Mehmet Şimşek...

Mehmet Şimşek...
2.11.2020 - 09:39

HAVAYOLLARININ günümüzdeki kadar etkin olmadığı geçmişte, yolcu taşımacılığının yükü şehirlerarası otobüslerin omzundaydı.  Sadece Ankara-İstanbul'un orta noktası değil Asya ile Avrupa'nın da önemli geçiş güzergâhında bulunan Düzce'nin yıldızı o dönemde parlamıştı. Bu sayede şehirde müthiş bir hareketlilik ve canlılık baş göstermiş, Düzce'den geçen E5 Devlet Karayolu'nda sağlı sollu dinlenme tesisleri (yaptığım kabaca bir hesaba göre 20'yi aşkın M.Ş.) hizmet vermişti.  Bu tablo şehrin ekonomisine müthiş bir katma değer kazandırmıştı. Gecenin derin sessizliğinde E-5 karayoluna yakın olan tüm yerleşimlerde sözgelimi; “Siirt istikametinden gelip, İstanbul istikametine seyahat etmekte olan Siirt Petrol turizmin değerli yolcuları; mola süreniz dolmuştur, araçtaki yerlerinizi almanız önemle rica olunur” anonsları yankılanırdı…

 

OTOBÜSLERDE SU İKRAMI DÖNEMİ

Şehirlerarası otobüslerde su ikramına başlanması da bahse değer. Bu uygulamanın dönemin efsane firması Gazanfer Bilge ile başladığı söylenebilir. O günlerde yine bir başka efsane isim Hamit Kaplan'ın işlettiği Olimpiyat Restoran'da mola veren Gazanfer Bilge otobüslerinin hayata geçirdiği bu pratik günümüz için basit görülebilir; ancak kendi döneminde önemli bir yenilikti. Bu sayededir ki, otobüsler arka iniş kapısının hemen yanına monte edilen su bölümleri yapılarak üretilir oldu.  Böylece Düzce’deki restoranların hemen hepsinde otobüs yolcularına cam şişelerle içme suyu tedariki yapacak küçük su istasyonları kuruldu.  Bu istasyonlar yeni bir istihdama yol açtı. 24 saat kesintisiz çalışan istasyonlarda vardiya sistemi geçerli oldu.

 

 

SUCULARIN EFENDİSİ: HAYRETTİN ORUÇ

Karşılıklı otobüslerin restoran önüne üşüştükleri bir ortamda hemen hepsinin su ihtiyacını karşılamak el çabukluğu, hız ve marifet gerektiren bir çabayı gerektiriyordu. Bu süreç kendi kahramanlarını sahneye çıkarmakta gecikmedi. İşte o kahramanlardan birisi de Ortaköylü Hayrettin Oruç’tu. Anne tarafından akrabam olan (rahmetli Meryem teyzemin oğlu) çocukluk ve ilk gençlik arkadaşım Hayrettin, kısa bir zaman sonra bu alanda ustalaşıp, adını bu sektörde duyurdu.  Hayrettin bir zaman sonra Düzce'de restoranların vazgeçemediği isimlerden biri haline geldi. Ağırlıklı olarak Çiftlik Restoran (50'ler Çiftliği) ve Hacı Dayı Restoran’da otobüslere su servisi yapıyor ve çoğunlukla gece vardiyasında ter döküyordu.

 

UYKUSUZ GECELERİMİN LİMANIYDI

Düzce Ticaret Lisesi'nde okuduğum 1980'li yıllarında mutlaka her gece ziyaret ettiğim Hayrettin (Biz birbirimize hala karşılıklı olarak 'teyzeoğlu' deriz) bana çeşitli ikramlarda bulunur, açsam karnımı doyururdu. Bir anlamda yokluk yıllarında abilik görevini üstlenmişti. Bazı geceler gözüme uyku girmediği zamanlarda soluğu Hayrettin'in yanında alırdım. Dikkatli gözlerle tazyikli hortumdan gelen suyu şişelere bastıktan sonra elindeki aparatla kapakları basmasını seyrederdim. El arabasında hazır bekleyen kasalara su şişelerini yerleştirdikten sonra vakit kaybetmeden otobüslere ulaştırıp, boşların yerine dolularını koymasını hayranlıkla izlerdim.

 

ŞOFÖR VE MUAVİNLERİN GÖZDE İSMİ

Otobüs şoförleri ve muavinlerin vazgeçemediği isimlerden biri de benim teyze oğluydu şüphesiz. Hayrettin, kaptan şoför, muavin ve en çok da yolcular için adeta bir vaha durumundaydı. Hâl böyle olunca da teyzeoğluyla aralarını her zaman iyi tutmak nezaketten öte bir mecburiyetti. Hayrettin bu iktidarını kullanmakta da ustaydı. Çoğu zaman kanka olduğu muavinlere sıkı sıkı tembih eder beni ücretsiz olarak İstanbul'a gönderirdi. Bana her zaman şu sözleri hafızamda hâlâ tazeliğini korur:

- Teyzeoğlu sen İstanbul'dan Düzce'ye geliş için para bul, dönüşü ben hallederim…

 

SİNEMA KARANLIĞINI YORGAN BİLİRDİ

Hayrettin'in bana yaptığı jestler bunlarla da sınırlı değildi. Çoğu zaman Hayrettin'in paydos edeceği saatlere denk getirerek yanına giderdim. Rutin hale gelmiş çay ikramından sonra birlikte çarşıya giderdik. Öğleye doğru şehre yeni gelmiş iki filmi izlemek için (çoğunlukla Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur’lu filmler M.Ş.) Martı ya da Bayram sinemasının gişelerinden biletleri yine Hayrettin'in aldığını söylememe gerek var mı? 

Yazımın başlığı olarak 'Su uyur Hayrettin uyumazdı' demiştim ya...

Evet gece boyunca uyumayan Hayrettin,  filmin yarısına bilge gelmeden sinemanın loş karanlığını yorgan bilip derin bir uykunun dibine yolculuk yapardı...

Ta ki film bitip de bizim dürtmemize kadar...

 

 

FİLM DEĞİL GERÇEK!

Bu yazı öncesi Hayrettin’i aradım ve o yıllara ait bir anısını anlatmasını istedim.

Söyledikleri polisiye filmine taş çıkartacak cinstendi. 

Sözü ona bırakıyorum:  30 sene önceydi. İstanbul’dan Kilis’e giden bir otobüs çalıştığım tesislerde mola verdi. 302 model otobüsün torpido gözünde yüklü bir miktar emanet para Kilis’e gönderiliyormuş. Bu bilgiye sahip olan bir kişi, Topkapı’dan otobüse binerek mola yerine kadar beklemiş. Otobüs Düzce’ye gelip de tesislere girdiğinde, paraları alıp hızla dışarı çıkmış. Restoranın hemen yanında bulunan inşaat sahasına girip, gözüne kestirdiği bir bölgeyi eşeleyerek para paketini gömmüş. Daha sonra ise otobüse geri dönmüş. Mola sonrası otobüs şoförü torpidoyu kontrol ettiğinde para paketinin yerinde yeller estiğini görmüş. Durum jandarmaya bildirilmişti. Çalışanlar olarak hepimiz sorguya çekildik. Daha sonra duyduk ki, şahıs parayı araziye gömerken inşaat bekçisi görmüş. Adamın ayrılmasının ardından gidip parayı almış ve bir kısmını harcamış. Ancak kulübede paranın sarıldığı kâğıt parçalarını bırakmış. Jandarma sahada inceleme yaparken kulübede o kağıtlara rastlamış ve bekçi sorguya alınmış. Uzun süre inkâra yeltenen bekçi, para sahibinin ‘harcadıklarını helal ediyorum kalanı bana ver, davacı olmayacağım’ sözünden sonra çözülmüş…

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (2)

  • Canan ARI
    Canan ARI
    2.11.2020 23:53

    Ne güzelbir anı yazısı ve günümüzde insan profilinin çok ötesinde paylaşımcı vicdanlı,adil,tertemiz kişilikler Hayrettinlerin çoğalması umudıyla örnek bir karakter.Emeğinize kaleminize sağlık.

  • Harun Can Şerbetçi
    Harun Can Şerbetçi
    2.11.2020 20:44

    Mehmet kardeşim enfes bir yazı ve nostalji..O günleri gün gibi hatırladım sayende..Ben de bir otobüscü (merhum şoför Şerbetçi) çocuğuyum ..Babanla çok seyahat ederdim..Bu yüzden çok güzel bir hatırat oldu..Eline sağlık..

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız