Mehmet Şimşek yazdı...

Mehmet Şimşek yazdı...
1.04.2020 - 09:11

TÜRKİYE'DE 27 Mayıs 1960 askeri darbesi ile 10 yıllık Demokrat Parti iktidarı son bulmasından yaklaşık 7 ay sonra ABD'de 8 senedir görev yapan Başkan Eisenhower yerini genç bir isme bırakır: John F. Kennedy... ABD'nin çiçeği burnunda başkanı Kennedy, ülkesinin 'beşeri sermayesi'ni geliştirici projeleri düşünür uzun zaman.  Amerikan dış siyasetinde farklı araçların kullanımı konusunda atılım yapacaktır.

Göreve gelmesinin ardından 3 ay sonra Latin Amerika ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi için Marshall Planı'na benzer "İlerleme İttifakı” (Alliance for Progress) programını devreye sokar. Aynı sene içerisinde ülkenin hatırı sayılır eğitim kurumlarından Michigan Üniversitesi’nde yaptığı konuşmayla gençlerin yabancı ülkelerde görev almasını sağlayacak "Barış Gönüllüleri" programının başlatılacağının sinyallerini verir.

 

BARIŞ GÖNÜLLÜLERİ TÜRKİYE’DE

TÜRKİYE'DE yaşanan 27 Mayıs askeri darbesinin ardından iş başına gelen Milli Birlik Komitesi (MBK) ilk olarak Batı bloğuna bağlı kalacağını ve ABD ile yakın ilişkileri muhafaza edeceğini dünyaya duyurur. Darbenin ardından kurulan CHP-AP koalisyon hükümeti de Amerikan yanlısı tavrının sürdürür ve Türkiye ile Amerika arasında Barış Gönüllüleri hakkındaki protokol metni 1962'de imzalanır. Bu anlaşmanın ardından ABD Başkan Yardımcısı Johnson Türkiye'ye gelir ve dönemin Başbakanı İsmet İnönü ile görüşür.

Türkiye'ye gelen ilk Barış Gönüllüsü kafilesi 39 kişidir. Başbakan İsmet İnönü tarafından karşılanır. Amerikalı gençlerden oluşan grup, ABD'nin farklı şehirlerde düzenlenen eğitim kamplarında ülke kültürü ve dili üzerine hazırlık eğitimi almıştır. Bu eğitimlerle ders vermesi için Amerika'da görev yapan Türk akademisyenler veya elçilik görevlilerinden ricada bulunacaklardır. Barış Gönüllüsü gençler İstanbul'daki Robert Kolej'de geçirdikleri süre zarfında okulda öğretmenlerden dil ve kültür üzerine eğitim alırlar ve Türkiye hakkında bilgi sahibidirler artık.

Peki ABD'li gençler Türkiye'de kaldıkları süre zarfı içinde ne yapmışlardır?

Bu sorunun cevabı kolay değil...

Türkiye'ye 1962-63 yılları arasında toplam 2167 Barış Gönüllüsü İngilizce öğretimi, toplum kalkınması, çocuk bakımı, hasta bakımı ve eğitim, tüberküloz kontrol, ev ekonomisi öğretimi, turizm, üniversitelerde okutmanlık gibi alanlarda eğitim vermişlerdir.

Bu işin bir yüzü...

ONLARCA KİTAP YAZILDI

 

Diğer tarafı ise Türkiye'de ve dünyanın geri kalmış bölgelerine giden Barış Gönüllüleri'nin çok da iyi niyetli olmadığı hakkında birçok iddia ve spekülasyonlar karşımıza çıkar.

Bunlardan en yaygını şöyle özetlenebilir:

Az gelişmiş ülkelerde Amerikan dünya görüşünün, kültürünün, siyasal ve askeri nüfuzunun yayılmasına ve benimsenmesine çalışmak ve Amerika yararına çalışacak etkili aydınlar grubu yetiştirmek.

Geri kalmış ülkelerin hızla endüstrileşmesi gereği ile ters yönde program ve projelere öncelik ve ağırlık verilmesini sağlamak; bu amaçla kalkınma ve planlama kuruluşları gibi örgütlerde görev almak.

ABD’nin yer yer girişeceği şiddet hareketlerini ve yayılma politikasını şirin gösterecek eylemlerde bulunarak siyasal havayı Amerika yararına oluşturmak. Katıldıkları ya da kendilerinin uyguladıkları program ve projelerin görüntüsü arkasında ‘gizli faaliyetlerde bulunmak. Barış Gönüllüleri ile ilgili Türkiye'de yayınlanmış kitaplar bulunuyor.

Barış Gönüllüleri ile ilgili ortaya atılan bazı iddialar vahim boyutlarda…

Sözgelimi Türkiye'nin de içinde yer aldığı 139 ülkeye “barış ve kültür elçileri” olarak giden CIA ile bağlantılı binlerce Amerikan genci, bir nevi “toplum mühendisliği” projesinde “derin vazife” yaptıkları, geri kalmış ülkeleri komünizm tehlikesine karşı koruma” kamuflajı altında çalıştıkları, bir yandan da Hıristiyanlık propagandasına giriştikleri ve gittikleri ülkelerdeki muhtelif farklılıkları körükleyen, “bölücülük temelindeki sinsi programları” uyguladıkları yönünde...  Sözkonusu gençlerin CIA ajanı gibi çalıştıkları, Gladyo'nun uzantısı oldukları; dahası Abdullah Öcalan'dan Fetullah Gülen'e kadar uzanan bir çizgide önemli rol oynadıkları yine marjinal iddialar arasında yer alıyor.

 

HAWAII ADALARINDAN DÜZCE’YE

BU kadar uzun bir girizgâhtan sonra esas konumuza geliyorum.

Türkiye’ye gelen Barış Gönüllüleri’nden bir grubun Düzce’de İngilizce dersi verdiğini duymuş muydunuz?

20 Aralık 2017 tarihinde Düzce TV’de “Mehmet İbrahimoğlu İle Gündem” programının canlı yayın konuğu olan Prof. Dr. Enver Konukçu hoca çok önemli bilgiler veriyordu. Programın bir diğer katılımcısı Prof. Dr. İlhan Genç’le aralarında şu diyalog geçmişti:

Prof. Enver Konukçu: Sonra Amerikalılar geldi. Havai'den buraya gelen Judie Earny Hall isimli öğretmen vardı.

Prof. İlhan Genç:  Barış Gönüllüleri değil miydi onlar?

Konukçu: Evet Barış Gönüllüleri idi. Bize Orta Amerika'dan bir bayan geldi. İngilizce derslerini ondan gördük.

Genç: Enver Hocam, Barış Gönüllüleri konusundaki görüşünüz nedir? Yani onlarla ilgili spekülasyonlar çok...

Konukçu: Efendim onlar geri kalmış ülkelerde Amerikan kültürünü yaymak için geldiler. İngilizceyi bize çok güzel öğrettiler.

Genç: Kültürel yönden bir katkıları oldu mu?

Konukçu: Tabi tabi... Biz onları bilmiyorduk o zaman, mesela köylere gidiyorlardı. Çerkez adetleri, Türk adetleri. Bunların hepsini yazdılar. Bunların bir kısmıyla biz Amerika'da tanıştık.

Genç: Atilla İlhan, Barış Gönüllüleri'nin başka bir amaçla geldiklerini hep yazdı.

Konukçu: Doğrudur, biliyorsunuz solcular onların üzerine "Kahrolsun Amerika" sloganıyla yürüdü. Benim de söylediğim şey şu; rejim beni ilgilendirmez doğrudan doğruya onlardan bir şeyler öğrenebilirsek bu kârdır. O Amerikalılar olmasaydı biz o telaffuzları yapamazdık.

Genç: O zamanlar İngilizce eğitim yoktu. Öğretmen yoktu. Düzce Lisesi'nde miydiler daha çok?

Konukçu: Düzce Lisesi'ne daha çok grup gelmişti.

Yazımı şu soruyla tamamlayayım:

-Hangi Barış Gönüllüleri?

Karar sizin…

 

NOT: Bu yazıya noktayı koyduktan bir zaman sonra Trakya Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Poyraz Ülger hocanın vefatını derin bir teessürle öğrenmiş bulunmaktayım. Poyraz Hoca ile Değirmen adlı romanı üzerine bir röportaj yapmış, Düzce üzerine konuşmuştuk. Demek ki onu ilk ve son görüşümmüş. Kendisine rahmet, kederli ailesine başsağlığı dilerim. (M.Ş)

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

E-Gazete

  • 24.09.2022

E-Gazete Arşivi

Resmi İlanlar

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız