Celal Erbay yazdı...

Celal Erbay yazdı...
23.01.2020 - 09:22

Sevgili dostlar; geçen haftaki yazımın sondan bir önceki ara başlığı “KÖROĞLU TÜRKLERİ” adı altında “Türkiye’nin ne işi var Libya’da” demenin mümkün olmadığını ifade etmiştim. Fakat bu doğrultuda ulaştığım kaynaklar ve kesin bilgiler karşısında siz değerli dostlarımın bu konuda biraz daha bilgi ile donatılmasını, bir dönem temsil sorumluluğunuzu üstlenmiş olan bir akademisyen olarak kendi açımdan zorunlu gördüm.

 

KÖROĞLU MU, YOKSA KULOĞLU MU?

Osmanlı askerî teşkilatında genellikle “Yeniçeri, Kapıkulu askerlerinin oğulları” anlamına gelen “Kuloğlu” tabiri kullanılırdı. İşte bu doğrultuda “Kuloğlu” tabiri, Kuzey Afrika’da Garp ocakları denilen Trablusgarp, Tunus ve Cezayir’de yerleşen Türklerin Arap, Berberi ve Endülüs asıllı müslüman kadınlarla evliliklerinden doğan çocuklar için kullanılagelmiş bir tabirdir.

Kuloğlu” tabiri sadece Kuzey Afrika’daki Kapıkulu çocuklarını değil, aynı zamandaYavuz Sultan Selim döneminden itibaren ondokuzuncu asrın ikinci yarısı yani 1870-1880 yıllarına kadar askerlik veya Akdeniz’de denizcilik yapmak üzere Batı Anadolu şehirlerinden getirilen Türk gençlerinin soylarına yönelik de kullanılmıştır. Daha sonraları bu yeni nesle yönelik kaynaklarda “Yeni Türk” anlamında bunlara “Kuroğlu” denildiği kaydedilmektedir. Zamanla yerli söylem ve telaffuzda “Kuroğlu” Köroğlu’na dönüşmüş ve böylece bunlara daha sonraları “Köroğlu Türkleri” denilegelmiştir.

Kuloğulları, zamanla imtiyazlı bir sınıfa dönüşmüş ve Kuzey Afrika tarihinde önemli bir yere sahip olmuşlardır. Bunlar Türk soylu olmalarına rağmen yerli örf ve adetlere bağlılığı tercih etmişler, devlete olan sadakatlarından dolayı kendilerine “ahali-i sadıka” ( sadık halk) sıfatı verilmiştir.. Bu doğrultuda Trablusgarp Valiliği’ne bağlı olarak 1878 yılında kurulan “Kuloğlu Başağalığı” ( Kaymakamlığı makamı, 1903 yılında Vali Hafız Mehmed Paşa tarafından kaldırılıncaya kadar bu uygulamaya devam edilmiştir.

 

Mısır’ın fethiyle başladı!

1517’de Mısır’ın fethiyle birlikte Akdeniz’de varlık göstermeye başlayan Türk denizcileri, Libya, Cezayir ve Tunus’a yönelik Antalya, Aydın, İzmir, Manisa ve Muğla gibi illerden gönderilen gençlerle oluşturulan yeni sosyal yapı doğrultusunda bütün Kuzey Afrika’ya kök salmış oldular.

O kadar ki, mesela Trablusgarp’ta düzenli askeri birlik olarak eğitimleri devam etmiş ve Trablusgarp’ta emniyet ve asayişi temin etmeleri karşılığında kendilerine  vergi muafiyeti tanınmıştı.

 

İTALYANLARA KARŞI SAVAŞTILAR

Kuloğulları, mahallî söylemle Köroğlu Türkleri Trablusgarp savaşı sırasında İtalyanlara karşı, mensup oldukları kabilelerle birlikte direnişe geçip Libya’nın bağımsızlığını elde etmesinde çok büyük rol oynadılar. Nitekim Osmanlı devletinin Trablusgarp milletvekili Ferhad Bey, bir Kuloğlu Türküydü.

 

TÜRK-TRABLUS BİRLİĞİ PARTİSİ!

Libya’nın bağımsızlığı sonrası 1947 yılında Trablusgarp’taki Kuloğlu Türkleri, Türk-Trablus Birliği adıyla parti kurmuş ve Trablusgarp’ın Türkiye ile birleşmesini talep etmişlerdi. Daha sonraki yıllarda Kral I. İdris döneminde Kuloğulları yönetimde aktif görev almış ve Kral’ın yakın çalışma arkadaşları arasında yer alarak Libya’nın gelişmesine katkı sunmuşlardı. Nitekim Cemaleddin Başağa bunlardan birisiydi.

 

KULOĞULLARI KRAL İDRİS’İN SAĞ KOLUYDU!

Kral İdris Bingazi merkezli ilk hükümetini kurarken, arkasını dönebileceği sadık ve güvenilir Bakanlarını Türk kökenli Libya’lılar arasından seçmeye özen göstermiş ve tanınmış tarihçi Orhan Koloğlu’nun babası olan emekli Vali Sadullah Koloğlu’nu Libya Başbakanı olarak görevlendirmişti. Yine talep doğrultusunda Piyade Yarbay Umran Yetişal, 1952 yılında Libya’ya gitmiş, Libya ordusunu teşkilatlandırmıştı.

Yine Kral İdris, Türk ordusunda görev yapmış olan Libya asıllı General Hıfzi Batın’la birlikte Türk Dışişleri Bakanlığında görev yapmış olan Abdüsselam Busayri’yi Libya’da üst düzey görevlere getirmişti.

 

SECCAR DA TÜRK ASILLI

Bugün Libya’da Kuloğullarının yaklaşık sayısının 1,5 milyon civarında olduğu söyleniyor. Bu kabullenişin en büyük delili; bugün Libya’da soyadı, Başağa, Baş-İmam, Giritli, İzmirli, Topçu, Türkî ve Yorgancı olan, azımsanmayacak kadar insan var. Bu tür Osmanlı ve Türkiye ile bağlılığı, mensubiyet olgusunu ortaya koyan ve bunu çağrıştıran soyad kullanımı Libyalılar arasında çok yaygın.

Örnek olarak verecek olursak Birleşmiş Milletlerin tanımakta olduğu bugünkü Libya Başbakanı Fayız Mustafa Serrac da, aslen Manisali bir kuloğlu ailesine mensup bir şahsiyet… Serrac’ın dedesi Muhammed Ağa 1840’lı yıllarda Manisa’dan Trablus’a giden gençlerden yalnız bir tanesi. Kaldı ki Serrac’ın babası Mustafa es-Serrac, 1954’de Türkiye’ye gelerek Manisa’daki akrabalarını ziyaret etmiş ve onlarla hasret gidermişti… Aynı şekilde İçişleri Bakanı Fethi Başağa’da Türk asıllı Kuloğullarından bir başkası…

Kısacası sevgili dostlar, “bizim ne işimiz vardı Libya’da” dememiz mümkün değildir. Biz kökü mazi’de olan, dünyanın dört bir yanında izleri olan, mütekabisi bulunan bir milletiz. Hem mütekabilerimize sahip çıkacağız, hem de mazlumun gözyaşını dindireceğiz. İşte biz bunun için Libya’dayız , işte bunun için dünyada mazlumun ahının yükseldiği neresi varsa biz oradayız.

Kalın sağlıcakla sevgili dostlar.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

E-Gazete

  • 17.05.2022

E-Gazete Arşivi

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız