Metin Köseer

Metin Köseer
1.03.2021 - 08:55

Yaklaşık bir yıldan beri yasaklı, uygulamalı, sınırlı, kademeli bir hayat sürüyoruz. Serbest yaşantıya alışkın olmamızdan dolayı uygulanan yasakları delmeye çalışıyoruz.

İlk zamanlar virüs hastalığından kaçmaya çalışan kimlerdi? Hastaneler nasıl doluyordu? Kendimizi nasıl koruyorduk? Pozitif olunca 14 gün evlere kim hapsoluyordu? Televizyon başlarında ülkemizdeki hastalıkları nasıl takip ediyorduk? Şu pozitif olmuş, bu kişi pandemiden dolayı ölmüş diye nasıl konuşuyorduk?

Nasıl eldiven kullanıp maske takıyorduk? Evlere misafirliğe gitmemeye başladık. Düğünlere gitmemeye özen gösteren kimlerdi? Yakın temasta bulunmayan el ele tutuşmayan kimlerdi? Akşama eve gelince üstümüzü değiştirip ellerimizi sabunlayan kimlerdi? Sokağa çıkmamaya özen gösteren kimlerdi?

Say say bitmeyen kuralları uygulayan bizler değil miydik? Şimdi ne oldu da bıkmaya başladık? Ne oldu da yasakları delmeye başladık?

Daha hastalıklar bitmedi, virüs salgını sona ermedi. Biz ne yapıyoruz biliyor musunuz? Göz göre göre hastalığın üstüne gidiyoruz. Koronavirüse kafa tutuyoruz.

Hafta sonu yasakları bitince çarşı merkez başta olmak üzere tüm sokak ve caddeler insanlarla kaynıyor. Ortalık mahşer yeri gibi kalabalık ve insanlarla dolup taşıyor.

Yasaklar biter bitmez hırsımızı sokaklardan alıyoruz. Artık bana bir şey olmaz diyerek göğsümüzü gere gere geziyoruz.

Oysaki hastalıklar yeniden hortlamaya başladı. Kimse bunun farkında değil ve farkında olmak istemiyor.

Herkes sokakta bende sokağa çıksam ne olacak diyoruz.  Kendimizi kandırarak hastalığa davetiye çıkarıyoruz.

Vallahi insanlar hastalıktan kaçarken şimdi hastalıklar insanlardan kaçmaya başladı. Bu kadar kalabalığa hastalıklar bile şaşırdı. Biz insanlar olarak hastalığı kovalamaya başladık.

Eğer ki hafta arası 21.00 ile sabah 00.05 arası yasaklar olmasaydı; eğer ki cumartesi ve pazar günleri yasaklar uygulanmasaydı bu hastalıklar bizi bitirecekti.

Biz bu yasaklarla hastalığı bir nebze olsun uzaklaştırmaya çalıştık. Yok olmaya yüz tutan virüsü yeniden hortlatmak için insanlar var gücüyle mücadele ediyor.

Bu ne ya… Bu kadar sorumsuzluk olmaz. Bu kadar vurdumduymazlık olmaz. Yakın temasta bulunmak olmaz.

Bankalar başta olmak üzere PTT ve kuyumcular önünde kuyruklar var. Hem de içiçe kuyruk bekliyoruz.

Yani hastalığı biz korkutmaya çalışıyoruz. Kimin hasta kimin virüs olduğunu bilmiyoruz. Herkes arka arkaya diziliyor. Yakın temasta bulunuyor maskeler çene altına iniyor.

Vallahi benden söylemesi arkadaşlar… Biraz daha temkinli olalım biraz daha uzak tan konuşalım. Birbirimize ihanet edip hastalıkları yeniden başlatmayalım.

Her yeri elliyoruz, her yere dokunuyoruz, her tarafa dalıp çıkıyoruz. Ben hiç ellerini dezenfekte eden yıkayanları görmedim. Vallahi hiç kimseye rast gelmedim.

Millet kendilerinden öyle emin ki başkalarını suçlayacak. Halbuki hepimiz suçluyuz. Birbirimizi kandırmaktan başka işimiz yok.

İlk zamanlar ağzımızdan hastalık kelimeleri sözleri dökülürdü. Her muhabbette virüsü konuşurduk. Şimdi her şeyi unuttuk virüsü konuşmuyoruz. Hastalıklardan bahsetmiyoruz.

Haberleri dinlemekten bıktık, muhabbetlerden bıktık, ölü ve hastalık sayılarını takip etmekten bıktık. Kısacası pandemi denen hastalıktan nefret ettik.

Yahu azıcık daha sabredin diyoruz dinleyen yok. Kaçak sokağa çıkanlar, kaçak alkol tüketenler, kaçak oyun oynayanlar, kaçak yaş günü düzenleyenler, kaçak bir araya gelenler, kaçak misafirliğe gidenler derken yapacağımızdan geri kalmıyoruz.

Yahu her haltı yiyen bizleriz yine milleti suçlayan bizleriz. Falanca şunu yapmış bunu yapmış diyoruz. Allah aşkına sen de sokakta dolaşıyorsun, sen de yasaklarda sokağa çıkıyorsun. Neden başkasına laf atıyorsun kendine niye bakmıyorsun.

Ben size bir şey söylemek istiyorum.

Biz bu kafa ile gidersek hastalıklardan kurtulamayız. Biz bildiğimizi okumaya devam edersek bu hastalıklar bitmez. Biz ömür boyu böyle esir hayatı yaşamaya devam ederiz.

Esir hayatından kurtulmak için gereken özeni göstermemiz gerekir. Yasaklar 1 değil 2 yıl da sürse sabredeceğiz.

Kendi hayatımız ve gelecek nesiller için bunu yapmak zorundayız.

Esenkalın…

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

E-Gazete

  • 19.05.2022

E-Gazete Arşivi

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız