımız da vardı. Ve şafakla her şey aydınlanmıştı. Hâinler tek tek derdest ediliyordu.

Eğer hâinler başarılı olsaydı:

1. Memlekette iç savaş çıkacaktı, oluk oluk kan akacaktı.

2. Ülke parça parça edilecek, bölünecekti.

3. Ülkeme bel bağlamış mazlumların umutları sönecekti.

4. Çevremizde yapay devletçikler kurulacaktı.

15 Temmuz Zaferi emperyalistlerin hayallerini kursaklarında bıraktı. Ve bu millet bir diriliş destanı yazdı. Kutlu olsun.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız