Mehmet Şimşek

Mehmet Şimşek
19.03.2021 - 10:35

“İSMİNİ taşımak ile iftihar ettiğim dedemin babası Yahya Necati Kazok” diye başlıyor söze Düzce’nin önde gelen Kazokoğlu Ailesinden iş insanı Yahya Kazokoğlu… Büyük dedesi (dedesinin babası) Yahya Necati Kazok’un Çanakkale ve Irak cephelerinden Düzce'deki ailesine gönderdiği 1915-16 tarihlerine ait mektuplardan bahsediyor büyük bir gururla. Osmanlıca yazılmış olan mektuplar Tarih Vakfı'nda Osmanlıca kursu veren Yücel Demirel öncülüğünde günümüz Türkçesine çevrilmiş. Demirel'e bu çalışmada Doktor Mebrure Kazokoğlu eşlik etmiş.

Mektuplar çevrilerek ailesine teslim edildiğinde Kazokoğlu Ailesi’nde büyük mutluluk yaşanmış. 

Yahya Bey, “Bu mektupları Düzce tarihi ile ilgili çok kıymetli çalışmalarını takdirle takip ettiğim Sayın Nejat Özsoy ile paylaştığımda, bunların yayınlanmasının Çanakkale Savaşı, Birinci Dünya Savaşı döneminde ve Düzce tarihindeki insan öykülerinin çok güzel bir örneği olarak faydalı olacağını söyleyince kendisini kıramadım” diye sürdürüyor konuşmasını…

 

“KOMUTANIMIN EMANETLERİNİ BIRAKIP ÇIKAMAM”

 

Büyük dedesi Yahya Necati Bey'in önce Çanakkale cephesinde bulunduğunu belirten Yahya Kazokoğlu, “Mektupların birçoğu o cepheden gelen mektuplardır” notunu düşüyor.

Konuşmasını şöyle sürdürüyor torun Kazokoğlu: “Dedem Çanakkale savaşından çok kısa bir süre sonra Basra Körfezi'ne İngilizlere karşı yapılacak olan harekât için Irak cephesine gitti. Orada kolordu komutanı meşhur Ali İhsan Sabis Paşa komutasında 'bölük emini' olarak görev yaptı. Bize aktarılan bilgilere göre ordu bozguna uğramış ve geri çekilmeler başlamış. Düzceli arkadaşları da gelen bombaların bulundukları karargâh binasına isabet etmesi nedeniyle Yahya Necati'yi de çıkıp kendileri ile gelmesini istemişler. Ancak Yahya dedem ‘komutanımın bana emanet ettiği kasaları bırakıp çıkamam, kendisi şehit oldu. Bu durumda emanetleri terk etmem mümkün değil’ diye ısrarlı çağrıları geri çevirmiş. Fakat yaralanma yahut salgın bir hastalığa yakalanma dolayısı ile kendinden geçmiş. Arkadaşları onu da alarak dönüş yoluna geçmişler.”

 

“28 YAŞINDA CEPHEDEN DÖNEN YORGUN SAVAŞÇI...”

 

Çanakkale ve Irak gibi birbirinden uzak coğrafyalarda savaşan Yahya Dede memlekete kavuşma hasreti sona erecek derken kaçınılmaz bir sonun başlangıcında olduğunu nereden bilebilirdi ki... Yorgun savaşçı Yahya Bey'in memlekete dönüş yolu da böylelikle başlar.

Torun Yahya, derin bir iç çekerek şöyle konuşuyor: “Yolda kendinden geçmiş bir vaziyette arkadaşlarının sırtında nöbetleşe olarak Elazığ'ın Palu ilçesine kadar getirildiğini ve orada yani dönüş yolunda iken vefat ederek toprağa verildiğini Düzce'ye sağ dönen cephe arkadaşları nakletmiştir. Dedem şehit olduğunda 28 yaşında olduğunu duymuştum.”

 

“BİR GECE ANSIZIN EVİN KAPISINI ÇALAN ADAM”

 

Çanakkale Cephesinden Düzce’ye dönüş hikâyesine geri dönecek olursak. Yahya Necati Bey’in bir gece ansızın Çanakkale Cephesi’nden Düzce’ye gelerek evin kapısını çalmasını dinlerken elimizden bırakamadığımız romanın sayfalarını okuyor gibiyiz: “Çanakkale Savaşı'ndan Düzce'ye döndüğü o geceyi ömrü boyunca unutamayan Rıdvan dedem o yıllarda çok çocukmuş. Benim de çocukluğumun geçtiği Eski Akçakoca Caddesi'ndeki eski iki katlı evimizin o dönemki birçok Düzce evlerinde olduğu gibi iki kapısı vardı. Bir büyük misafir kapısı olurdu, bir de yanında bahçeye açılan servis kapısı. Dedemin ifadesi ile anlatırsam; "Bir gece vakti yan kapı çaldı. Biz ufak dört kardeş merakla annemin arkasına sıralandık. Merakla kapıya baktık. Annemin biraz da tedirgin olarak kapıyı açmasıyla saçı sakalı karışmış bir adam 'Av voh!' deyip, eşiğe oturdu. (Eskiden Çerkeslerde yorgunluk ünlemi olarak 'of of' anlamında kullanılan nida) O yılarda elektrik yoktu.”

 

“EĞER İLERİDE DÜZCE'YE DÖNEMEZ İSEM...”

 

Yahya Kazokoğlu sohbetin bu bölümünde dedesinin ağzından öyle bir şey anlatıyor ki, bu kez derin iç çekme sırası bize geliyor.

“Gazyağı lambası ışığında biz zaten babamızı tanıyamadık ama ilginç olan şu ki, annem de birkaç saniye tanımakta tereddüt etmişti. Peşinden 'Yahya vora, keblağ' dedi. (Yahya sen misin? buyur, buyur). Babam 'Çok bitliyim, eve sokmayayım sen bana battaniye ver. Bu gece odunlukta yatacağım' dedi. Ertesi gün bahçeye tenekelere kıyafetlerin atıldığını, ateş yakılarak kaynatıldığını hatırlıyorum' demişti. Bir diğer unutamadığım anekdot ise dedemin kardeşi Orhan o zaman bebekmiş. Çanakkale cephesinden gönüllü olarak Irak cephesine gitmeden çok kısa süre Düzce'deki evinde kalan Yahya dedemiz, eşi Selmet Hanım'a (büyük babaannemiz) şöyle demiş: Eğer ileride dönemezsem Orhan 'hiç baba kokusu almadım' demesin. Herkes elden ayaktan çekilince minik Orhan'ı kucağına alarak sevmiş, kucaklamış, koklamış. (O yıllarda babaların çocuklarını insan içinde sevmemesi gibi katı adetler mevcuttu)”

 

EŞE YAZILAN EDEBİYAT ŞAHESERİ MEKTUPLAR

 

Yahya Kazokoğlu, konuşmasını ailenin gözü gibi sakladığı mektuplara getirerek noktalıyor:

"Dedemin eşi Selmet Hanım'a yazdığı mektupları okuduğumda benim dikkatimi çeken husus yazımda kullanılan dilin çok düzgün ve edebi bir Türkçe olmasıdır. Bildiğim kadarıyla o yıllarda Düzce'de idadi (lise) yoktu. En fazla rüştiye (ortaokul) mevcuttu. 105 yıl sonra 2020 Düzce’sinde bazı çocuklarımızın değil giriş, gelişme, sonuç disipliniyle kendini en güzel bir şekilde ifade eden bu gibi mektupları yazmaya kabil olmak; bir dilekçeyi bile düzgün yazmaya yetkinlikte olmadıklarını üzülerek görüyorum. Bu vesile ile yaptıkları fedakârlıkla altın harflerle yazılmış olan unutulmuş, unutulmammış tüm insanların aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum. Çanakkale Zaferi'nin 106. yıl vesilesiyle tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun"

Yahya Necati’nin cephede kaleme aldığı o mektuplarda ne yazıyordu?

O heyecan verici ve duygu satırları da yazı dizimizin yarın yayınlanacak son bölümüne bırakalım…

 

ŞEHİT YAHYA NECATİ BEY'İN OĞLU RIDVAN KAZOKOĞLU

Çanakkale ve Irak cephesinde bulunan Düzceli Yahya Necati Bey'in oğlu (Torun Yahya Kazokoğlu'nun dedesi) Rıdvan Kazokoğlu'nun atlı bir hatıra fotoğrafı

 

 

ŞEHİT YAHYA NECATİ'DEN YADİGAR KALAN 4 YETİM

28 yaşında iken Düzce'ye dönüş yolunda amansız bir hastalığa veya ağır bir yaralanmaya maruz kalıp şehit olan Yahya Necati Bey, geride 4 yetim evlat bırakmıştı. Fotoğrafta (soldan sağa) Yahya Bey'in yetim çocukları İrfan, İhsan, Rıdvan, Orhan görülüyor...

 

 

 

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ticaret Ltd. Şti. (www.duzcepostasi.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

E-Gazete

  • 24.01.2022

E-Gazete Arşivi

Resmi İlanlar