Mehmet Şimşek

Mehmet Şimşek
14.12.2020 - 09:20

SON diyeceğimi baştan söylemeliyim.

Bahsedeceğim cinayetin Düzcelilerle uzaktan yakından ilgisi bulunmuyor.  Ancak olay mahalli Düzce’de geçtiği için basın ve kamuoyunda ve polis kayıtlarında ‘Düzce cinayeti’ olarak biliniyor.

Hikâyemiz çok yakıcı…

Yıl 1965...

5 Eylül'ü 6 Eylül'e bağlayan, eskilerin deyişiyle o meş'um (kötü, uğursuz) gece...

O yıllarda otobüslerin yanısıra Sirkeci'den kalkan Amerikan model taksi plakalı araçlar İstanbul-Ankara arası yolcu taşıyor. İstanbul'dan Ankara'ya gitmek için bindikleri 55 AH 835 plakalı taksi şoförü Muharrem Çelik aracın içindeki iki kişi tarafından silahla tehdit edilerek soygun yapmak isteniyor. Şoförden otomobili Cumayeri sapağına götürmesi isteniyor. Kısa süre yaşanan itiş-kakışın ardından aracın içinde bulunan ABD'li kadın Teğmen Brenda L.Howard ve şoför Muharrem Çelik olay yerinde can veriyor. Brenda'nın nişanlısı Birol Soyulgan ise ağır yaralanıyor.

 

AZILI KATİLİN VUKUATLARI

Denilebilir ki, Emniyet, üç şehir polisi ve Amerikalı istihbarat birimleri cinayeti çözmek 3 yıla varan bir zaman geceli gündüzlü mesaisinden bir başka bir örnek olsun… Polise göre Düzce cinayetinin birinci derecedeki faili Y.G. Trabzon'un Vakfıkebir ilçesinde dağ köyünde yakalanıyor. Cinayeti A.K ile birlikte işlediklerini itiraf eden Y.G'nin Düzce'de altı yıl önce silahlı bir soygun yaparken bekçiyi vurduğu ve bir polisi yaraladığı öğreniliyor. Dönemin gazete haberlerine göre Bolu'da kaldığı evde evi saran polislerle silahlı çatışmadan sağ kurtularak kaçmayı başaran Y.G memleketinde bir jandarma çavuşunu katlediyor. Azılı katil 1966'da cezasını çekmekte olduğu Bolu Cezaevi'nden firar ediyor. Y.G'nin bundan sonra bir dizi soygun ve cinayete imza atıyor. Gazeteler Y.G’nın toplamda 15 cinayet işlediğini kaydediyor.  Y.G. daha sonra yine sayısız soygun ve cinayetten aranan A.K. ile birlikte yolları birleşiyor.

 

CİNAYETİN KARA KUTUSU

Düzce cinayetinin ikinci kilit ismi A.K. Polis kayıtlarına göre A.K, itirafında cinayeti önceden planlamadıklarını söyleyerek, “Amacımız öldürmek değildi, sadece soygun yapacaktık. Fakat H.G. telaşlandı ateş etti, birini yaraladı. İş bu hâle dökülünce kendimizi kurtarmak için iki kişiyi öldürmeye mecbur kaldık” diye konuşuyor. Bir süre İstanbul’da sahte isimle bakkallık yapan A.K’nin sicili de H.G’dan aşağı kalmadığını belirtelim.  Düzce cinayetine ismi karışanlar Y.G ve A.K ile de sınırlı değil. Cinayeti çözmek için sarf edilen 3 yıllık süreçte olayla ilgisi bulunduğu düşünülen birçok isim yakalanıyor. Sözgelimi cinayet tanıklarının tarifine uyan C.S. Hendek'te ormanlık alanda polisle çatışmasının ardından yakayı ele veriyor. Y.G.nin açıklamalarıyla harekete geçen polis A.G.ile M.G'yi  adalete teslim ediyor.  

Gelin görün ki,  cinayetin işlendiği yıl hemen bütün gazetelerin manşetlerinden günlerce düşmeyen Düzce cinayeti zamanla sönümleniyor. Üzerinden bir zaman geçtikten sonra ise gazetelerin üçüncü sayfalarında nadiren yer bulabiliyor.  20 Aralık 1968 tarihli TBMM Meclis tutanaklarında konuyla ilgili İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan sunumunda 'Düzce cinayeti vuzuha kavuşmuştur' notu düşülüyor.

 

BOLU’DAN GELEN SÜRPRİZ BELGE

Geçen haftaki yazımızda ‘Bolulu dostumuzdan gelen belge’ diye sonlandırmış, yazıyı bu haftaya bırakmıştım.

Bolulu çok değerli dostumuz araştırmacı-yazar Selahattin İkiz’in gönderdiği destan örneği yukarıda anlattığım Düzce cinayetine ayrılmış. İkiz'in arşivinde bulunan destan 1968 yılında Ankara Şenyuva Matbaası'nda basılmış. Ağıtı kaleme alan isim ise, Destan Yazarı Halk Şairi Ürgüplü Aşık Mustafa Duran... Fiyatı 25 kuruş olan nüshada bir de ilginç not düşülmüş: Talkit eden mes'uldür....

Demek ki, ‘emek hırsızlığı’ daha o yıllarda bile geçerliliğini kaybetmemiş…

 

“TALİHSİZ SEVDAYIM KIYDI ZALİMLER”

Hiç şüphesiz cinayete kurban giden bir Amerikalı kadının ağzından yakılan bu ağıt belki de kendi türünün tek örneği. Destanda ABD’li üsteğmenin can havliyle Tanrıya yakarışlarındaki İslami söylem dikkat çekiyor.

Köşemin izin verdiği ölçüde bazı bölümlerini alıntılıyorum:

Sirkeci'den bindirdiler taksiye

Kaynanam vermişti bana hediye

İftihar ederim evlenin diye

Tuzağı kurmuşlar bize zalimler

Kimin haberi var olacak işten

Takip ederlermiş bizleri peşten

Ağladık çırpındık ne gelir elden

Aynı arabaya bindi zalimler

Yaratan Tanrıya eyledik şükür

Salavat getirip eyledim zikir

Meğer canilerde değişmiş fikir

Düzce’yi geçince kıydı katiller

Çekti tabancasını şoför dur dedi

Tuzağımdan kurtulması zor dedi

Tez sökülüp paraları ver dedi

Şeytanın sözüne uydu zalimler

Şoför dedi hep beraber ölürüz

Başka şey düşünmem böyle biliniz

Bırakmaz adalet yola geliniz

Deyince şoförü vurdu zalimler

Yalvarıp; yakarıp feryat eyledik

İşte ara, bize kıymayın dedik

Canilerden bir merhamet diledik

Vijdana gelmeyip vurdu zalimler

Evel (ALLAH) şahit olacak dağlar

Nişanlım vuruldu kan döküp ağlar

Gelin olamadım giyemedim allar

Talihsiz sevdayım kıydı zalimler

Evde kalmış idi gelinlik allar

Bolu'ya gelmeden yayıldı kanlar

Murada ermeyen genç nişanlılar

Feleğin narına yaktı zalimler

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

E-Gazete

  • 20.01.2022

E-Gazete Arşivi

Resmi İlanlar