Metin Köseer yazdı...

Metin Köseer yazdı...
5.02.2020 - 09:33

BİZİM Düzce’den bahsediyorum. Yaşadığımız, ekmeğini yediğimiz, suyunu içtiğimiz Düzce’den bahsediyorum. Herkesin birbirini tanıdığı, açılışlarda, sünnetlerde, düğünlerde, cenazelerde bir araya geldiği Düzce’den bahsediyorum. Yolda selamlaştığımız, hal hatır sorduğumuz, maçlarda buluştuğumuz Düzce’den bahsediyorum.

Hatta ölsek bile Düzce’de defnedileceğimiz bildiğimiz Düzce’den bahsediyorum. (belki bazı zenginler meşhur kabristanlara gömülmek isterler ona bir şey diyemem.)

Durup dururken bu nereden çıktı diyeceksiniz. Son zamanlarda yapılan yanlışlardan bahsediyorum. Başta yöneticiler olmak üzere herkeste bir değişiklik var.

Bilindiği gibi Malatya ve Elazığ’da deprem oldu. Bu depremi bizler de yaşadığımız için yabancı değiliz.

Türkiye tek vücut olurken Düzce’de tek vücut oldu. Sadece Düzce’mi ilçelerimiz, nahiyelerimiz, 7’den 70’e herkes ellerinden geleni yaptılar.

Depremzedeler için mücadele veren herkese tek tek teşekkür ederim. Arkadaşlar lafı nereye getireceğim.

Biz yardım yaparken, iyilik yaparken neden reklam yapıyoruz? Tırların önünde, kamyonların önünde, eşyaların önünde neden fotoğraflar çekip servis yapıyoruz?

Giyim, gıda, battaniye, beyaz eşya gibi vesaire yardımlarımızı, topladığımız eşyaları, vatandaşların koli koli verdiği yardım malzemelerini neden fotoğraflayıp servis yapıyoruz?

Başkalarının verdiği eşyaların önünde, milletten topladığınız eşyaların önünde neden boy boy resim çektirip servis yapıyorsunuz?

Fecbook’tan, WhatsApp’tan, İnstagram’dan, Messenger’den, Sosyal Medya’dan, Yerel Basından tutun da yaptığınız iyilikleri neden paylaşıyorsunuz?

Arkadaşlar… Bunun adı reklam değil, bunun adı yardım… Sağ elin verdiğini sol el görmeyecek, bunu bilmeyen var mı?

Eskiden zenginler mahalle bakkallarına giderek fakir ailelerin defter hesaplarını öderdi. Fakir aileler kimin ödediğini bilmezdi. Mahalle bakkalı da kimin ödediğini söylemezdi.

Yani yapılan iyilikler, yapılan sevaplar, zengin adam, mahalle bakkalı ve Allah ile arasında kalırdı.

Şimdi bir çift çorap veren reklam yapıyor. Milletten toplanan eşyaların önünde boy boy resimler çekilerek reklam yapılıyor.

Bu toplanan ve gönderilen yardımlar zevk için gönderilmiyor. Bu eşyalar mağdur olan, ihtiyacı olan, felaket yaşayan insanlara gönderiliyor. Siz nasıl oluyor da bunu fırsata çeviriyorsunuz? Nasıl oluyor da reklam yapıyorsunuz?

Benim bildiğim yardımlar toplanır, araçlara yüklenir ve afet bölgesine gönderilir. Burada da ihtiyaç sahiplerine dağıtılır.

Bu yardımı alanlar da; ‘’Allah bu yardımları toplayanlardan bizlere gönderenlerden razı olsun’’  der olur biter.

Afetlerde, sellerde, depremlerde, yangınlarda, hastalıklarda vesaire vesaire durumlarda tek yürek olmasını biliyoruz.

Ne yazık ki bunu şova çevirmenin, reklam yapmanın, sosyal medya ortamında paylaşmanın bir anlamı yok.

Şimdi ben bu fotoğrafları, bu paylaşımları görüp aferin mi çekeceğim. Tam tersi üzülüyorum, yazık diyorum.

Yardım toplanacaksa duyuru yapılabilir. Herkes şuraya veya buraya yardımlarını bırakabilir denilebilir. Ondan sonra bu yardımlar sessiz sedasız ihtiyaç sahiplerine ulaştırılır.

Evet arkadaşlar bilmem anlatabildim mi? Ne o öyle boy boy poz vermeler. Ne o öyle arabaların önünde fotoğraf çekmeler. Ne o öyle yardım malzemelerinin önünde sırıtarak resim çektirmeler.

Ne diyelim yardımın reklamı olmaz ama oluyor işte!...

Bakalım daha neler olacak?

Esenkalın…

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız