Celal Erbay yazdı...

Celal Erbay yazdı...
30.01.2020 - 09:42

Mutlak İrade” dahilinde yeryüzünde gerçekleşen bu tür fizikî sarsıntıların ne demek olduğunu ve bunların doğurduğu sonuçları, beşerî münasebetlere yönelik üretmiş oldukları etkileri ve sosyolojik artçı kalıntılarını en iyi bilen ve acısını bizzat yaşamış olan vatan parçası DÜZCE’dir. Biz Düzce olarak, Gölyaka ve Kaynaşlı olarak 1999’larda yaşadık o ızdırap dolu günleri… O zaman da dua etmiştik, şimdi de ediyoruz. Rabbim ne bize ne de başkalarına göstermesin böyle acı günleri, yaşatmasın hiç kimseye böyle sıkıntılı anları…

Karamsarlığa düşüp konuştuğumuzda hep duymuşuzdur büyüklerimizden, “evladım ağzını hayra aç” ikazını… Kulaklarımda çınlayan rahmetli nenemin uyarısının hissiyatı içinde Elazığlı, Malatyalı, Manisalı kardeşlerime geçmiş olsun diyor aramızdan ayrılan 41 kardeşimize Allah’tan rahmet niyazıyla her birinin aile efradına, yakınlarına ve bütün milletimize başsağlığı ve taziye dileklerimi arzla Rabbimim bütün ülkemizi zelzele başta olmak üzere her türlü afatdan korumasına dualar ediyorum. Bir türlü durulmuyor ARZ, en son gerçekleşen dört küsur şiddetindeki Marmaris depremi… “Şom ağızlı”lık yapmış olmayayım ama son aylarda bir gün Ege, bir gün İç Anadolu, bir gün Güneydoğu Anadolu derken dün de Marmaris sallandı… Neredeyse bütün ülke sarsıntıdan payını almış oldu bu güne kadar… Rabbim bu kadarıyla gelmiş geçmiş eylesin ve İstanbul’umuzu korusun.

 

KENDİMİZİ TEST ETTİK

19 Ağustos 1999 depreminin etkisi daha büyük olmuştu… Gerek vatandaş olarak gerek Devlet erkanı ve resmi birimler olarak ders çıkarmıştık olanlardan ve çektiğimiz sıkıntılardan… Bir bakıma geleceğe yönelik muhtemel sarsıntıların tahribatını asgariye indirmek ve kurtarıcı müdahaleleri daha etkin kılmak için önce beyin ve gönülde şahsımızı, daha sonra da kurum ve birimlerimizi, bütün bunların yanında yapılanmaya yönelik mevzuat ve ilkelerimizi yeniden gözden geçirerek adeta “Türkiye’nin deprem kuşağında” bulunması realitesi karşısında güncelleyip topyekün eğitime tabi tuttuk kendimizi.

1999’den bu güne dolu dolu 20 sene geçmiş. Bilhassa o tarihten bu yana yapılmış olan resmi binalar; Elazığ ve Malatya’da depreme karşı göstermiş oldukları mukavemet ile adeta sınavı kazanmış oldular. Hatta Elazığ’da 1999 sonrası yapılan bir okul binası, depremde evleri hasar gören Elazığlı kardeşlerimize ev sahipliği yaparak onları misafir etti. Yine enkaz altında kalan CANLARIMIZI kurtarmada ekiplerin göstermiş oldukları gayret ve başarı, hem hız hem de zaiyatsız sonuca ulaşma açısından fevkalade üstündü… Söylenecek tek söz “Maşallah, Allah sizden razı olsun”dur. Allah etkinliklerini daim eylesin.

Bir başka dikkat çeken husus; devlet bütün birimleriyle anında orada olmasıydı. Allah’dan gelene sözümüz yok, O’nun hükmü karşısında boynumuz kıldan incedir. Ama geride kalan mağdurların sahibi DEVLET’dir. Sayın Cumhurbaşkanımız olay mahallinde işin başında bulunarak mağdur ve mahzunların gözyaşını silmiş hem de onlara devletin şefkat elini uzatarak ilgili Bakanlarına gereken talimatı vermiş ve işin bizzat takipçisi olduğunu bilfiil göstermiştir. İnşaalah Van depremi sonrası nasıl Van, yeniden inşa edildiyse Elazığ’da da altı ay, bilemedin 8-9 ay içinde uydu bir şehir kurulacak ve kardeşlerimizin mağduriyeti giderilecektir. Rabbim 41 deprem şehidimize rahmet eylesin.

 

ORTADOĞU’DA BİR BAŞKA DEPREM!

Türkiye 7’den 70’e depremlerle uğraşırken Trump, Netanyahu’yu yanına alıp Filistin-İsrail meselesine  “çözüm bulmak” iddiasıyla hazırlamış olduğu “Yüzyılın Antlaşması” planını kameraların karşısına geçip tek taraflı olarak “şıracı ile bozacı” misali açıkladı. Trump bu açıklamasında Kudüs’ün İsrail’in “bölünmez” başkenti olarak kalacağını ilan ediyor ve İsrail’in dünyanın üzerinde bir ışık olduğu hezeyanı ile Ortadoğunun havasını kirletiyordu.

 

İZİN VERMEYECEĞİZ!  

DIŞİŞLERİ Bakanlığımız, ABD’nin Filistin-İsrail meselesine “çözüm bulmak” iddiasıyla hazırlamış olduğu bu sözde barış planının ölü doğduğunu bütün dünyaya ilan ederek Türkiye’nin “İsrail’in işgal ve zulmünü meşrulaştırmaya yönelik adımlarına izin vermeyeceğini” beyan etmiştir.

Türk Dışişleri Bakanlığı bu planın, iki devletli çözümü öldürmeyi ve İsrail’in Filistin topraklarını gasp etmesini hedeflediğini beyanla “Filistin halkı ve Filistin topraklarının parayla satın alınmayacağı”nı bütün dünyaya bir kere daha ilan etmiş oldu. Bakanlık devamla, kardeş Filistin halkının daima yanında olacağımızı, Filistin topraklarında “Bağımsız Filsitin” için çalışmaya devam edeceğimizi, Filistin’in kabul etmeyeceği hiçbir planı desteklemeyeceğimizi ve işgal politikalarına son vermeden Orta Doğu’ya barışın gelemeyeceğini bir kere daha vurgulayarak dünyanın dikkatini çekti.

Sevgili dostlar fizikî sarsıntıların sebep olduğu yaraları sarmak, kökü mazide olan bu tür sosyal sarsıntıların sebep olduğu yaraları sarmaktan çok daha kolay… Zira bizim tarihi sorumluluğumuz var… Filistin bize Hz. Ömer’in yadigarı, Yavuz Sultan Selim Han hazretlerinin emaneti… Hiç,  aldırma, boşver, geç git dememiz mümkün mü? Asla!...

Kalın sağlıcakla sevgili dostlar….

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • murat erdem
    murat erdem
    30.01.2020 11:22

    Celal Bey kusura bakmayın ama, yazının başlığı akıl, mantık ve bilimden o kadar uzakk ki.. Depremden korunmak dua ile değil, icraatla, bilimle olur. yazının başlığını da bu mantğa uygun seçseydiniz, yazınızda da insanların ölmemesi için neden birşeyler yapılmamış onu da yazsaydınız.

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız