Hasan BOSTANCI
Hasan BOSTANCI

Gazete: Düzce Postası

Biz kimiz?

  • 24.09.2022 12:09

Sen Bir Az Gelişmişsin

“Kıtaları ipek bir kumaş gibi keser biçerdik. Kelleler damlardı kılıcımızdan. Bir biz vardık cihanda bir de küffar...

Zafer sabahlarını kovalayan bozgun akşamları. İhtiyar dev mâzideki ihtişamından utanır oldu. Sonra utanç, unutkanlığa bıraktı yerini, 'Ben Avrupalıyım'  demeğe başladı.

'Asya bir cüzzamlılar diyarıdır.' Avrupalı dostları, acıyarak baktılar ihtiyara ve kulağına: 'Hayır delikanlı' diye fısıldadılar, 'Sen bir az gelişmişsin.'

Ve Hristiyan Batı'nın göğsümüze iliştirdiği bu idam yaftasını, bir 'nişân-ı zîşân' gibi gururla benimsedi aydınlarımız.”

Cemil Meriç (Bu Ülke) bin yıllık tarihimiz bu kadar veciz anlatılır üç beş cümleyle. Biz kafamız dik, gururlanacağımız bir tarihin çocuklarıyız. Bakmayın hatalarımızın, zaaflarımızın kurbanı olduk.

Batı (İngiltere, Fransa, İspanya, Portekiz, Hollanda...) sömürge imparatorlukları kurdu dünya coğrafyasında. Unutturdu onlara kendi dillerini, kimliklerini. İngilizce Amerika, Kanada, Avustralya, Güney Afrika, (Hindistan) gibi ülkelerin; Fransızca Afrika'daki 14 ülkenin resmi dili oldu. Güney ve Orta Amerika'da da İspanyolca ve Portekizce resmi dil oldu. Müstevliler ordularıyla vatanlarını, dilleriyle zihinlerini işgal ettiler. Dilleriyle benimsettiler, dinlerini, kültürlerini onlara. Ellerine İncil'i verip değerli ne kadar madeni varsa üstüne çöktüler. Her ne kadar sömürge haline getirdikleri ülkeler, bağımsız gibi görünseler de Batı'nın, işgal ettikleri ülkelerdeki çıkarları devam etmektedir.

Dil, sadece sıradan bir anlaşma vasıtası değildir. Dil, bütün değerlerimizin koruyucu taşıyıcısıdır ve tarih, edebiyat, din adına ne varsa onları saklayan ve geleceğe taşıyan milli bir değerdir. Bu yönden her millet kendi dilinin milliyetçisidir. Kendi diline sahip çıkmak zorundadır. Bu konuda bilhassa Fransızlar örnek gösterilir. Kendi diliyle konuşmayanı adam yerine koymazlar, denir.

Türkçe dünyanın en eski dillerindendir. Dünyada en çok konuşulan beş dilden biridir. Orhun kitabelerinden (8.yy) bu yana gelişimi yazılı metinlerle takip edilmiştir. Osmanlı Türkçesi bir imparatorluk Türkçesidir. Çeşitli dillerden kelimeler almış ama bir o kadar da onlara kelimeler vermiş bir dildir. Yanlış bilinen bir konu, onun Kuran alfabesini kullanması Arapça olması anlamına gelmez.

Bizde hata, “tarih”te olduğu gibi “dil”de de “aşağılık duygusu”nun görülmesidir. Bunu hazmedemiyorum. Ben dilimin milliyetçisiyim. Yabancı dilleri “öğrenmek” başka, kendi dili ve kelimeleri dururken bilhassa “İngilizce” havası atmak başkadır. Tanzimat'ta bu durum Fransızca ile yapılmıştır.

Şiirlerde, romanlarda, tiyatro eserlerinde, konuşmalarda, Fransızca kelime kullanımı bir üstünlük, medenilik olarak görülmüştür. Baş tarafa Cemil Meriç'in yazısını niçin aldığım şimdi daha iyi anlaşılmıştır diye düşünüyorum. Neticede, ne mi demek istiyorum. Bakın bugün caddelerimiz, sokaklarımız yabancı dille yazılmış tabelalarla dolu.

Bunları hangi gerekçeyle yapıyoruz, anlamış değilim. Satışlarımız mı artıyor,  sokaklarımız yabancı mı kaynıyor, Avrupalı mı oluyoruz. Bir ihtiyaç varsa Türkçe ismin altına parantezde yazabilirsiniz. İnsanımızı kendi ülkesine yabancılaştırmayalım. İnsanımıza kafamızı kaldırdığımızda “ben neredeyim, hangi ülkedeyim?” dedirtmeyelim.

Bu durum antik kentlerimiz için de geçerlidir. Bulunan her eser her mekan Yunan'ın iştahını kabartmıyor mu, sanki?

Uyanmamız için işgal mi bekliyoruz? Merak etmeyin “Godot”yu bekleyenler de yok değil.

“Bir baksana gökler uyanık, yer uyanıktır.

Dünya uyanıkken uyumak maskaralıktır.”

Daha güzel yarınlara...

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız