Celal Erbay yazdı...

Celal Erbay yazdı...
29.04.2020 - 17:10

EVET sevgili dostlar; yıl içinde, zamanı 12 dilime böldüğümüzde, 12 ayın sultanı diye adlandırılan çok değerli bir zaman dilimi içerisinde bulunuyoruz. Hepimiz için hayırlı olsun. Üstelik Dünyada en büyük inkilabı gerçekleştiren, en son ilahi kitabın; görev ve sorumluluğu ezelde belirlenip ruh ve mana eğitimine taa o zamandan itibaren tabi tutulan, daha cenin döneminde babasının irtihaliyle karakter demirine su verilip çelikleştirilen, daha sonra da sırasıyla anasının, dedesinin ve onu koyup gitmesiyle, Yaradan'ın himayesine daha da yaklaştırılmış olan, 14 yaşında iken vermiş olduğu ilk sınavında göstermiş olduğu feraset ile Uluslararası bir savaşı önleyen, 25 yaşından sonra yoğunlaştırılmış bir ruh eğitimi ile HİRA'dan Halik'in Hilkat'deki kudret izlerini seyre koyulan, ruh ve manada gönlü itminana erince bin aydan daha hayırlı olan o gecede “OKU” emriyle Risalet'in bizzat sahibine tebliğ edildiği zaman diliminin içindeyiz.

Üstelik bu yıl ki Ramazan'ın öncekilerden bir farklılığı vardır. Şu an bütün Dünyada öldürücü bir salgınla baş başa. Yalnız Türkiye'de bugüne kadar helak olan kardeşlerimizin sayısı üç bine yakın. Belki de bu yazı size ulaşıncaya kadar aramızdan ayrılanların sayısı üçbin'i de aşacak. Elbette ki böyle olağanüstü durumlarda, sokağa çıkma yasağı olduğu bir günde, herkes evinde endişeli bir bekleyiş içinde iken toplumun aydınlatılması, teskin ve teselli edilmesi kaçınılmaz bir durum arz eder. Her şeyden önce bu bir kamu görevidir.

İşte bu doğrultuda sokağa çıkma yasağının olduğu bir günde, 24 Nisan Cuma Günü Ankara Hacı Bayram Camiinde temsili Cuma namazı kıldıran Diyanet İşleri Başkanımız Prof.Dr.Sayın Ali ERBAŞ Cuma Hutbesinde, bütün insanlara “Ey İnsanlar! Canımıza, aklımıza, inancımıza, malımıza ve neslimize zarar veren şeylerden uzak duralım” diye çağrıda bulundu.

Çok yerinde ve gerekli bir çağrı... Zira Dünyada bütün hukuk sistemlerinin temel gayesi, sevk ve idaresine hasredildikleri toplumların mal, can, akıl ve neslini himaye ve gözetimini, her türlü saldırıdan uzak tutmak, bunların saf ve berraklığını temin etmektir. Hukuk bunun için vardır. Bizde ise bunların bir fazlası vardır; bizim toplum yapımız, örf ve adetlerimiz, bin yılı aşkın temel kabullenişimiz ve yaşayış tarzımız, Hukuk'tan, Yürütme'den, Yasama'dan ve Yargı'dan kısacası Devletten inançlarımızın korunmasını, onlara yönelik tecavüzlerin önlenmesini, inanç sistemimizin gizli aşikar her türlü saldırıya karşı himayesini, bu hususta gereken tedbirlerin alınmasını olmazsa olmaz kamu görevi niteliğinde bekler.

Sayın Başkan da, Cumhuriyet ilanı ile birlikte, bizzat Cumhuriyetin banisi tarafından sırf bu görevin ifası içi kurulmuş olan Diyanet İşleri Başkanı sıfatıyla 24 Nisan Cuma günü, bundan tam yüz sene önce 23 Nisan’da Cuma Namazı ile birlikte, devletimizin yeniden kuruluşunun,  tekbirlerle-salavatlarla ve dualarla Meclisimizin açılışının gerçekleştiği Ankara Hacı Bayram-ı Veli Camiinin minberinden bütün millete, hatta bütün dünyaya seslenmiş, 23 Nisan 1920'deki ruhu bu güne taşıyarak dünle bugünü kucaklaştırmış, bu milletin birlik ve beraberlik içinde aynı ruh ve mana ile dolu olarak, dimdik ayakta olduğunu, hiçbir çılgının bize zincir vuramayacağını bütün dünyaya ilan etti.

Sayın hocamız hutbesinde Ramazan ayının önemiyle birlikte, Ramazan'ın Kur'an ayı olduğunu, dolayısıyla Kur'an-ı Kerimi okumaktan, anlamını kavramaktan ve onun bereketini hayatımıza ve hanemize taşımaktan, nuru ile gönlümüzü aydınlatmaktan uzak kalmamamızı bize öğütledikten sonra, sadece Müslümanlara değil, bütün insanlara seslenerek şöyle dedi: “Ey İnsanlar! Canımıza, aklımıza, inancımıza, malımıza ve neslimize zarar veren şeylerden uzak duralım.”

Bu bağlamda İslamın mala-cana tecavüzü, içki-kumar ve zinayı yasakladığını ifade ile neslin ve nesebin korunmasına yönelik bir paragraf açarak bütün insanlığa hitaben şöyle dediler: “Ey İnsanlar: İslam zinayı en büyük haramlardan kabul ediyor. Lutiliği, Eşcinselliği lanetliyor. Nedir bunun hikmeti... Nesilleri çürütmesidir bunun iletti. Yılda yüzbinlerce insan gayrimeşru ve nikahsız hayatın İslami literatüründeki ismi zina olan bu büyük haramın sebep olduğu Hiv Virüsü maruz kalıyor. Geliniz bu tür kötülüklerden insanları korumak için birlikte mücadele edelim.”

 

PEKİ, ANKARA BAROSU’NUN TEPKİSİ NİYE!

Sayın hocamız makamının kendisine yüklemiş olduğu sorumluluk doğrultusunda İslam'ın hükmünü topluma açıklamış ve özel olarak nesebin saflığını, temizliğini ortadan kaldıracak bu tür kötülükleri karşı herkesi birlikte mücadeleye davet etmişti. Gel gör ki; Ankara Barosu yapmış olduğu bir basın açıklamasıyla “Diyanet İşleri Başkanı Ali ERBAŞ'ın insanlığın bir kesimini nefretle aşağılayıp kitlelere hedef gösterdiği konuşmayı şaşkınlık ve ibretle izledik” diyerek, bir hukuk meslek grubu olmalarına rağmen bütün hukuk sistemlerinin koruma altına aldığı “sahih nesebi” zedeleyecek hatta yok edecek çirkin ve rezil bir yaşayış tarzını, millete rağmen özgürlüklerin korunması adına savunuculuğuna kalktılar. Halbuki bu yüce milletin değerlerini savunmak onlar için daha hayırlı olurdu.

Ama kendi tercihleri, söyleyecek sözümüz yok. Yalnız bu hususta şahsen tek tesellim Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sayın Feyzioğlu'nun yapmış olduğu açıklamadır... Sayın Feyzioğlu, “Ankara Barosu tarafından yapılan bu sorumsuz açıklamayı tasvip etmemiz mümkün değildir” diyerek milletin yanında yer almıştır. Kendisini kutluyorum.

Ayrıca bütün sivil toplum örgütlerinin Ankara Barosu'nun basın bildirisi karşısında, yapmış oldukları açıklamalarıyla, Yüce Dinimizin hükmünü ortaya koyan, milletimize sorumluluğunu hatırlatan, malımıza-canımıza, aklımıza, neslimize ve mukaddesatımıza sahip çıkmamızı bize öğütleyen hocamıza vermiş oldukları destek çok manidardır.

Hele Sayın Cumhurbaşkanımızın devleti temsilen hocamızın minberden seslendirdiği ahkâma sahip çıkıp hocamızın arkasında durması çok önemliydi. Bu dik duruş o ahkâm uğruna feda-ı can edip toprağın altında kefensiz yatan şühedaya ve bir hilal uğruna batabilmek için sırasını bekleyen bizlere huzur bahşetmişti. Bu arada Sayın Bahçeli'nin, açıklamalarıyla Cumhurun kararlığını pekiştirmesi saygıya değerdi. Her birine Rabbim uzun ömürler versin.

Endişeniz olmasın aziz dostlar, kim ne derse desin, bu tekerlek asla tümsekte kalmayacaktır.

Kalın sağlıcakla.

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

E-Gazete

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız