Mehmet Şimşek...

Mehmet Şimşek...
13.10.2020 - 09:24

HOCALARIN hocası Prof. Dr. Enver Konukçu, üç sene önce (20 Aralık 2017) Düzce TV'de canlı yayın konuğu olmuştu. Mehmet İbrahimoğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı programda Düzce Üniversitesi'nden Prof. Dr. İlhan Genç de katılmıştı.

İbrahimoğlu programda sözü Üskübü'ye getirerek, “Şu andaki Kırk Basamaklar nasıldı? Var mıydı o zaman?” sorusuna Konukçu şu cevabı vermişti:

-Tabii ki vardı. Orada filmler çekiliyordu. Bütün Düzce oraya akın ederdi. Tütün Zamanı orada çekildi. Fatma Girik önemli filmlerinden birini yine Üskübü’de çekti. (Konukçu yapım yılı 1966 olan, başrollerini Fatma Girik ve Salih Güney'in paylaştığı Yiğitler Ölmezmiş filmini kast ediyor M.Ş.) Ahmet Tarık Tekçe o sıralarda efsaneydi. Nalbantoğlu Otel vardı. Orada kalırlardı, paraları vermeden kaçtıklarını biliyoruz...

 

“EN İYİ KÖTÜLERDEN”Dİ

Prof. Konukçu’nun ‘efsane’ diye bahsettiği Ahmet Tarık Tekçe, Türk sinemasında iz bırakmış ‘en iyi kötüler’den biriydi hiç kuşkusuz.

Geçtiğimiz hafta (4 Ekim) Tekçe’nin 56. ölüm yıldönümüydü.

Tekçe sıradan bir sinema oyuncusu değildi.

300’ün üzerinde filmde rol alan oyuncu, dönemin en prestijli okullarından, günümüzde de öyledir, Galatasaray Lisesi’nden mezun olmuştur. Mezuniyetin ardından Denizyolları Camialtı Atölyesi'nde ve Haliç Feneri Nüfus Memurluğunda görev almasıyla toplumun değişik katmanlarından insanları tanıma imkânı bulur. Bu yüzdendir ki, 1948’de girdiği Yeşilçam’da dönemin ‘en başarılı yardımcı erkek oyuncusu’ olması tesadüfi değildir.

Öyle ki, “Kitapsız ilim, Tekçe’siz film olmaz” sloganı Yeşilçam’da kabul görür.

Kötü adam rolünü o kadar sahici oynar ki, zaman zaman Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde dolaşırken bu yüzden saldırıya uğrar!

 

KORKTUĞU BAŞINA GELİR

Tekçe kendisiyle yapılan bir söyleşide ‘en korktuğum şey trafik kazasıdır’ der.

Tesadüfe bakın ki, 4 Ekim 1964 yılında 'Yankesici Kız' filinin galasına giderken 'en korktuğu şey' başına gelmiştir.

Arabanın içinde Ahmet Tarık Tekçe, eşi Hatice Tekçe Hanım, Filiz Akın, ünlü yönetmen, yapımcı ve senaryo yazarı Türker İnanoğlu ve şoförü vardır. Bir süre sonra şoför rahatsızlanınca direksiyona Türker İnanoğlu geçer. Safranbolu civarında bir kamyonun arabaya çarpması ile şoför kaza yerinde can verir. Tekçe başından ağır yaralıdır.

En yakın hastaneye kaldırılır.

 

SERENGİL’İN ÇABASI…

Ahmet Tarık Tekçe’nin çok yakın dostu ve arkadaşı Öztürk Serengil’i anmaz isek bu anma eksik kalacaktır.

Tekçe’nin kaza haberi kısa bir zaman sonra radyolarda duyulur. Öztürk Serengil hemen yola çıkarak hastaneye gelince gördüğü tablo karşısında yıkılmıştır.

Can dostunun durumu parlak değildir.

Serengil, doktorlara Tekçe'yi İstanbul'a getirmek istediğini söyler. Doktorlar durumu kritik olan Tekçe’nin kara yoluyla İstanbul’a nakledilmesinin büyük risk oluşturacağını ifade eder.

Serengil bunun üzerine ‘Bana 2 saat izin verin' der ve en yakın garnizona gider. Bütün masraflarını kendisinin ödeyeceğini söyleyerek bir helikopter kiralamak ister. Bunun için Genelkurmay'ın izin vermesi gerekir. 

Vakit kaybetmeden bağlantı kurulur ve istenen izin çıkmıştır.

Tekçe helikopterle İstanbul'a nakledilir.

Ancak durum ümitsizdir...

Arkadaşının başında ağlayıp sessizce vedalaşan Serengil, 4 Ekim'de onu kendi elleriyle toprağa verir. Mezarlık çıkışı duygularını soran gazetecilere şu karşılığı verecektir:

- Yeşilçam'da ne kadar gariban varsa aç kaldı, babasız kaldı, korumasız kaldı. Onun ölümü Türk sinemasındaki yaprak dökümünün başlangıcı oldu...

Merhum Tekçe’yi rahmetle anıyoruz.

Ruhu şâd olsun…

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

E-Gazete

  • 16.05.2022

E-Gazete Arşivi

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız