Mehmet Şimşek

Mehmet Şimşek
21.12.2020 - 09:41

YAZIMIN son bölümünde tekrar dönmek üzere usta yazar Hıncal Uluç’un bundan 13 yıl önce (1 Mayıs 2008) Sabah gazetesindeki köşesinde yazdıklarına kulak verelim:

“Zamanın ünlü güreşçileri ‘İrfan ve Adil Atan kardeşler’ ile aralarındaki silahlı çatışmalara varan, ölü ve yaralılarla biten olayların sebebini herkes sadece otobüs rekabeti ve terminal kavgası olduğunu zannederdi; görünen oydu.

Ama aslında rekabet Finlandiya'da Fin-Türk Cemiyeti'nin başkanı olan Müslüman ve Türk asıllı bir babanın genç ve güzel kızı yüzünden başlamıştı.

1952 Helsinki Olimpiyatları sırasında Gazanfer Bilge de (1948 Londra Olimpiyatları'ndaki şampiyonluklarından sonra para ve ev ödülü aldıkları için profesyonel ilan edildiklerinden Finlandiya'ya gittikleri halde mindere çıkarılmayan ünlü güreşçilerimizden biri de oydu, güreşemedi ve bir yıl sonra da güreşi bıraktı), Adil Atan da (Helsinki'de bronz madalya aldı) bu genç kız ile babasının güreş kafilemiz için verdiği yemekli bir toplantıda tanışmış ve ona âşık olmuşlardı. Araya Yaşar Doğu da girip, ailenin tercihini Gazanfer Bilge lehine yaptırınca, genç kız Gazanfer Bilge ile evlenmişti.

‘Bu aşk rekabeti’ sonradan Kadıköy meydanında ‘otobüs rekabeti’ne dönüşmüş ve yıllarca silahlar konuşmuştu!..”

 

VEYSEL KOMUTAN ANLATIYOR

Düzceli emekli astsubay, değerli ağabeyim Veysel Çakar’dan önceki hafta yaptığım telefon görüşmesinde söz dönüp dolaşıp da yukarıdaki konuya gelince öyle bin anı dinledim ki, izin verdiği takdirde başlı başına bu ilginç olayı yazmak istediğimi söyledim. Bir mahzuru olmadığını söyleyince kaleme davrandım…

Şimdi söz Veysel komutanda:

“Her sene Çanakkale'de 25 Nisan'da Şafak Ayini düzenlenir. Anzakların torunları Gelibolu yarımadasına gelirler. 1963-65 yıllarında Keşan'da görevliyim.  Tümenin görevlendirdiği birkaç arkadaşımla birlikte Anzaklı misafirlere ev sahipliği yapıyoruz. Hafızam beni yanıltmıyorsa 1965 yılı Nisan ayında Keşan’dan Gelibolu'ya hareket ettik.  Orada da kolordu muhabere taburunda şimdi rahmetli olan Düzceli bir abim var; Dipsizköy'den Abdurahman Aslan…  Askeri okulda benden bir sene öndeydi. Hemşehrilerine sahip çıkar, vatani görevini yapmak için onun birliğine gelen Bolu, Adapazarı, Düzceli çocuklarla mutlaka bire bir ilgilenir, sohbet eder, dertlerini dinlerdi. Anzaklar’ı Gelibolu’na getirdiğimde bir fırsatını bulup Gelibolu-Hamzakoy’daki askeri tesislerde görev yapan Abdurrahman Abi'yi ziyaret ettim. Sohbet esnasında bir asker geldi. Abdurahman Abi ‘Bak Veysel bu çocuk Düzce Cumayeri’nden’ dedi. ‘Kimlerdensin’ diye sorunca ‘İrfan-Adil Atan'ın yeğeniyim. Esmahan'danım' dediğini hatırlıyorum.”

 

“GAZANFER BİLGE’Yİ VURACAĞIM”

Askerlik yaptığınız yerin komutanı ile onun yanına gelen asker arkadaşı sizinle yaklaşık 1,5 saat Düzce muhabbeti yapıyor. Bir er için büyük ayrıcalık… Veysel Çakar’dan isminin Hayati olduğunu duyduğumuz gencin bundan sonra anlattıkları ise 6 ay sonra olacakların habercisi…

Veysel komutanı dinlemeye devam edelim:

“Söz döndü dolaştı sivilde ne yapacağına geldi. Hayati ‘Terhis olunca Gazanfer Bilge'yi vuracağım’ demesin mi?  Sebebini sordum, otobüs rekabetini kast ederek ‘Bizim bütün ticari hayatımızı altüst etti’ cevabını verdi. Abdurahman Abi’yle göz göze geldik. ‘Bunun böyle konuştuğuna bakma. Bana da ikide bir aynı söylüyor, gençlik işte’ dedi. Ben de dilimin döndüğünce düşüncesinin yanlış olduğunu büyüklerin aralarında bu işi konuşarak halledebileceklerini söylemeye çalıştım. Ayrıca İrfan Atan, Adil Atan, Gazanfer Bilge, Hamit Kaplan gibi dünyaya mal olmuş insanların böyle bir işe adlarının karışması çok küçültücü bir şey olacağını, aynı zamanda Türkiye’nin imajını zedeleyeceğini ifade ettim. Haziran başı buralara tekrar geleceğimi söyleyerek ‘seni burada bulurum’ diyerek, vedalaştık.

 

“ONU HAYATİ VURDU!”

Veysel komutanın evdeki hesabı çarşıya uymaz. Kısa bir süre sonra Erzurum’a tayini çıkar. Keşan’la ilişiğini kesip yeni görev yeri Erzurum’a gider.

Söz yeniden Çakar’da:

“Bir akşam saat 17.00 gibi tabur gazinosuna toplandık. Orada radyo var, haberleri dinliyoruz. Radyo spikeri Kadıköy Postanesi'nde silahlı saldırıya uğrayan Gazanfer Bilge'nin ağır yaralandığını söyleyince boş bulunup bağırdım:

- Onu Hayati vurdu!

Yanımda komutanların şaşkınlığı kısa bir süre sonra yerini gülüşmelere bıraktı:

- Amma attın ha! Kardeşim 6 ay önceden bir adamın vurulacağını nasıl biliyorsun, bu nasıl iş yahu!

Aralarından yüzbaşı Ethem Conka, cebinden defteri çıkararak ‘Bak Veysel bu ismi deftere yazıyorum’ diyerek daha sonra benimle eğlenecek mevzuyu bulacak olmasının keyfini yaşıyordu. 

Ben de tüm ciddiyetimle 6 ay önce dinlediklerimi anlatmaya koyuldum ama nafile…

Birkaç gün sonra aynı gazinoda yine akşam haberlerini dinlerken Gazanfer Bilge’yi vuran şahsın Hayati Atan olduğunu duyunca gülme sırası bendeydi…

 

MESELENİN ÖNCESİ VAR…

Şimdi Uluç’un dediği ‘yıllarca silahlar konuşmuştu’ sözünü biraz daha açalım…

O yıllara ait gazetelerin arşivini taradığımızda birbirinden ilginç bilgilere rastlıyoruz.

Yıl 1963...

Hayati Atan'ın Gazanfer Bilge'yi vurmasından tam 2 yıl önce...

İstanbul'da seçimlerin yapıldığı bir Pazar günündeyiz… Tehdit edildiğini öne süren Gazanfer Bilge elindeki silahla Kadıköy vapur iskelesinin önünde Fethi Atan ve Adil Atan'a ateş ediyor. Karnından ağır yaralanan Adil Atan hastaneye kaldırılıyor. Bilge 19 Kasım 1963'de tutuklanarak hapishaneye gönderiliyor. Ünlü güreşçinin 4 Ocak 1964'de Kadıköy Sorgu Hakimliği tarafından o günün 10 bin lira kefaletiyle tahliyesine karar verildiğini okuyoruz…

 

ÖLÜMDEN DÖNEN ŞAMPİYON

Veysel Çakar’ın anlattığı olayın ayrıntılarını merak edip arşivleri karıştırmaya devam ediyoruz. Hayati Atan'ın Kadıköy’de silahla yaraladığı Gazanfer Bilge'ye dönemin ünlü operatörü (günümüzde İstanbul'un en önemli tıp merkezlerinden Göğüs ve Kalp Damar Cerrahisi Hastanesi'ne ismini veren) Dr. Siyami Ersek tarafından iki saat sürecek olan ameliyata alındığı bilgisine rastlıyoruz. 3,5 kilo kan verilen Bilge’nin 12 saat sonra hayati tehlikeyi atlatabildiğini öğreniyoruz…

 

SAVAŞA SON VEREN BARIŞ

Yazımızı Gazanfer Bilge ile Atan kardeşlerin yaptığı büyük barışla noktalayalım. 1966 yılının Ocak ayında İzmitli olan eski Milli Birlik Komitesi üyelerinden Münir Köseoğlu ve Emniyet İkinci Şube Müdürü Vedat Sokollu devreye girerek önemli bir barışa aracı oluyor. Gazanfer Bilge'nin Kadıköy, Şaşkınbakkal'daki evinde geçmiş olsun ziyareti arasında bulunanlar arasında dönemin ünlü şahsiyetleri dikkat çekiyor: Kocaeli Milletvekilleri Şevket Usluoğlu ve Burhan Akdağ ile Münir Köseoğlu, Vedat Sokollu, Feridun Alaçam, Hamdi Ozaner, Adil Atan ve üç kardeşi İrfan, Fethi ve Kenan. Atan kardeşler ile Gazanfer Bilge sarılarak öpüşüyor ve bir silahlı-külahlı bir dönemin perdesi kapanıyor…

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • ömer sivrikaya
    ömer sivrikaya
    21.12.2020 11:38

    Müthiş bir olay. İlk kez duydum. Teşekkür ederim.

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız