Metin Köseer Yazdı...

Metin Köseer Yazdı...
11.06.2019 - 11:20

DÜZCE'DEN bahsediyorum, suyunu içtiğimiz, havasını soluduğumuz, ekmeğini yediğimiz, yaşadığımız Düzce’den bahsediyorum.

Vurdumduymazlık bizde, kırmak dökmek bizde, kabadayılık bizde, bilmişlik bizde, hava civa bizde, çöp atmak, yerleri pisletmek, oturduğumuz yerleri çöplüğe çevirmek bizde, saygı yok dedikodu çok, laf üretme çok icraat yok, yağcılık, şakşakçılık, menfaatçilik, süratli araba kullanma bizde, yasak yerlere park etme bizde, devletin yollarını parselleme bizde, devletin topraklarını ekip biçme bizde, çevreyi rahatsız etme bizde, kıskançlık, fesatlık diye diye, saya saya bitmeyen bütün olumsuzluklar bizde mevcuttur.

Bazen işin dozunu öyle kaçırıyoruz ki, karşımızdakini düşmandan daha kötü görüyoruz.

Otobüs duraklarını parçalıyoruz, direk lambalarını patlatıyoruz, boş evlerin camlarını kırıyoruz, yerlere çöp atıyoruz, cadde ve sokakları balgam ile tükürüğe boğuyoruz. Komşunun sınırlarını 1 santim işgal etsek mutlu oluyoruz.

Kaldırımları işgal ediyoruz, çıkmalar yapıyoruz, vatandaşların geçeceği kaldırımları reklam duboları ile dolduruyoruz. Rastgele düzensiz, çarpık, çürpük tabelalar asıyoruz.

Nerede boş alan varsa kaçak otopark yapıyoruz. Belediye’nin diktiği ağaçlara zarar veriyoruz. Belediye’nin diktiği demir duboları söküp söküp atıyoruz. Niye mi? Ya park yapıyoruz ya da mal koyuyoruz.

Bütün bu olumsuzlukları bizler yapıyoruz. Ondan sonra yine bizler bağırıyoruz: ‘’Nerede bu devlet? Nerede bu belediye’’ diyoruz.

Düşünsenize; aylarca yıllarca su borcunu ödemeyenler, sular kesilecek denilince kıyameti kopartan yine bizler değil miyiz?

Kaçak binaları yaparken, kaçak çıkmaları yaparken kimseye bir şey sormuyoruz. Yıkılacak denilince kıyameti kopartan yine bizler değil miyiz? Kaçak yapılarımızı, kaçak çıkmaları kurtarmak için her yolu deneyen bizler değil miyiz?

Ekilen çiçekleri koparan, ezen bizler değil miyiz? Artan pislikleri, kokan yemekleri, poşetsiz şekilde rastgele ağaç kenarlarına bırakan bizler değil miyiz?

Vatandaşların rahatça yürümesi için yapılan kaldırımlara araçların çekip, vatandaşları yol ortasına yollayan bizler değil miyiz?

Yağan yağmurda, aşırı sıcaklarda duraklarda otobüs bekliyoruz. Bu durakları parçalayan, camlarını kıran, reklam afişleri asan bizler değil miyiz?

Asar deresini çöplüğe çeviren, cami lavabolarını pisliğe çeviren, caddeleri, sokakları sigara izmaritlerine boğan bizler değil miyiz?

Çalıştığı işyerini hiçe sayan, saygı göstermeyen, kaytaran, işten kaçan,

Çeneyle işi götüren, el ovuşturarak edebiyat parçalayan, menfaatimiz için, çıkarımız için başkalarını satan bizler değil miyiz?

Mal mülk için, bir karış toprak için, miras için anlaşamayan, birbirini kıran, döken, söven bizler değil miyiz?

Davasında haksız olsa bile haklı çıkmaya çalışan, parasının gücüne güvenerek karşısındakini ezmeye çalışan bizler değil miyiz?

Nerde kaldı kul hakkı, insanlık, doğruluk, dürüstlük, paraya taparak her şeyi unutan bizler değil miyiz?

Dini bayramlarda mezarlıkları unutan, yaşlıları ziyaret etmeyen, büyüklerini hiçe sayıp tatile giden bizler değil miyiz?

Gözümüz kararıncaya kadar adam satan, arkadan konuşan, fitnelik yapan, tüm hizmetleri ayaklar altına alıp ezen, bağıran çağıran, ortalığı velveleye veren, bir şey bilmeden biliyormuş gibi yapan bizler değil miyiz? 

Hızla batılılaşmaya çalışan, küpe takan, saç uzatan, bacak bacak üstüne atan, cep telefonu için ölmeye çalışan, camide bile namazı bırakıp cep telefonuna cevap veren bizler değil miyiz?

Daha bile saymak istemiyorum, bize ne oldu? Biz nereye gidiyoruz? Yoksa bizler insan değil miyiz? diye aklımdan geçirmeye başladım.

Esenkalın… 

   

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

E-Gazete

  • 24.09.2022

E-Gazete Arşivi

Resmi İlanlar

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız