Mehmet Şimşek yazdı...

Mehmet Şimşek yazdı...
8.04.2020 - 09:13

OKUMA serüvenimin başlangıcından bugüne kadar ilgilendiğim edebi ürünlerde ne vakit Düzce ile satırlara rastlasam dikkat kesilirim…

'Değirmen' adlı romanını okurken Düzce bölümü gözüme çarpınca hemen elime kalemi alıp özenle kelimeleri çizmeye başlamıştım.

Kitap bitince o'nu aramak ve söyleşmek istedim.

Yaptığım son derece açık bir istihbarattı.

Önce Google'dan araştırdım.

Trakya Üniversitesi'nde bir dönem rektörlük yaptığını öğrendim. Kısa bir süre sonra Facebook'ta kişisel sayfasını görünce de 'bu iş tamam' diye düşündüm.

Yanılmamıştım...

Kendimi tanıtıp, talebimi dile getirdim.

Cep telefonumu da yazmaya ihmal etmedim.  

 

“ALO MEHMET BEY, BEN POYRAZ ÜLGER”

HAFIZAM beni yanıltmıyorsa yaklaşık 1-2 gün sonra telefon ekranımda tanımadığım bir numara belirdi.

Açtığımda sanki beni 40 yıldan bu yana tanıyan samimi bir sesle karşılaştım:

- Mehmet Bey merhaba… Ben Poyraz Ülger! Facebook'taki mesajını okudum.

Şaşırmıştım...

Bir o kadar da mutluydum...

Telefonun diğer ucunda ego problemi bulunmayan, müşfik ve samimi ses vardı. 

Poyraz Hoca'ya eskilerin deyişi ile ifade-i meramımı kısa cümlelerle anlattım.

Kendisiyle görüşmek, söyleşmek istediğimi yineledim.

O da aynı kısalıkta cevap verdi:

- Mehmetçiğim ben Nişantaşı'nda oturuyorum. Ne zaman istersen gel. Ama bir gün önceden haber verirsen garanti olur.

Daha ne olsundu…

 

“MERHABA MEHMET BEY! BEN BURADAYIM”

Poyraz Hoca ile Nişantaşı'nda bir kafenin üst katında buluşmak için sözleştik.

Mekâna girip üst kata çıktığımda kısa bir süre boş gözlerle bakınıp durdum.

Bir köşede oturan siyah gözlüklü, pantolon askıları ve şık kıyafetleriyle Amerika'daki siyahi cazcı amcalara benzeyen kişi bana el edip seslendi:

- Mehmet Bey buradayım...

Bir kez daha şaşırmıştım...

Bulunduğu masaya yönelirken, uzun yıllar hocalık yapmasının getirdiği güçlü bir sezgisi olmalı diye düşündüm.

 

“BABAANNEM BENİ SIRTINDA OKULA GÖTÜRDÜ”

Prof. Ülger'le oturduğumuz kısa bir hoşbeşten sonra derin bir sohbete başladık. Hoca okumak aşkını anlatarak işe koyuldu.  Edebiyata olan ilgisini ilkokul sıralarında başladığını, üniversitede bir süre ara verse de emekli olduktan sonra aynı şekilde devam ettiğini söyledi ve yazdığı romanlarla ilgili bilgiler verdi.

Beni en çok etkileyen şu sözleri oldu: “Ben köy çocuğuyum. Güzel bir köyde doğdum. Yemyeşil tepelerin, ormanların, bahçelerin içinde.  Değirmen romanının ilhamını bizim köyün yakınında Sultansuyu’ndan aldım. Orada değirmen vardı. Küçük yaşta annemi kaybettim. Beni babaannem büyüttü. Okuryazarlığı yoktu, Cumhuriyet kadınıydı. Okumamı çok istedi. Beni köy enstitüsü mezunu eğitmen okuttu. Karlı havalarda babaannem beni sırtına alıp, okula götürürdü.”

 

“ONLARCA KİTAP VE BİNLERCE ÖĞRENCİ”

BİR zaman sonra sözü Değirmen'e götürüp, romanıyla ilgili konuştuk.

Dahası romanda geçen Düzce'yi kendisine sormuştum.

Düzce'yi Amerika'ya benzetmişti.

Konuya ilgi duyan okurlarımız Düzce Postası'nın sitesindeki bulunan yazıyı aşağıdaki linki tıklayarak okuyabilir.

(http://www.duzcepostasi.com/kose-yazi.asp?id=4903&Mehmet_siMsEK-Trakya_universitesi_Eski_Rektoru:_%93Duzce%92yi_Amerika%92ya_benzettim%94)

Poyraz Hoca, Düzce Postası'nda yayınlanan söyleşimizden oldukça memnun olmuştu.

Onunla yaptığım en son telefon görüşmemizde sözleşmiştik.

Havaların güzel olduğu bir gün Nişantaşı'nda buluşup yemek yiyecektik.

Kısmet değilmiş.

Konuşmamızdan yaklaşık 1 hafta sonra Poyraz Hoca'nın vefat haberini alım.

Sarsıldım.

Poyraz Hoca korona virüsten değil, kalp rahatsızlığından hayatını kaybetti.

Ardında onlarca kitap...

Ve binlerce öğrenci bırakarak...

Kendisine rahmet, ailesi, yakınları ve öğrencilerine sabırlar diliyorum.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

E-Gazete

  • 19.05.2022

E-Gazete Arşivi

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız