Metin Köseer

Metin Köseer
8.03.2021 - 09:53

Yazımın özellikle yorum yazan tarafını okursanız beni anlarsınız.

Düzce’de nüfus patlaması yaşanıyor. Binlerce kişi cadde ve sokakları doldururken insan seli aldı başını gidiyor.

Hafta başı ve hafta sonu çarşı merkezinde izdiham yaşanıyor. Özellikle yasaklar sona erince binlerce kişi kendilerini sokaklara atıyor.

Düzce’nin nüfusu son yıllarda beklenenden fazla artmaya başladı. Bu arada Düzce ‘nin büyük şehirlere aday olmaya başladığı iddiaları var.

Düzce’nin nüfusu patlarken göçlerin hala sürdüğü ifade edildi. Ankara ve İstanbul’un tam ortasında olan Düzce’nin göç etmek isteyen insanların cazibe merkezi haline geldiği iddia ediliyor.

Ankara ve İstanbul’a yakınlığı ile bilinen Düzce’nin bu iki şehrin arka bahçesi olarak bilinirken denizi, yaylaları, mağaraları, şelaleleri, ormanları, gölleri, barajı ve sanayileşmesi ile de tercih edilen iller arasında olduğu vurgulandı.

Düzce kendi yerli halkını kaybederken yeni yüzlerin Düzce’ye hakimiyet sağladığı ve bunlara Iraklı, Suriyeli, Afganlı, Türkmenistanlı, Özbekistanlı göçmenlerin eklenmesi ile ayrı bir nüfus artışının yükselmesine yol açtığı belirtildi.

Düzce’nin coğrafi yapısı aynı kalırken nüfusun yükselmesi Düzce için pozitif bir görüntü sergiliyor.

YORUM :

Bu konu hakkında sizlere düşüncelerimi aktarmak istiyorum.

Efendim… Bundan 25 yıl önce yazdığım yazılar aklıma geldi. Hele hele depremi yaşadıktan sonra Düzce olarak bir çok fırsatları kaçırdık.

Depremi fırsat bilerek yeni yapılaşmayı beceremedik. İmar durumunu düzenleyemedik. Gelişigüzel çarpık yapılaşma ile Düzce’yi öylece kaderine terkettik.

Düzce’de nüfusun patlayacağı konusunda uyarılarda bulunmuştum. Yolların, caddelerin, sokakların dar geleceğini ifade etmiştim.

Sadece nüfus konusunda değil, trafik konusunda da uyarılarda bulunmuştum. Eskiden 26 aileye bir araba düşerken şimdi 1 ailede 3-4 tane araba var.

Bu konuda park sorunu yaşanacağını yine yolların dar geleceği uyarısında bulunmuştum. Ben öyle demedim, ben öyle yazmadım.

Buyrun bugün gelinen noktaya bakınız. Ne otopark yeri bulabiliyorsunuz ne de cadde ve sokaklarda aracınızı rahat sürebiliyorsunuz. Her gün kavgalar gürültüler yaşanıyor.

Şu anda kırmızı ışıklarda uzun kuyruklar var. Hele hele sabah ve akşam trafiğinden hiç bahsetmek istemiyorum.  Düzceli sürücüler sabırsız oldukları için beklemeyi sevmiyorlar. Ayda yılda bir İstanbul ya da Ankara’ya gittiğimiz zaman ışıklarda saatlerce beklerdik. O kadar çok kızardık ki sormayın. Şimdi Düzce’nin başına geldi.

Zamanında alınmayan tedbirler yüzünden Düzce o dönemin söz sahiplerinin verdiği kararların cezalarını çekiyor.

O dönemin kaymakamları, belediye başkanları, meclis üyeleri günü kurtarmanın peşinde koştular. Bir kişi ortaya çıkıp ta Düzce’nin geleceğini düşünmedi.

Aynı olay bugün de yaşanıyor. Yapılanı yıkıp yenisini yapmak, aynı yerlerde çalışmak Düzce için zaman kaybından başka bir şey değil.

Düzce’nin cazibe merkezi olması için ortada gözle görülür bir çalışma yok. 25 sene önceki Düzce nasılsa bugün az bir değişiklikle Düzce aynı duruyor.

Modern siyaset havası olduğu müddetçe Düzce yıllarca böyle kalmaya mahkum diyorum. Ne sporda, ne turizmde, ne örnek şehirleşmede ne de herhangi bir çalışmada Düzce isim yapamamıştır. Düzce hep eksi olarak pozitif olarak bilinmektedir.

Hiç unutmuyorum. İzmirli bir bayan yakınını ziyaret etmek için Düzce’ye gelmişti. Belediye önünden yürüyerek AVM’nin önüne geldiğinde Düzce burada bitti demişti.

Hangi idareci hangi yönetici göreve gelirse gelsin yaptıkları tek şey var. Düzce’de bütün hizmetleri D-100 Karayolu ile Asar deresi arasına sıkıştırıyorlar. Sök dik, yık dik misali diğer mahalleleri öksüz bırakıyoruz.

Düzce’de doğru konuşanı doğru yazı yazanı kimse sevmiyor. Geçen gün bir sohbet esnasında bir arkadaşım bana şunu söyledi:

‘’Düzce’de dedikodu olduğu müddetçe, arkadan konuşulduğu sürece bir şey olmaz. Her gelen yeni göreve gelenin lafına baktığı sürece, her gelen her gidenin arkasından konuştuğu sürece Düzce yerinde böyle sayar durur’’ dedi.

Ben de kısaca şöyle demek istiyorum. Bugün karar verip bu kararı yarın değiştirebiliyorsak, onun bunun anlatımları ile etkilenip Düzce’nin geleceğine karar verebiliyorsak benim için Düzce burada bitmiştir.

Aynı kişilerin koltukları yıllarca işgal etmeleri, aynı kişilerin her zaman gündemde olduğu sürece bu Düzce bir 25 yıl daha böyle kalır. Biz sporda da turizmde de sıfır çekmeye devam ederiz.

Düzce’nin değerlenmesi ve büyümesi için modern siyasetçiliği bırakmamız lazım. Düzce’nin Düzce olması için tecrübeli, genç, dinamik, çalışkan, lafa söze bakmayan idarecilere ihtiyacı vardır.

Düzce’nin Düzce olması için önce yağcılığı, şakşakçılığı, adam kayırmayı bırakmamız gerekir.  Düzce için çalışmamız gerekir. Biz bu kafayla ömür boyu kürek çekmeye devam ederiz.

Ben değil biz olmayı hala öğrenemedik. Bu yüzden Düzceliyim demeye utanıyorum.

Esenkalın…

 

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

E-Gazete

  • 14.05.2022

E-Gazete Arşivi

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız