Celal Erbay yazdı...

Celal Erbay yazdı...
9.01.2020 - 09:48

SEVGİLİ dostlar; çevremizin hatta dünyanın hararet ibresi çok yükseldi, Allah korusun neredeyse kaynama noktasına ulaşacak… Aylardır Avustralya’da süren yangın ne ki… Orada yalnız bitkiler ve ormandaki canlılar telef olurken burada bütün bir insanlık malıyla canıyla tehlikenin eşiğinde… Böyle bir günde ele alacağımız konu elbette sıcak gündemin dışında olamazdı… İlk planda hem kendimize hem de dalaşın bütün taraflarına teenni ve suhulet tavsiyesinde bulunmakla birlikte biraz geçmişe inerek olayın sosyo-hukuki tahliliyle birlikte siz değerli dostlarımın tarihi misyon ve şahsiyetimiz doğrultusunda kanaat sahibi olmasına katkı sunmak istedim…

 

ÖNCE, KASIM SÜLEYMANİ KİMDİR?

Kasım Süleymani 1957’de İran’ın Afganistan sınırına yakın dağlık bölgesinde, Kirman şehrinin Rabord köyünde dünyaya geldi. Çocukluğu çiftçi olan babasının devlete olan borcunu ödeyebilmek için inşaatlarda çalışmakla geçti.

Bakmayın “General” dediklerine, okul hayatı 45 günlük askeri eğitim süresi sayılmazsa 5 yıllık ilkokul döneminden ibaret. İlkokulu bitirdiği yıl köyünü terkedip İran Devrim Muhafızları Ordusuna katılıyor.

Askeri kariyerine 1979 İran Devrimi sonrası başlayan Kasım Süleymani 45 günlük bir eğitimle orduya kabul ediliyor ve ilk askeri etkinliğini Mahabad’da İran devrimine karşı ayaklanan silahlı Kürt gruplarına karşı gösteriyor.

 

IRAK’TA SADDAM’A KARŞI MÜCADELEDE İRAN’IN PLANLARINI UYGULAYAN LİDER

IRAK-İran savaşında önce Saddam’a karşı mücadele eden Irak’lı Kürt liderlerle iyi ilişkiler kurdu. 1991’de Körfez Savaşı’nda silahlı Şii gruplarla ilişki kurarak bu grupların Saddam’a karşı ayaklanmalarını organize etti.

2003’te ABD’nin Irak’ı işgali sonucu Saddam’ın devrilmesiyle birlikte, ABD Ordusuna karşı savaşan Şiileri organize etti ve onları perde arkasından yönetti. Süleyman Kasımi, bir yandan ABD ile savaşan grupları komuta ederken, öbür taraftan Irak’ta ABD ve İran arasındaki pazarlıklarda da söz sahibi. Dolayısıyla yalnız asker değil aynı zamanda diplomat olarak da çok etkin… Lübnan’da Hizbullah ile çalışan Süleymani, 2006’da Hizbullah’ın bir Yahudi askerini kaçırmış olmasını gerekçe göstererek, İsrail’in Lübnan’a saldırmasıyla başlayan “33 günlük Temmuz Savaşı” nda Lübnan’da Hizbullah’ın eğitim ve silahlandırılmasının sorumluluğunu bizzat üstlendi ve o sorumluluğunu yerine getirdi.

 

SURİYE’DEKİ ROLÜ

Kasım Süleymani, Suriye içerisinde bulunan gerek Lübnan kaynaklı Hizbullah, gerekse İran kaynaklı diğer Şii milis güçlerine sağladığı askeri strateji ve komuta sayesinde Esad güçlerinin takviye edilmesiyle birlikte Muhaliflerin ele geçirmiş olduğu bazı şehir ve kasabaların yeniden Rejim Güçlerinin eline geçmesini gerçekleştirmiş oldu.

 

“KASIM SÜLEYMANİ LİDERİMİZDİR!” YAZISI

Kasım Süleymani, Irak’ta terör örgütü DEAŞ’a karşı mücadele için kurulduğu iddia edilen Haşdi Şabı örgütünün oluşturulmasında ve yönetilmesinde de ön plandaydı. Nitekim ABD Büyükelçiliğini basan Haşdi Şabi’ye mensup grupların Büyükelçiliğin duvarlarına “Kasım Süleymani liderimizdir” şeklinde yazılar yazmıştı.

Uluslararası belgelere göre Süleymani, İran’ın Irak’taki her türlü politikasını formüle eden ve hayata geçiren bir kişiydi. Hatta arada hiçbir birim veya kişi olmadan doğrudan doğruya İran devletinin en üst otoritesi olan dini Lider Hamaney’ne bağlı idi.

Kısaca Kasım Süleymani, yalnız İran’da değil, Irak, Lübnan ve Suriye’de Şia’nın bugünü ve geleceği adına alınması gereken her türlü tedbir ve kararları almaya ve infaz etmeye, gerekiyorsa yeni oluşum ve gidişata yönelik plan ve projeler yapmaya ve bunları bizzat uygulamaya yönelik en üst ruhani otorite tarafından tam yetkiyle donatılmış bir şahsiyet. Haşdi Şabi Büyükelçilik duvarlarına yazdığı yazıyla bir bakıma adres göstermiş oldu. Karşı taraf da insafsızca Kasım Süleymani’nin hayatına kastetti ve onun bizim güneyimizde gerçekleştirmeye çalıştığı ve bu yolda Irak, Lübnan ve Suriye demeden dört dönüp görüşmedik hiçbir fraksiyon koymadığı, ama bütün bunlara rağmen güneyimizdeki Şii kuşağını görmeden hayata veda etmesine sebep oldu. Elbette ki ölüme sevinilmez. Bugün ona, yarın bize. Herşeyin en doğrusunu bilen Rabbim ameliyle muamele etsin.

 

ACABA BU OLANLAR DANIŞIKLI DÖVÜŞ MÜ?

AKLA gelmiyor değil; bundan bir iki ay öncesini hatırlayalım! İran’da rejim aleyhtarı gösteriler alabildiğine yaygınlaşmış, 80 milyonluk ülke bir akaryakıt zammıyla neredeyse toptan ayaklanmış.. Herkes içinden mırıldanmaya başlamıştı… Acaba İran’da Mollaların iktidarı sona mı eriyor diye…

ABD’de ise Trump zorda… Azil süreci başlamış ve her merhalede Trump biraz daha zora giriyor gibi… Irak karışık her gün sokak, hayatı biraz daha çekilmez hale sokuyor… Bu hengamede Bağdat sokaklarında Haşdi Şabi’nin etkinliği giderek artıyor… Ve nihayet dünyada en etkin ve muhkem bir şekilde korunan Bağdat ABD Büyükelçiliği, Haşdi Şabi’lerce işgal ediliyor. Büyükelçi binadan çıkarılıyor… Sloganlar birbirini kovalıyor, duvarlar “Kasım Süleymani liderimizdir” yazılarıyla donatılıyor ve birkaç gün sonra hiçbir şey olmamış gibi Haşdi Şabi, Büyükelçiliği kendiliğinden boşaltıyor.

Bunu bahane eden Trump nokta atışı ile 3-4 gün önce Haşdi Şabi’nin liderimiz dediği Kasım Süleymani’yi infaz ediyor.

 

OLAYIN ABD VE İRAN’A YANSIMALARI

ABD’de bildiğiniz gibi seneye seçim var… Azil süreci Trump’ı bir hayli sarsmış görünüyor ve gündemin ilk sırasını işgal ediyor… Ne edip edip bu gündemi değiştirmek gerek… Bir kere Bağdat’taki ABD Büyükelçiliğinin işgaliyle gündem değişmiş, “Azil” alt sıralara düşmüş, Süleymani’nin imhasıyla da Trump seçimlere yönelik zedelenen itibarının yönünü tekrar yükselişe doğru çevirmişti…

Bütün ağlayıp sızlamalarına rağmen İran’da rejim ve mollalar mal bulmuş mağribin misali yapıştılar Kasım Süleymani’nin tabutuna, bırakmıyorlar onu…Hangi mezhepten olursa olsun bizim, Müslüman olarak rehberimiz Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhiselamdır. Peygamberimizin hayatında onun Eshabında tabutun şehir şehir, sokak sokak dolaştırıldığı hiç görülmüş müdür? Hayır! Efendimiz tam aksine emretmiş “bir an önce toprağa verilsin” diye. Peki bunların hedefi ne; şehir şehir, cadde sokak tabutu gezdirip Kasım Süleymani vasıtasıyla halkı galeyana getirip itibarı sarsılan rejimi tekrar eski günlerine döndürmek ve mollaların iktidarını muhkemleştirmek mi.. Şimdi soruyorum Kasım Süleymani’nin katili ABD…Peki defin esnasında ölen 56 kişinin katili kim?

Kısaca meydana gelen olaylar bizi ve vicdan sahibi herkesi çok üzdü, geleceğe yönelik ümitlerimizi kırdı… Ama ölenler öldü, buna rağmen dalaş ve döğüşün her iki yanı meydana gelen olayları zedelenen itibarlarının tamiri için fırsata dönüştürerek karlı çıktılar.

Rabbim devletimizi, milletimizi korusun, birliğimizi dirliğimizi muhkem ve daim kılsın.

Kalın sağlıcakla sevgili dostlar.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

E-Gazete

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız