Mehmet Şimşek yazdı...

Mehmet Şimşek yazdı...
10.02.2020 - 09:20

DÜZCESPOR gibi bir takımın amatör kümeye düşmesini her zaman 'kör kuyu'ya benzettim.

Siz bu duruma pekâla 'fay hattı' da diyebilirsiniz.

Depremin ardından kapısına kilit vurulan kulübün buralara gelmek için nasıl bir mücadele verdiği herkesin malumu.

En son Düzcespor'un bölgesel amatör ligde şampiyon olduğu 2004-2015 sezonunda kardeşim maçları takip ediyor, bana düzenli haber veriyordu.

Kendisinden rica etmiştim:

-Düzce'ye maça gitmişken bana atkı getir.

Sağ olsun ilk buluşmamızda emaneti verdi.

Atkının üzerinde şöyle yazıyordu:

-Biz bu şehri tribünden sevdik.

Bu slogandan çok etkilendim.

İnternetten yaptığım kısa bir araştırmada belli başlı takımların kullandığını öğrendim.

Kim bulmuşsa kutluyorum.

Tam anlamıyla beni anlatan bir sözdü bu.

Düzce'yi sevmem için birçok neden ve bileşen var.

Söylemek bile fazla:

Bunlardan bir tanesi de Düzcespor.

 

BEKÇİ NURETTİN AMCA'NIN GÖZLERİNİN İÇİNE BAKMAK

KOYU bir Fenerbahçeli olmama rağmen, ikinci sevdam Düzcespor'dur benim.

Kendimi bildiğim bileli Düzcespor maçlarını uzaktan da takip ederim.

Düzce'de kaldığım yıllarda sınırlı aldığımız harçlık maçlara girmeye yetmez, son 15 dakikada kapıların açılmasını beklerdim.

Ha bir de unutmadan.

Kirazlı Köyü'nden (Siyekoğlu) akrabamız bekçi Nurettin Batum amcanın eğer o gün mesaisi denk düşüyorsa, askeriye tarafından açılan kapıdan bizi alması için beklerdim. Bu haliyle kasabın önündeki kedilerden farkımız yoktu.

 

BİR ÇIRPIDA EZBERİMDEN SAYABİLECEĞİM İSİMLER

DÜZCESPOR'UN özellikle bir dönemini çok iyi bilirim.

Kırmızı-lacivertlilerin İstanbul'daki maçını kaçırmazdım.

Ersoy, Ahmet, Metin, Maksud, Süha, Osman, Turgay, Muharrem, Adnan, Gaziantepli Mehmet, Demir, Atilla, Erol, Güvenç, Tuğrul, Serdar, Cihan ve diğerleri...

Hiç unutmam...

Bir keresinde kardeşim Atilla ile sanayi tarafındaki inşaatın 4. katına çıkmış Düzcespor-Edirnespor maçını seyrediyorduk.

Düzcespor cami yönündeki kaleye karşı bir serbest vuruş kullanacaktı.

Bizim futbolcu topu koyup geri çekilmiş ve hazırlığını yapıyordu ki, kardeşim mırıldandı:

- Abi tam da Pesiç'in sevdiği nokta.

Fenerbahçe’nin o yıllardaki frikik ustasından bahsediyordu.

Yanımızdakilerden biri Atilla'ya dönerek:

- Merak etme abisinin, bunun da ondan farkı yok, dedi.

Tastamam da öyle oldu.

Topun iki üç adım gerisinden yavaşça gelip, güzel bir plaseyle vuran Düzcesporlu futbolcu meşin yuvarlağı ağlarla buluşturmuştu.

Bu futbolcu Düzcespor'un daha sonra Fenerbahçe forması giyecek Serdar Şenkaya'dan başkası değildi...

İÇİMDEKİ BİR SES SORUYOR: BU SENE O SENE Mİ?

Bu satırları bana yazdıran sebep Düzcespor'un uzun zamandır hasret kaldığımız bir performans sergileyerek üst üste başarılı sonuçlar elde etmesi...

Rakiplerin korkulu rüyası olan Düzcespor'un bir zamanlar fırtına gibi estiği 2. Lig'e dönmesinin zamanı çoktan geldi.

İçimdeki bir ses 'bu sene o sene mi?' diye soruyor.

Ne dersiniz?

 

Not: Düzcespor'un geçmişteki başarılarını yansıtan geçmiş gazete kupürlerinden bir demet sunuyorum. (M.Ş)

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

E-Gazete

  • 24.09.2022

E-Gazete Arşivi

Resmi İlanlar

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız