Metin Köseer yazdı...

Metin Köseer yazdı...
25.11.2019 - 10:23

ESKİ Düzce Belediye Başkanı Ruhi Kurnaz’ı tanımayan yoktur. Kurnaz, 1994-2004 yılları arasında Düzce Belediye Başkanlığı görevinde bulunmuştur.

Edebiyatı yüksek, ikna kabiliyeti mükemmel, konuşmaları iç açıcı, tatlı-sert yapısı, sıkışınca fıkra anlatmaya başlayan bir yapıya sahiptir.

Ruhi Kurnaz’ın belediye başkanlığı yaptığı dönemlerde sık sık bir araya gelirdik. Bazen atışırdık, bazen kucaklaşırdık, bazen resmi, bazen şakalaşarak, bazen de mahalle arkadaşı gibi görüşmelerimiz devam ederdi.

Çok akıllı ve konuşmasını bilen bir yapısı olduğunu biliyordum. Bu yüzden Ruhi Kurnaz’la konuşurken ne diyeceğini, ne yapacağını biliyordum. Hani kapalı kutu değildi, ne zaman ne olacak, ne yapacak diye bir kişiliğe sahip değildi.

Kurnaz ile yüzlerce görüşmemiz arasında unutamadığım ve bende anı olarak kalan çok ciddi bir olay yaşadık. Bu anımı sizlerle paylaşmak istedim.

Deprem öncesi MTV televizyonu ile Düzce Postası Gazetesi ortak yayın yapıyoruz. Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Maradit ve ben televizyon ile ilgileniyoruz.

Yıl 2000 ve MTV televizyonunda sabah telefonumuz çaldı. Telefona ben baktım, karşımda başkan Ruhi Kurnaz var.

‘’Metin kameraman ile beraber belediyeye gelir misin? Bir saat sonra İstanbul Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan gelecek. Metin kardeşim biraz erken gelirsen sana bir şey söyleyeceğim.’’

Kameraman arkadaşa hemen kamerayı al dedim, ben de mikrofonu kaptım ve soluğu belediyede aldık. Başkan Kurnaz bana; ‘’Röportajdan sonra Recep beye sor, partiyi kurmayı düşünüyor mu?’’

Aradan 1 saat geçti ve Recep Tayyip Erdoğan Düzce belediyesine iştirak etti. Belediye çok kalabalık olmuştu. Hoş-beş derken Kurnaz, ‘’Sayın Başkanım, yerel televizyonumuz sizinle röportaj yapmak istiyor, müsaade ederseniz?’’ Erdoğan: ‘’Hay hay yapalım bakalım’’ diyerek kabul etti.

 Hemen mikrofonu uzattım ve ‘’Efendim Düzce’ye hoşgeldiniz, deprem sonrası Düzce’yi nasıl buldunuz, İstanbul olarak ne gibi yardımlarda bulunacaksınız, neler yapacaksınız?’’ dedim.

Sayın Erdoğan anlattıkça ben soruyordum. Röportajın sonunda sıra can alıcı soruya gelmişti.

‘’Efendim parti kurmayı düşünüyor musunuz?’’

Sayın Erdoğan bir Ruhi Kurnaz’a baktı, bir etrafına baktı, bir bana baktı ve ‘’Bu konuda konuşmak henüz erken’’ dedi.

Tabi Sayın Erdoğan işi anladı. Bu soruyu kimin bana sordurduğunu bilse de bozuntuya vermedi.

Türkiye’de parti kurma konusunda ilk soruyu sormanın ve röportaj yapmanın sevinci ile televizyonun yolunu tuttum.

Televizyondan içeri girince kameraman Emre’ye kaseti ver dedim. Zira röportajı habere çevirip akşam bülteninde ilk sıraya koyacaktık.

Kameraman bana ne dedi biliyor musunuz? ‘’Abi, kameranın içine kaset koymayı unutmuşum.’’

‘’Ne kaset koymayı mı unuttun. Nasıl yani?’’

‘’Abi, sen bana kamerayı kap gel dedin ya, ben de kamerayı aldım geldim, kaset var mı yok mu diye içine bakmadım.’’

‘’Aferin oğlum çok güzel yapmışsın. Hadi ceketini al güle güle’’ dedim.

Mikrofon benim silahım ise, kamera ve kaset onun silahı idi. Savaşa silahsız gidilmezdi. Akşam bülteninde eski görüntüleri kullanarak haberi yayınladım.

Ruhi Kurnaz mı? Beni arıyor ben kaçıyorum, sonunda kendisine durumu izah ettim.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Düzce eski belediye başkanı Ruhi Kurnaz ve bendeniz Metin Köseer arasında böyle bir diyalog yaşandı.

Benim unutamayacağım bir anı olarak hafızamda kalmıştı.

Esenkalın…  

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız