Celal Erbay

Celal Erbay
18.03.2021 - 09:40

SEVGİLİ dostlar, yaklaşık iki hafta öncesiydi… Rahmetli Prof. Dr. Ömer Faruk hocamızın aramızdan ayrılıp bizi hüzne boğduğu günlere rastlamıştı. Hristiyan Katolik alemi Ruhani Lideri Papa Francis 05 Mart Cuma gününden başlayan ve üç gün devam eden bir süreyle Irak’ı ziyaret etmişti.

Elbette ki böyle olağanüstü bir dönemde, yaklaşık bir yıldan bu yana içinde bulunduğumuz salgın tehlikesi karşısında, neredeyse dünyada bütün devlet başkanları arasındaki görüşmelerin büyük çoğunluğunun video konferans yoluyla yapıldığı bir süreçte, hele 84 yaşındaki bir Papanın, covid-19’a ilaveten her gün bombaların peşi peşine patladığı Irak’a, üç gün süreyle hem de Necef, Kuzey Irak ve Musul’u kapsayacak şekilde kapsamlı bir ziyarette bulunması sıradan bir ziyaret olamazdı.

Hele üst düzey Vatikan yetkililerinin ziyaretin ertelenmesine yönelik vaki ısrarlı taleplerine rağmen Papa’nın “sanki daha sonraya kalırsa iş işten geçer” dercesine vakit bu vakittir deyip ziyaretin gerçekleşmesinde ısrar etmesi, gerçekten manidardır. Tam da, erbabına soracaktık ki; nedir bu ısrarın anlamı, yoksa bir takım şifreler mi içerir bu ziyaret diye, sahanın uzmanı bilge kişi Ömer Faruk Harman hocamızı Rabbim aldı, onu kendi katına çekti…

Hatta hocamızın irtihal haberini alınca, demiştim içimden; artık gün doğdu Papa’ya! Ey Francis rahat ol; istediğin gibi dolaş, nereye uğrayacaksan uğra, kiminle görüşeceksen görüş… Zira senin sergilediğin davranış ve beyanlarından, içinde sakladığın ince hesap ve planlara gidebilecek bilgi, şuur, beceri ve iradeye sahip olan millî ve yerli beyinlerin üstadı Ömer Faruk Harman hocamız yok artık sen rahat ol!

 

PEKİ ZİYARETİN ALTINDA YATAN HEDEFLER NE İDİ!

Sahanın uzmanlarından sayın hocamız Prof. Dr. Mahmut Aydın’ın ifade ettiği gibi “Inside the Vatican” adlı Vatikan’ın yayın organına göre Papa’nın bu ziyaretinde hedeflediği iki gayesi vardı. Bunlardan biri DEAŞ’ın baskı ve eziyetlerinden dolayı Irak’ta azalan Hristiyan nüfusa moral vermek ve onları Irak’ta kalmaya fiilen ikna etmek. İkinci hedef ise Şii kabulleniş ile daha yapıcı bir ilişki kurup, geçmişe yönelik olumsuz kalıntıların giderilerek bir barış ortamının oluşumuna katkı sağlamak.

İşte Katolik merkezi organizasyonun dillendirdiği bu iki temel hedef doğrultusunda 5 Mart Cuma günü Papa Bağdat havaalanında, Irak Cumhurbaşkanı Berham Salih tarafından karşılandı. Bağdat’ta fazla eğlenmeyen Papa, yine Batı’nın kurduğu, bakıp büyüttüğü, besleyip mazlumların üzerine saldığı DEAŞ’tan kurtarılan bölgeleri ziyaret ederek gittiği yerlerde Batı’nın tipik ikiyüzlülüğünü sergiledi. Bu doğrultuda Papa’nın ilk uğradığı yerlerin başında Erbil geliyordu.

Papa burada, Irak Bölgesel Yönetim’in Başkanı Neçirvan Barzani ile görüşmüş, oradan da Musul’a geçmişti. Papa’nın Erbil ziyareti sırasında Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi bir skandala imza attı. Papa’nın profili arkasında Irak, İran, Suriye ve Türkiye’nin topraklarını da içine alacak şekilde sözde Kürdistan haritasının yerleştirilmiş haliyle, Papa’nın gelişine binaen basılmış olan hatıra pulu “ şecaat arz ederken merd-i kipti sirkatin söyler” misali bir ihanet planının itirafı mahiyetindeydi.

Türkiye’nin tepkisi üzerine Barzani yönetimi her ne kadar hatıra pulunun taslak olduğunu söylese de, vermek istedikleri mesaj bize de, bütün dünya’ya da ulaşmış oldu. Ama onlar hiç unutmasınlar ki, onların dedeleri bir zamanlar hem siyonizmden hem ehl-i salip’den medet ummuş, onların karşısında el oğuşturup etek öperek Osmanlı’ya ihanet etmişlerdi. Bütün bunlara rağmen yine bu yüce millet, dar günlerinde onların imdadına koşmuş, adam bellediği liderlerine,  devletinin pasaportunu vererek onların dünya ile irtibatını temin etmişti.

 

MUSUL’DAKİ AYİN!

Musul Operasyonlar Komutanlığına ait bir özel helikopterle Musul’a gelen Papa’nın bütün derdi terör sebebiyle evini yerini terk eden Hristiyanların, evlerine geri dönmeleriydi. Eski kilise enkaz ve temelleri üzerinde yapılan ayin esnasındaki konuşmasında Papa, bölgede Hristiyan nüfusunun azalmasını büyük bir kayıp olarak nitelendiriyor ve Hristiyanların artık terk etmiş oldukları evlerine dönmeleri gerektiğine vurgu yapıyordu. Üstelik gezi esnasında yaptığı konuşmalarda ve ikili sohbetlerde “Musul” dahil yer ve mekan adlarını, kendi kültür ve kabullenişleri doğrultusundaki eski adlarıyla anıyor, bir bakıma kendi hafızaları üzerine sinmiş olan toz ve toprakları üfürüp savurmaya çalışıyordu.

Bilemiyorum, yoksa kuruntuları doğrultusunda hayallerinde canlandırdıkları Orta Doğu’ya, Irak ve Suriye’ye yönelik yeni haritaların ABD ve AB adına yer tesbitini mi yapıyor Papa hazretleri! Bilemiyorum... Fakat açık söyleyeyim işkillenmiyor değilim.

 

NECEF’TE SİSTANî’Yİ EVİNDE ZİYARET!

Ziyaretinin ikinci gününde Papa, Şiilerin kutsal kenti Necef’e geçerek Şiilerin ruhani lideri olmakla birlikte, Irak siyasetinin etkin şahsiyeti Ayetullah Ali Sistani’yi EVİN’DE ziyaret etti ve kendisi ile tam 45 dakika görüştü. Öyle zannediyorum ki, bir Papa’nın bir Şii lideri evinde ilk ziyareti olarak tarihe geçecek bu ziyaret. Yine önemli bir ayrıntı; Sistani Papa’yı ayakta karşılamış ve Necef sokaklarında asılı olan ve ellerde taşınan Papa ile Sistani’nin resimlerinin bulunduğu pankartlarda şu metin yer alıyordu. “ Siz bizden, biz de sizden bir parçayız”. Aklı selime ve tarihin hafızasına göre acı ama, bir gerçek…

Artık şu husus ayan beyan anlaşılmıştır; bu ziyaret sadece Katolik-Şii ilişkileri açısından dini bir ziyaret değil, aynı zamanda Trump sonrası Katolik olan Biden’ın ABD Başkanı olması itibariyle, ağırlıklı bir şekilde etkisini hissettiren siyasi bir hedefinin de bulunmasıdır.

Zira İran yönetimine karşı açıktan tavır alan Trump’ın aksine Biden, dolaylı da olsa İran’la olumlu ilişkiler kurmanın sinyallerini vermişti. Dolayısıyla Papa’nın bu ziyareti Biden’ın, genelde Şiilerle, özelde ise İran’la olan ilişkilerinin olumlu olarak daha müsbet noktalara taşınması açısından önemli bir fonksiyon icra etmiştir. Nitekim taa 1501 yılında, dönemin Papalığı tarafından, bütün Hristiyan devlet başkanlarına, Osmanlıya karşı Şah İsmail’in desteklenmesine yönelik yazılan mektuptan bu yana, var olan Katolik-Şii dostluğu 1970’lerde zirve yaptıktan sonra İran’a karşı sertleşen Amerikan siyasetine paralel olarak Katolik-Şii ilişkileri sekteye uğramıştı. Papa’nın bu ziyaretiyle buzlar erimiş ve bu sayede Katolik-Şii birlikteliğinde yeni bir dönem başlamış oluyordu.

 

BİZE DÜŞEN GÖREV!

Sevgililer Sevgilisinin Veda Haccında, kendinden sonrakilere tevdi ettiği emanetini çağlar boyunca omuzlarında ÖTELERE taşıyan Anadolu’nun yiğitleri olarak BİZE DÜŞEN GÖREV namerd düşmana karşı daha uyanık olmak ve gevşeklik göstermemek, birlik ve beraberlik içinde iri ve diri görünmemizdir.

Şu hususu söylemeden sözümü sona erdirmeyeceğim… Karşımızda Hristiyan dünyasının ruhanî liderinin desteğini arkasına almış emperyalist güçlerin, Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme planları var. Öyle anlaşılıyor ki, ABD’nin bölgede kendisiyle işbirliği yapan terör uzantılarıyla 20 yıl önce yapmış olduğu planlar, şimdi yeniden gözden geçirilip uygulamaya sokulmak isteniyor.

Ey kökü mazide olan Anadolu gençliği! İşte sen, İstiklal Marşının kabulünün yıl dönümünde, kabaran ruhun, arşa değen başınla, hiç çekinmeyecek, hep dik duracaksın. “Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar”, “Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.” deyip hesabını ona göre yapacaksın.

Hiç endişen olmasın, bütün namertliklere rağmen sen galip geleceksin. İstikbal senindir.

Kalın sağlıcakla sevgili dostlar.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız