Mehmet Şimşek yazdı...

Düzce depremini gün gün takip eden gazeteci Atilla Gösterişli, imar planlarına dikkat çekerek 5 farklı dönemde farklı uygulamalar yapıldığını söylüyor. DEPDER Düzce Şube Başkanı Avukat Ayşegül Şenol Can ise Atilla Gösterişli’den farklı düşünmüyor.

Mehmet Şimşek yazdı...
23.11.2019 - 12:23

DÜZCE Depremi’nin 20. Yıldönümü yazı dizisinin bu bölümde meslektaşımız Atilla Gösterişli ile DEPDER Düzce Şube Başkanı hukukçu Ayşegül Şenol Can’ı konuk ediyoruz. Her iki isim de imar planlarına işaret ederek Düzce’nin yeni bir depreme hazır olduğu konusunda çok iyimser değil.

İlk söz gazeteci Atilla Gösterişli’nin:

“Genel politika çerçevesinde, depreme esas olan ‘sağlıklı yapıların’ oluşmasında ne yazık ki olumlu çalışmalar yapılmadığı gibi, aksine, yasa ve yönetmelikler açısından tam bir açmaz yaşanmaktadır.  Özelde depreme ilişkin ancak yaşam kalitesi açısından genele baktığımızda sağlıklı, planlı, güvenli kentleşme ile yapılaşma ve yaşam kalitesi yüksek kentsel yaşam alanları oluşturulamıyor.  İmar yasa ve yönetmeliklerin çıkış ve sorumlu makamı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından imar planları, çok gerilere gitmeden 2017 yılından beri 5 kez değişti. Kamu İhale Yasası 16 yılda 186 kez değişti. Her bir yasa değişikliği beraberinde yönetmelik ve genelgeleri de peşine taktığından belediyeler başta olmak üzere, mimarlar, mühendisler uygulama alanında görüş birliğine varamıyorlar. Dolayısıyla genele yayılabilecek standart bir uygulama bulunamıyor. Düzce Belediye Meclisi’nin her ay yapılan toplantılarda gündemin ağırlığını ‘ İmar Planı Değişiklik Talepleri’ oluşturmaktadır.  Depremin hemen arkasından alınan kararlar doğrultusunda yapılara önce 2 kat, ardından üç kat sınırlaması getirildi. Bugünlerde ise yapılarda kat sayısı 4’e yükseldi. İmar yönetmeliklerinde yer alan kamu ve özel statülü yapılarda ise KAT SINIRLAMASI bulunmuyor. Bu nedenden ötürü özellikle Konuralp çevresinde binaların kat sayısı 15’e kadar yükseldi. Düzce’de 20 yıl içinde Mehmet Keleş iki dönem olmak üzere, 5 Başkanlık dönemi yaşandı. Her başkanlık döneminde farklı uygulamalar yapıldı. Türkiye genelinde uygulamaya geçirilen İmar Affı’nın, kaçak yapıların bizzat devlet tarafından ruhsatlı hale getirilmesinin, depreme yönelik sağlıklı yapılar esasına uygunluğunu tartışmak bile gereksiz.”

Klişeleşmiş soruyu Gösterişli’ye de sormadan edemiyoruz:  Düzce depreme hazır mı?

 

“HASAR TESPİT EDİLEN BİNALARIN ÜSTÜNDEN 20 YIL GEÇTİ”

“Tabii ki değil. 1999 depreminden bu yana geçen 20 yıl içinde, hasarlı binalara ilişkin hiçbir işlem yapılmadı. Özellikle orta hasarlı olarak tespit edilen binaların yasal durumu belirsizliğini koruyor. Dolayısıyla, 1999 depreminde orta hasarlı olarak tespit edilen çok katlı binalar, konut ve işyeri olarak durumlarını muhafaza ediyor.  Az hasarlı olarak tespit edilen binaların, hasarlı durumlarına bir de 20 yıllık aşınma payı eklendiğinde ne kadar sağlıklı olduğu konusunda kuşkular olması ihtimal değil midir? Az hasarlı binalar için devlet tarafından cüzi bir ödeme yapıldı ve o konut ve iş yerleri terk edilmedi.  Kısaca, 1999 depreminden kalan orta ve az hasarlı binalar olası bir depremde ciddi tehdit unsurdu.”

 

“YA SAĞLAMLAŞTIRACAKTIK YA DA BURADAN GİDECEKTİK”

Depremden sonra Düzce kamuoyunda sık sık ismini duyduğumuz Düzce Depremzedeler Derneği Başkanı Avukat Ayşegül Şenol Can konuşuyor şimdi de:

“12 Kasım depreminin üzerinden 20 yıl geçti, 20 yılda insanların acıları halen taze. Her deprem sonrası yapılması gereken en önemli iş şehrin bir sonraki depreme hazır olması ve sağlıklı ve güvenli bir şehir kurulmasıdır. Sorulması gereken temel soru gerçekten bu konuda yol alınıp alınamadığıdır. Düzce verimli tarım arazilerinin üzerine kurulmuş bir şehirdir. Bu aynı zamanda dağlardan gelen alüvyon topraklar üzerine kurulmuş bir şehir demektir. Yine aynı zamanda deprem risklerini büyüten bir zemin üzerine kurulmuş şehir demektir. Depremle hep beraber öğrendiğimiz bu zemin üzerinde önümüzde iki seçenek vardı. Birincisi mevcut kurulu alanda şehri ya aynı yerde mevcut yapıları sağlamlaştırarak yaşamaya devam edecektik. İkincisi ise şehri bir başka yere taşıyacaktık. Ancak biz mevcut merkezde kalmayı seçtik.

 

“KONURALP'TE BİR ANDA 18 KATLI BİNALAR YÜKSELDİ”

Fakat gereğini yerine getiremedik. Depremde ayakta kalan kimi az hasarlı denilen kimi orta hasarlı denilen kötü yapı stoğunu sağlamlaştıramadık. Kat sayısı depremden hemen sonra yapılan imar planları ile iki katla sınırlanan şehirde kat sayısının bir süre sonra üç bir süre sonrada dört kata kadar çıkardık. Konuralp dediğimiz bölgede bir anda 15-18 katlı binalar yükselmeye başladı. Şu anda belediye kat sayısını dörtle sınırladı ancak 15-18 katlı nasıl denetlendiği belli olmayan yapılar varlığını sürdürüyor. Kalıcı konutlar diye belirlenen alanda depremde konutlarını kaybeden mal sahiplerine konutlar yapıldı ancak bu yeni yaşam alanı ile mevcut merkez arasında yıllardır bir entegrasyon sağlanamadı ve ulaşım her zaman sorun oldu ve sorun olmaya devam ediyor. Yine şehre ilave imar planları ile kazandırılan araziler maalesef yine tarım arazileri oldu ve tarım arazileri üzerinde ciddi bir inşaat yapma süreci başladı.

 

“DOĞRU YER SEÇİMİ YAPMAMAKTA ISRAR EDİYORUZ”

Düzce'nin güneyindeki tarım arazilerini imara açmak Düzce için çok kötü bir karardı. Düzce şehrinin en büyük sorunu zeminin barındırdığı deprem riskleri olup bu anlamda yapı denetimi çok önemli bir sorundur. Ancak 1999 depremleri sonrası ortaya çıkan yapı denetim sistemi aslında iflas etmiştir ve yapı denetim firmaları her gün kan kaybetmektedir. Bu firmaların denetiminin ne denli sağlıklı yapıldığı çok önemli bir sorundur.

Sonuç olarak Düzce zemini deprem riskleri barındıran bir şehir olup, aynı zamanda bir su toplama havzası olma özelliğine sahip olduğu için heyelan sel gibi başkaca doğal afetlere açık bir alan. Bu hassas coğrafyada yaşadığımızı zaman zaman unutarak dere yataklarını yapılaşmaya açıp elde kalan sınırlı miktardaki tarım arazilerini de yapılaşmaya açmamız fiziki planda doğru yer seçimi yapmamakta ısrarlı olduğumuz mevcut yapıları da sağlamlaştıramadığımız için hepimizin gelecek için endişeli olmamız gerektiğini bize anlatmaktadır.”

 

“İNSANLARIN ÖĞRENMEYE EN AÇIK OLDUĞU ZAMANI YİTİRDİK”

AYŞEGÜL Can'a "Düzce’de depremle ilgili eğitim çalışmaları ne aşamada" diye soruyoruz. Cevabı şöyle:

“Deprem sonrası eğitim çalışmaları dediğimizden ne anlıyoruz ilk önce ona bakmak lazım. Toplum temelli bir rehabilitasyon ile eğitim çalışmaları yapılabilir. Yetişkin ve mahalleleri ve sokakları yapılandıranların eğitimi, güç ve örgün eğitimle yapılması mümkün olmayan bir eğitim gerektirir. Biz en önemli eğitim süreci olan depremin hemen sonrasında insanların öğrenmeye en açık oldukları zamanı yitirdik. Bu anlamda ne öğrendiysek depremle öğrendik. Sağlıklı ve güvenli şehirler istiyoruz.”

 

YARIN: DEPREMİ DUYUNCA İSTANBUL’DAKİ

İŞİNDEN İSTİFA EDİP DÜZCE’YE KOŞTU

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

E-Gazete

  • 21.05.2022

E-Gazete Arşivi

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız